Uşak Muharip Gaziler Derneği Başkanı İsmail Soyöz İle Söyleşi

Uşak Muharip Gaziler Derneği Başkanı İsmail Soyöz İle Söyleşi
banner475
banner471

Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Adım İsmail SOYÖZ, 3 Aralık 1947 aslen Uşak doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve erkek sanat endüstrisini 1965 yılında bitirdim. Aynı sene Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümüne devam ederek 1972 yılında mezun oldum.

Babam benim sanat okulu 5. sınıf”ta vefat ettiği için ben de Bayındırlık Bakanlığı’ndan burs alarak üniversite tahsilimi tamamladım. Bu safhada Bayındırlık Bakanlığı’nda 4 yıl burs aldım. 2 yıllık mecburi hizmetimi eskiden Yapı İşleri Bayındırlık Bakanlığı olarak geçiyorken şimdi Çevre İl Müdürlüğü oldu ve ben de 2 sene mecburi hizmetimi tamamladım, 2 sene de Uşak Bayındırlık Müdürlüğü’nden 1976 yılında ayrıldım. Şuan da ise Uşak’ta 40 yıldır Serbest Mimarlık görevine devam etmekteyim.

Bu arada da iki tane çocuğum var. Birinin ismi Burcu diğeri Engin. Biri İstanbul’da diğeri ise İzmir’de görev yapmaktadır. Ben de Uşak’ta Gazilere sosyal hizmet olarak kendimi adadım ve burada görev yapmaktayım.

Askerlik ve Gazilik anılarınızdan bahsedebilir misiniz?

Ankara Mamak Muharebe okulunda eğitim gördükten sonra kura sonucu Adana Kolordu Muharebe bölümüne atandım. O arada Telli Takım komutanıydım ve 40 tane erim vardı. Bu safhada kendim kolordu inşaat işleri ile ilgilendim. Çıkartmada benim bir tane başçavuş’um 7 kişilik Tim ile bir helikopterden Beş Parmaklar’a indiler. Biz de bir gün sonra gemi ile Kıbrıs’a çıkartmaya katıldık. 40 erim ile 28-30 tümen ile irtibatı sağlıyorduk. Biliyorsunuz genellikle telsizlerde frekansa girdiğinizde dinlenme imkanı fazladır. Bu safhada biz kabloları çekip ve gündüz askıya almak mümkün olmadığından telli irtibatın tanklar yürüdüğü zaman ezmesinden dolayı gece saatleri iki üç gibi veya hangi saat olursa olsun tümen komutanları arayıp hatları tekrar düzeltmeye gidiyorduk. Telli irtibata saplama yapılamadığı için konuşma mümkün olmaz. Genellikle bizim asker anılarımız Eoka ve Rumların orada bulunan Kıbrıs Türklerine çok işkence yaptıklarını gördük ve bundan dolayı da Kıbrıs’a çıkartma yaptık. Güzel bir barış harekatı oldu. Biz esasında Girne’ye çıkartma yapılsa idi barış harekatının başarılı olması beklenemezdi. Orta Köy’ün %90’ı Türk Girne’nin ise Rum’du. Rumlar şöyle bir sözde bulunmuşlar: “Bunlar Türk bölgesine gelir düşüncesi ile tanklarla çevirmişler eğer onların dedikleri yere çıkartma yapılsaydı Kıbrıs Barış Harekatı iyi bir şekilde sonuçlanmazdı. Biz de Girne’ye çıkartma yapınca sonuç güzel oldu.”

Kıbrıs’ta ilk önemli çalışmanız nerede ve nasıl oldu?

Kıbrıs’ta ilk gemiyle çıkınca benim Tim’im boğaz bölümünde yedi kişilik Tim’im Beş Parmaklar’ın arkasında Lefkoşa’ya doğru boğaz bölümünde görev yapıyorduk. Biz hemen başladığımız boğazlarda 28-30 kişiyle telli irtibatı sağlamaya çalıştık. Komutanımız Kolordu komutanı Nurettin Ersin Paşa idi. Biz iki tümene telli irtibatı sağlamak ile görevlendirildik ve çalışmalarımız başarılı bir şekilde gerçekleşti.

Savaş dönüşünde sosyal hayata adapte olma sürecinizi anlatabilir misiniz?

Genellikle savaşlarda  ister istemez psikolojimiz biraz bozulur. Kıbrıs’a çıkartma yaptığımızda kumanya filan yoktu. Geri hizmet olmamıza rağmen muharebede ben 1 hafta boyunca keçi boynuzu ile idame ettim. Marketler doluydu ama zehirlidir diye o gıdaları tüketemedik. Askerleri de bu yönde bilgilendirdik. Ben izne geldiğimde ailem beni hiç tanıyamadı. 45 kiloya düştüm. Oradaki psikoloji, yaşam şartları diğer er arkadaşlarımı da çok etkiledi. Bir müddet belirli tedaviler ile normal hayat şartlarına alıştık. İnsanlar Gazi olmayı kolay sanıyorlar ama zor şartları bize sormalarında fayda vardır.

Savaş esnasında yaşadığınız ve sizi çok etkileyen birkaç anınızdan bahsedebilir misiniz?

Şöyle anlatayım 2. harekata 14-16 postu arası Girne de hat çekiyoruz. O sırada Girne de bir tane Türk kadını bir kısmı evlerinde kalmış kadın Başçavuşuma hakaret ediyor siz gelmeden önce biz çok iyiydik. Bu sözleri duyan askerlerimi zor tuttum ve işte böyle durumlar oldu. Bazen de telefon ve kablolarımız yetişmedi, bezen de Rum kabloları çekerdik. Komutanların erzak ve malzemelerinde eksiklik olduğu zaman onları tamamlardık.

Gazilik nasıl bir duygu?

Türk vatanseverliğini, Türk kahramanlığını ve Türk fedakarlığının bir sembolüdür. Gaziler şöyle ki, Çanakkale Savaşı’ndan beri düşmanla savaştıkları zaman ölürse şehit, yara alırsa Muharip Gazi ve savaşa katılan kimseler Gazi sayılırdı.

Devletimizden, milletimizden maddi bir şey beklemeden böyle bir fedakarlık yapmışızdır. Bizim de Türk halkının bizi Gazi onuru ile onurlandırması kafidir.

Güncelleme Tarihi: 05 Nisan 2019, 09:03
banner473
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER