İŞİNE HARAM KARIŞTIRANLARIN ÜSTÜN GAYRETİYLE FETÖ’CÜ REKTÖR SAİT ÇELİK OLMAK…

İŞİNE HARAM KARIŞTIRANLARIN ÜSTÜN GAYRETİYLE FETÖ’CÜ REKTÖR SAİT ÇELİK OLMAK…
banner604

FETÖ Kriteri Olarak   Aktif Sen..

Diğer bir FETÖ kriteri ise  FETÖ sendikalarında kurucu, yönetici veya üye olmak olarak belirlenmişti. FETÖ’cüler bir çok sivil toplum örgütüne ya ele geçirerek ya da yenilerini kurarak baskı grubu oluşturma ve böylece yönetime hakim olma stratejisi güdüyorlardı. Bu nedenle binlerce üyesi olan yüzlerce dernek, vakıf, sendika vb. yapılar oluşturmuşlardı. Uşak örneğinden yola çıkarsak, valilik dernekler masasını ele geçirip bir çok sahte imzalarla kağıt üzerinde dernekler kurmuşlardı. Uşak valiliği dernekler masasındaki FETÖ’cü müdürün aktif olduğu zamanları hep beraber yaşadık. Böyle bir ihmalin bedelini bir çok masum insan ödedi. Zira  FETÖ şüphelisi konumuna sokulanlardan, biz böyle bir dernek kuruluşunda yer almadık, haberimiz yok diyen  ve gerçekte de sahte imzalarla açılmış derneklerden dolayı insanların zarar gördüğü  bir vakıadır.

Şahsen ben  hiç bir FETÖ sendikasına kurucu, yönetici ve üye olmadım. Böyle bir şey hatır için dahi olsa mümkün olmadı. Zira  ilk dört bölümde ortaya koyduğum zihinsel yapım ve dünya görüşüm buna izin vermezdi. Bir yöneticinin FETÖ’ye nasıl baktığını onun kurumuna bakarak anlayabilirsiniz. Özellikle üniversite gibi özerk yapılarda bu çok daha net olarak görünür.  FETÖ’ye tavizsiz bakışım personelim tarafından da çok iyi  biliniyordu.  Nitekim  1100 civarında personelimden  bir tek kişi bile   FETÖ sendikası olan Aktif-Sen üyesi değildi. Bu durum üniversitemde FETÖ’cü yapılanmaya izin vermediğimin  açık göstergesidir. Bu nedenle  üniversitede FETÖ’ye sempati ile bakabilecekler dahi  üye olmaya cesaret edememişlerdir.  Şahsım rektör olduktan sonra  üniversitedeki yetkili sendika el değiştirerek Eğitim Bir Sen oldu ve  tutuklanana kadar da öyle devam etti.

Halbuki Uşak Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğünde çalışan öğretmenlerin de dâhil olduğu 5400 çalışandan 290 tane Aktif-Sen üyesi tespit edilmişti. Milli eğitim teşkilatı, üniversiteye göre siyasi ve bürokratik etkiye daha fazla açık yapıdır. Bu süreçlerde az veya çok Aktif SEN üyesi olması normal olsa da üniversitede bir tane bile olmaması savcılık tarafından değerlendirilmesi gereken bir husustu. Üniversitelerde akademik kadro  alımları  Milli Eğitim’e göre, rektörün daha fazla kontrol edebileceği  alanlardır.  Yönetimde keyfilikten uzak bağlayıcı prensipleriniz olursa ve FETÖ’cü dekan, müdür atamaz ve bunları iyi denetlerseniz FETÖ’cülerin kadrolaşma yapmaları zorlaşır. Bu iş bu kadar basittir aslında!

Görev dönemimizde  yönetici atamaları titizlikle yapılmış ve liyakati esas alan şeffaf bir yönetim anlayışıyla hareket edilmiştir. Bu yüzden  FETÖ’cüler   Uşak üniversitesinde kadrolaşamamışlardır. Neticede  görevi başında FETÖ’den tutuklanan  bir tek dekan, müdür, bölüm başkanı söz konusu olmamıştır. Görev dönemimde  büyük atılımlar yapan  Uşak Üniversitesi  gerçek ihtiyaçlar üzerinde  gelişirken   hiçbir grubun, kliğin ve yapının da öne geçmediği bir kurum olmuştur.

FETÖ’cü Sivil Toplum Örgütleri..

 Diğer bir FETÖ tespit  kriteri,  FETÖ vakıf ve derneklerine kurucu, yönetici ve üye olmak olarak belirlenmiştir. Otuz yılı aşkın akademik hayatım boyunca eğitim içerikliler de dâhil olmak üzere hiçbir bir FETÖ derneğine kurucu, yönetici ve üye   olmadım. Savcılık ve mahkeme ellerindeki resmi kayıtlardan bunu çok iyi biliyordu. Bu da  lehime bir delil olduğu için görmemezlikten gelinmişti.Ancak  şahsıma kumpas kuranların içinde FETÖ’nün hukuk derneği başkanlığı yapmak da dahil olmak üzere pek çok kişinin FETÖ derneklerine üyeliği bulunuyordu.

FETÖ Okulları Yurtları ve Dershaneleri

Bizim öğrencilik dönemlerimizde FETÖ okulları olmamakla birlikte yurt ve öğrenci evleri  vardı. Öğrenciliğimde bu yapının öğrenci yurdunda ve evlerinde kalmadım.  Ücretsiz okutulma teklifi aldığım halde dört çocuğumun hiç birisini FETÖ okullarına göndermedim. Yurtlarında ve evlerinde  de asla kalmadılar. Savcılık ellerindeki kayıtlardan bu hususları da  gayet iyi biliyordu. Ancak  bunu da dosyaya koyma gereği duymamışlardı.  Neden?

Halbuki hakkımda işlem yapan  yargı mensuplarının  bu yönüyle FETÖ ile bir çok iltisak ve irtibatı mevcuttu. Mesela dönemin başsavcı vekilinin daha önce görev yaptığı yerler olan Manavgat, Bandırma ve Antalya’da (17/25 Aralık süreci de dahil olmak üzere 2015 yılına kadar) çocuklarını FETÖ okullarında okutmuştu.  İki kızından birini 7 yıl diğerini de 8 yıl FETÖ okullarına göndermişti. Yine 17/25 Aralık sürecinde kızlarını FETÖ organizasyonu ile Balkan gezisine göndermiş, kendisi de Güney Afrika Cumhuriyeti şehri olan Cape Town’a uçak biletleri alındığı halde Afrika gezisine katılmaktan son anda vaz geçmiştir.

 Disiplin dosyası hayli kabarık olduğu ve  sol tandanslı olduğu bilinen fakat son zamanda ülkücü geçinen, bozkurt resimleri paylaşan  sayın terör savcısının çocuğu ise 17/25 Aralık sonrası dahil Uşak FETÖ okulunda öğrenim görmekteydi.

Diğer yandan eski başsavcının ise 1989-1993 yılları arasında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenciliği sırasında FETÖ evlerinde kaldığı, FETÖ’nün karargahı durumundaki Altunizade yurduna sürekli gelip gittiği ve sohbetlere katıldığı, mezuniyet sonrası hakimlik savcılık eğitim merkezinde de FETÖ evlerinde kaldığı, Adalet Bakanlığına FETÖ referansı ile girdiği, FETÖ’nün HSYK’ya hakim olduğu dönemde başsavcı olduğu ve kritik HSYK seçimlerinde FETÖ’nün yargıdaki önemli isimlerinden  adalet müfettişi savcı Ahmet Cemal Gürgen  ile temas halinde olduğuna dair ciddi HTS kayıtları olduğu iddia edilmektedir.  İşin vahim olanı,  başsavcı bu iddiaları   sukutla geçiştirmiş  ve dört ay kadar sonra bunu yazan basın kuruluşunun sahibini ve bir akademisyen yazarı    tutuklatarak cevap vermiştir. Dahası bu gerçekleri yazanların,  Ordu kripto operasyonu çerçevesinde tutuklandıkları  basına servis edilerek haysiyet cellatlığı ve algı mühendisliği yapılmıştır. Ayrıca şehir merkezinde, jandarmaya operasyon yaptırılması da manidardır. Bu iki arkadaş benimle ilgili gerçekleri yazdılar diye uzun süre mağdur edilmişler elan da mağduriyetleri devam etmektedir.

 MİT Raporu Talebim 

Savunmam sırasında FETÖ’cü olup olmadığımla ilgili soruşturma savcılığına dilekçe ile müracaat ederek savcılığın MİT’e müzekkere yazıp  hakkımdaki MİT raporunu  talep etmesini istedim. Çünkü Cumhurbaşkanımız tarafından 17/25 Aralık sonrası atanan bir rektör olarak FETÖ’cü olmadığımı devletimin bildiğinden emindim.

FETÖ’cü Rektör Adayı 

2011 yılında ilk rektörlük seçimlerinde aday olduğumda, FETÖ’cüler Türki Cumhuriyetlerden birinde kendi üniversitelerinde rektörlük yapmış birisini karşıma aday olarak çıkarmışlardı. Bu kişi seçime hazırlanırken,  FETÖ’nün önde gelen isimlerinden olan Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali TEKALAN ile birlikte Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den ödül alırken çekilmiş fotoğraflarını da koyarak cazip bir web sayfası da hazırlamıştı.

Organizasyonda çok profesyonel olan FETÖ’cüler, rektörlük gibi kritik bir mevkie iki FETÖ’cü aday çıkartıp birbirlerine rakip etmeyeceği açıktır.  Bu aday, üniversiteden teveccüh görmeyince seçim kampanyasına devam etmemiş ve tarafını açıklamadan sessiz sedasız Uşak’tan ayrılmıştır. 15 Temmuzdan sonra bu şahsın FETÖ’den yargılandığını işittim.

 Şu anki rektör olan Ekrem SAVAŞ da o dönemde rektör adayı idi. Üniversitede şahsıma olan destek ön plana çıkınca Ekrem SAVAŞ diğer aday gibi tarafını belli etmekten kaçınmamış, bir basın bildirisi ile rektör adaylığından lehime çekilmişti (//www.hurriyet.com.tr/ege/rektorluk-ittifaki-17396256).

Savcılık  Şahsımla İlişkilendirmeye Çalıştığı Ömer YEŞİL Konusunda da Art Niyetliydi!

2011 yılında rektörlük görevine başlamadan önceki dönemde, Uşak Üniversitesi Cami Yaptırma Derneği Başkanlığı’na getirilen   FETÖ’cülerin  Uşak’ta bilinen  isimlerinden firari Ömer YEŞİL, 2011 rektör ataması arifesinde, o günkü İl Müftüsü Fuat ALTINTAŞ ve dönemin rektörü Adnan ŞİŞMAN  ile birlikte Ankara’da çeşitli yerlere uğrayarak  Adnan Şişman  lehine  kulis yapmışlardı. Bu çerçevede Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı başdanışmanı Bahaddin CEBECİ ile birlikte yemek yemişler ve Adnan ŞİŞMAN’ın tekrar rektör atanması için ricacı olmuşlardı.

Rektör atandıktan sonra  Cami derneği olarak şahsıma hayırlı olsun ziyaretine geldiklerinde bunları yüzlerine karşı ifade ettiğimde kulis yaptıklarını itiraf etmişlerdir.  Bu konuşmada,  üniversite caminin yerinin kampüsün bir ucunda olmasından dolayı  yer seçiminin uygun olmadığını kendilerine ifade etmiştim. Onlar da cami derneği olarak  yer tercihinin kendilerine ait olmadığını, rektörün öyle uygun gördüğünü söylemişlerdi.  Yine kendilerine “üniversitenin hiçbir yerinde öğrencilerin ve personelin ibadet edebileceği  bir mescit olmadığını, Cami Derneği olarak rektöre söyleyerek mescit açtırabilirdiniz” diyerek  samimi duygularımı iletmiştim.  Dönemin  şartları gereği rektöre söyleyemedik dediler. Bunun üzerine “mescit ihtiyacını rektöre söyleme cesareti gösteremiyorsunuz ancak  aynı kişinin tekrar rektör atanması için Ankara’da kulis yapıyorsunuz, bu nasıl oluyor” dedim. Ömer YEŞİL sükut ederken  Müftü bey ise “hocam ben Uşak’a yeni geldim. Cami için yardım toplamak üzere Ankara’ya gittiğimizi düşünürken kendimi bu kulisin içinde buldum” diyerek bu hadisedeki konumunu açıklamak zorunluluğu hissetmişti. 

Bu geçmişi bilmeyen Savcılık ve mahkeme, Cami Derneğinden dolayı benim  Ömer YEŞİL ile örgütsel bağlılık içinde olduğumu iddia ediyordu. Ömer YEŞİL’le hiçbir örgütsel bağımızın olmadığını ispat cihetinden 2011 Mayıs ayında geçen bu olayın şahitleri olarak   cami derneği üyelerinin  ve dönemin müftüsünün tanık olarak dinlenmesini defalarca  talep ettim. Gerek savcılık, gerek mahkeme bu taleplerimi de reddetti.  Bu konuda savunma hakkımı kullandırmazken Ömer YEŞİL ismi, şahsıma ceza verilmesine gerekçe yapıldı!

Paralel Yapı’nın Nisan 2015 rektörlük seçimlerinde kimi desteklediği gerek devletin ilgili birimlerince gerekse de üniversitede yaşayanlarca bilinmektedir. Aleyhimde yalancı tanıklık yapan Selcen Özyurt ULUTAŞ polis fezlekesindeki beyanında ve CİMER’e gönderdiği şikayet dilekçesinde FETÖ’cülerin özellikle hangi rektör adayını desteklediğini yazmıştır.  Kendi desteklediği adayın atanmasını da garanti altına almak için desteklediği Rıfat Okudan dışındaki tüm adayları ve hatta aday olma ihtimali olan tüm profesörleri FETÖ’cü olarak ispiyon etmiştir. Bu gibi hastalıklı ve maksatlı  görüş sahiplerinin tanıklığı maalesef doğru kabul edilerek cezalandırılmama gerekçe yapılırken bizim gösterdiğimiz tanıklar dinlenmemiştir.

Dönemimde Uşak Üniversitesi Hızlı Bir İvmeyle Dünya Üniversitesi Olmuştu

Uşak Üniversitesi FETÖ’cülerin kadrolaşamadığı üniversitelerin başında geldiği gibi Türkiye gerçeklerinden hareketle bir başka grubun da öne çıktığı, yapılandığı bir üniversite de olmamıştır. Liyakat ve adalet esasına dayalı olarak Türkiye’nin her kesimine kucak açmış hatta yabancı uyruklu hocaların da görev yaptığı, dünyanın her yerinden misafir öğrencilerinin olduğu bir dünya üniversitesi olmuştur.

Yapılanların ve başarının bir göstergesi de karşılaştırmadır. Aşağıdaki çizelgede üniversiteyi temsil eden önemli göstergeler, dönemler itibariyle sunulmuştur:

 Kuruluş Süreci

 Önceki Dönem

 Görev Dönemim

 Sonraki Dönem

Birim ve Kişi Sayıları

 1986-2008

2008-2011

 2011-2016

  2016-2020

Enstitü

            0    

       2

        3

         3

Fakülte

            4

       5

      12

       12

Yüksek Okul

            1

       1

        3

         3

MYO

            6

       7

      11

       11

Program ve Bölüm

          50

     66

    198

     202

Yabancı Uyruklu Öğrenci

            0

        0

   4000

Toplam Öğrenci

     8675

 9714

 33128

 29813

Profesör

            8

        9

        63

        78

Doçent

            4

        9

        68

        72

Dr. Öğretim üyesi

          71

   114

      261

      295

Çizelge incelendiğinde görüleceği gibi Uşak’ta üniversiteleşme süreci 1986 yılında Meslek Yüksek Okulu kurulma kararı ile başlamıştır. 2008 yılına kadar 20 yıllık süreçte 4 Fakülte (İktisadi idari Bilimler, Eğitim, Fen Edebiyat ve Mühendislik Fakülteleri), 1 Yüksek Okul (Sağlık Bilimleri Yüksekokulu) ve 6 Meslek Yüksek Okulu kurulmuştu.

Yine bu süreçle birlikte 2008 yılına gelindiğinde 8 profesör, 4 Doçent, 70 Dr. Öğretim görevlisi ile 8675 öğrenci sayısına ulaşmıştı. Şahsımdan öncesi  dönemde ise 2006 yılında kuruluş kanunu ile Güzel Sanatlar Fakültesi eklenerek fakülte sayısı 1, meslek Yüksek Okulu sayısı 1 Program sayısı 16, Profesör sayısı 1, Doçent sayısı 5, Dr. Öğretim görevlisi sayısı 44, öğrenci sayısı ise 1039 adet artmıştır.

Görev dönemimde fakülte sayısı 7, Yüksek Okul sayısı 2, Meslek Yüksek Okulu sayısı 4, Program ve Bölüm sayısı 132, Profesör 54, Doçent 59, Dr. Öğretim Görevlisi 147 adet artarken , toplam öğrenci sayısı 23414 adet artmıştır.

Görev dönemimden önce Uşak Üniversitesinde yabancı uyruklu öğrenci bulunmuyordu. Rektörlük görevine başladıktan sonra yabancı uyruklu öğrenci alımları başlamış ve 4000 ’li rakamlara ulaştırılarak   Türkiye’nin en çok yabancı uyruklu öğrenci sayısı itibariyle 7. Üniversitesi olmuştur.  Kumpas sonucu görevden uzaklaştırılmam ile birlikte Uşak Üniversitesinde yeni bir Fakülte, Yüksek Okul ve Meslek Yüksek Okulu ilave edilmemiş ancak öğrenci sayısı 3315 adet azalmıştır. Yabancı öğrenci sayısı da buna mümasil olarak ciddi olarak düşmüştür.

Görev yaptığım 5.5 yıl süre içerisinde Tıp, Diş Hekimliği ve İslami İlimler Fakülteleri’nin de içinde olduğu 7 yeni  fakülte, 2 Yüksek Okul, 5 Meslek Yüksek Okulu, 15 Araştırma Uygulama Merkezi, Teknoloji Geliştirme Merkezi ve Teknopark’ın kuruluşu gerçekleşmiş ve eski fakültelere yeni bölümler açılarak Uşak Üniversite 2-5 kat büyütülmüştür. Fiziksel mekan ve Öğretim üyesi sayısı birkaç kat artmıştır. Üniversitenin kapısı şehre ve bölgeye açılmış, çok istenen/özlenen Üniversite-Sanayii işbirliği gerçekleşmiştir

(https://www.usakhabermerkezi.com/egitim-ogretim/deri-sanayicileri-ve-universiteden-ortak-proje-h4796.html).

Mühendislik ve MYO öğrencilerimiz uygulamalı   eğitim fırsatı elde etmişlerdir. (https://kms.kaysis.gov.tr/Home/Goster/58795?AspxAutoDetectCookieSupport=1). (//www.usakolay.com/gundem/universite-sanayi-isbirligi-icin-protokol-imzalandi/2580). Diğer yandan da Eğitim (https://www.star.com.tr/ege/tupragtan-usak-universitesine-42-derslikli-egitim-binasi-haber-720104/) ve İslami İlimler Fakültesi Binaları ile Kampüs Merkez Camii hayırseverlerimizce yapılmıştır (//www.hurriyet.com.tr/yazarlar/vahap-munyar/usak-a-borcum-vardi-islami-ilimler-fakultesi-kentin-nur-u-olacak-27638063.) Öğrencilerimize pek çok alanda işadamlarımızca sponsorluklar kazandırılmış ve mezuniyet sonrası istihdamı için de sözleşmeler/protokoller imzalanmıştır (https://www.memurlar.net/haber/323077/usak-universitesi-girisimci-ogrenci-yetistirilecek.html) (//www.yesilbanazgazetesi.net/haber-arsiv-3876.html).

Bütün bunlar ancak resmi ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği ve başarılı bir koordinasyon ile mümkündür. Uşak Üniversitesinin resmi kuruluşundan bu yana 11 yıl geçmesine rağmen ÖSYM tercihlerinde (//www.milliyet.com.tr/usak-universitesi-10-yilinda-en-cok-usak-yerelhaber-1314454/), yabancı uyruklu öğrenci ve hoca sayısında en Türkiye’de en önlerde olduğu resmi istatistiklerle basına yansımıştır (https://www.haberler.com/usak-universitesi-rekora-kosuyor-8952434-haberi/). Sayın Cumhurbaşkanımızın tutuklanmamdan önce açıklayarak onurlandırdığı, ek bütçe ve kadro desteği sağlayan beş pilot üniversiteden biri Uşak Üniversitesi olmuştur (//www.milliyet.com.tr/usak-universitesi-ilk-5-e-girdi-usak-yerelhaber-1603831/). Her yıl açıklanan akademisyenlerin başarısını ve çalışkanlığını gösteren Akademik Değerlendirme Sistemine göre 2016 yılında 120’nin üzerindeki devlet üniversitesinin içinden Uşak Üniversitesi 10. olmuştur (https://www.memurlar.net/haber/646607/devlet-universitelerinin-akademik-tesvik-karnesi.html).

Personelinin, öğrencilerinin ve misafirlerin her istediğini bulabildiği bir yaşayan şehir niteliğinde bir kampüs inşa edilmiştir. Uşak Üniversitesi, Türkiye ve dünya üniversite tecrübesinin bir birikimini yansıtmaktadır. Böyle büyük bir başarı ancak liyakat ve adaletin esas alındığı bölgeyle ve Ankara’yla  iyi bir koordinasyonla ve çok ama çok çalışmakla mümkün olabilir.

Görev sürem boyunca gün geçmiyordu ki yerel ve ulusal basında Uşak Üniversitesinin projelerinden ve başarılarından bahseden bir haber çıkmıyor olsun. Uşak Üniversitesi bir takım ruhu ile çalışıyor ve  sürekli yeni fakülteler, eski fakültelere yeni bölümler açılıyordu. Yeni kütüphane, öğrenci merkezi, kongre kültür merkezi ve fakülte binaları hayırsever işadamlarının da desteğiyle arka arkaya başlayıp bitiyordu. Böyle önde olmanın, üniversitedeki ve halk nezdindeki memnuniyetin gittikçe  artması bazı mihrakların kıskançlık duygularını kamçılamıştı. Bunda ne yanlışlık olabilirdi?  

Bütün suçum tekrar rektör adayı olup hocaların ve de YÖK’ün güçlü desteğini alıp Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından yeniden rektör olarak atanmak mıydı?

Türkiye’nin model bir üniversitesindeki başarıyı ve ahenkli çalışmaları  birilerinin sabote etmeye ne hakları vardı! Bütün bunları yapanlar Uşak’a Uşaklı ’ya  ve ülkeye ihanet etmişlerdir. Kişi ve grup çıkarı için FETÖ ile mücadeleyi istismar ederek yetkilerini kötüye kullananlar ve bu kişilere yardımcı olmak için iftiralarla dinlerini yıkanlar bugün gelinen noktada ne düşünüyorlar bilmiyorum. Ancak geçen 4 yıldan sonra lafla peynir gemisinin yürümediğini görmüş olmamalılar. Ziya Paşa’nın dediği gibi:

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

Kazım ŞEN

banner600
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER