UŞAK BAŞSAVCISI MUSTAFA GÜMÜŞ VAKASI!

Başsavcı bana takmış içeri atacakmış. Sadece beni değil Kazım ŞEN’le Hakan KORUK’u da içeri atacakmış. Kim yayıyor  bu dedikoduları?  Sezayi DAŞDEMİR/İLBEYLİ  ve belediye medyası!  Bu arkadaşlar Başsavcılığın sosyal medya timleri.   Bu işleri son 1.5 yıldır aralıksız yapıyor,  hakkımızda   medya malzemeleri üretiyorlar. Malum başsavcımız soruşturmalarının  başlangıcını bu medya malzemelerine dayandırıyor!  Rektörün  iddianamesinde  “DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ” başlıklı bölüme  “Şüpheli Sait ÇELİK'in, FETÖ silahlı terör örgütü içerisinde yer aldığına ilişkin iddiaların 2013 yılından itibaren basın ve BİMER'e yapılan müracaatlarla dile getirilmeye başlandığı,” şeklinde girişi var. Basında varsa, BİMER’e de şikayet  yapılmışsa gerçektir!  Başlasın soruşturma! 
  Başsavcının hukuka uygun olmayan mesleki uygulamaları  ve  konumu  32 avukatın yargılanmasında iyice aşikâr oldu. Tek başıma maalesef  anlatamadım. Çünkü kurulan çıkar şebekesi organizeydi. Şükür ki,  geçtiğimiz iki günde gerçekleşen ve 32 avukatın  BERAATIYLA  sonuçlanan bu  dava  tüm ülkeye gerçekleri anlattı.  Bu davada ne gördük?  Savcılıkça  temin edilerek şikayetçi yapılan mahkumlar vasıtasıyla 32 avukata 10’ar yılla dava açılmış olduğunu gördük. Öncelikle şikayetçi yapılan mahkumların hepsi de mahkemede şikayetçi olmadıklarını söylemişler.  Bir tanesi savcı Ferhat DEMİRCİ tarafından yönlendirildiklerini söylemiş.  Bir başkası  şikayetçi olmadıklarını söylerken “yıllarca onlara para verdiniz dava edin” denilerek telkinde ve teşvikte bulunduklarını ifadeye koymuş. 
Ne o öyle?  Haddine mi düşmüş avukatların başsavcıyı protesto etmeleri, eleştirmeleri, lafının üstüne üstüne laf söylemeleri!
Sonuç 32 avukat da beraat etmiş.  Peki, Türkiye gündemini işgal eden davanın arka planındaki faciayı fark ettiniz mi? Ya mahkum olsalardı!  Ya bu açık  gerçekler saklanabilseydi. Tertip ortaya çıkarılamasaydı!   Mahkeme hukuka aykırılığı tespit edemeseydi!  Uşak’ta gerçeklerin saklanabildiği böyle kaç dava var?   Tahmin edebileniniz var mı?   Bir kere oluyorsa birçok kez olma ihtimali yüksektir.  Başsavcı atandığı tarihten itibaren  buna benzer kaç olaya sahne oldu Uşak?  Bazı suç ve suçluların alenen himaye edildiğini görmedik mi?  Kazım ŞEN’i ve Hakan KORUK’u  dağa kaldırıp tehdit/darp/gasp faillerinin,   suç mahallinde bıraktıkları iş makinesinin anahtarına uygun iş makinesi üç ay sonra arandı!  Yani deliler karartıldıktan sonra!   Tesadüf bu ya! Bu failler belediye şirketinin çalışanlarıydı! Sadece bu gerçek  bile bazı  suçlular için Uşak ilinin suç cenneti olduğunu göstermiyor mu?  
Bütün bunlar bir takım FETÖ teknikleriyle yapıldı. Taktik şöyle gelişti.    Hedefe konulanlara  bazı tetikçiler tarafından itibar suikastları yapıldı. İtibar suikastçılarına dava açılması mümkün olmadı.  Savcılık, mağdurların şikayetleri hakkında   takipsizlik kararları verdi. Savcılık tarafından AV haline getirilenler,  rektör örneğinde olduğu gibi,  hukuk korumasından mahrum bırakıldılar ki, kolay AVlansınlar!  Kendimden  net bir örnek vereyim.     Benim üzerime Savcılıktan aldığı teknik ve taktiklerle Nurullah ÇAVUŞOĞLU, MHP il Başkanı Muhterem KURUÇAY onun akıl hocası Sezayi DAŞDEMİR gibi  kişiler salındığı kanaatindeyim.   Elimde vidoları mevcut.  ÇAVUŞOĞLU  başsavcı vekili ile konuştum şöyle olacak böyle olacak diye bilmiş bilmiş  konuşuyor. Kullanıldığını fark etmiyor!  FETÖ’den ifadeye çağrılacakları bildiğini söylüyor. Rektörü  ve beni FETÖ’cü ilan ediyor.   Soruşturmayı yapan başsavcı vekilinden  doğrudan bilgi aldığını  açık açık ifadeden kaçınmıyor. Çünkü savcı yol vermiş.   Rektör alınmadan 2-3 ay evvel başsavcı vekili demiş ki, rektörü de  belediye başkanını da FETÖ’den  alacağım.  
Savcı rektörü alacak ve basında FETÖ’cü olarak adı çokça geçsin  istiyor.   Belediye başkanını sevmeyen  ÇAVUŞOĞLU’nu yemlemek için, belediye başkanının adını da  zikrediyor.   Savcının  amacı ÇAVUŞOĞLU üniversitede hedef gösterdiği rektöre ve bana rahatça saldırsın. İtibarımızı yerle bir etsin!  
    ÇAVUŞOĞLU,   üzerinde gizlilik olan bir dosyayla ilgili olarak, ben kimim ki,  bu başsavcı  vekili bana bilgi veriyor,  diye sorsa işi çözecek. Ama böyle bir sorgulama yapabilecek  birikimi yok!  
 İşte  beni alenen FETÖ’cü ilan eden bu  ÇAVUŞOĞLU adlı gazeteci arkadaşı    savcılığa şikayet ettim. Bahadır SAKAOĞLU   anında takipsizlik kararı verdi.  Bir vatandaşı  FETÖ’ye, terör örgütüne  isnat etmek hakaret sayılmadı.  Galiba kendilerinin yol verdikleri  adamlar hakkında dava açmayacak namusları  vardı!   Dahası var. Bir makalemde  “Şahsen ben darbe gecesi İstanbul’da tankların karşısındaydım. Ne olduğunu çok yakından müşahede fırsatı buldum.  Tankların dolaştığı üzerinden uçakların uçtuğu, milletin kahramanca direndiği ve vahşice katledildiği bu ortama tiyatro diyenlerin alayının hain ve şerefsiz olduğunu  biliyorum” dediğim için, darbeye tiyatro diyen Nurullah ÇAVUŞOĞLU’nun şikayetiyle  aleyhime  dava şak diye açıldı.  Davayı hangi savcı açtı?   Haklarında dava açılan avukatlar için şikayette bulundurulan mahkum   “bizi savcı Ferhat DEMİRCİ yönlendirdi” demiş ya! İşte o savcı.     Tesadüf işte!    
Uşak Başsavcısı  şahsımı  hasım bellemiş dosyamızı  kimliği belli olamayan ihbar mektuplarıyla doldurmuş. Son bir hamle kalmış ve harekete geçmiş. 
Terör savcısı SAKAOĞLU, Üniversitede kopya soruşturması geçiren ve bu nedenle  rektörden ve benden nefret Volkan TURAN’la dostmuş.  Savcı  tutukladıktan on gün sonra FETÖ şüphelisi Kenan AKARBULUT’u cezaevinden  odasına getirmiş. Kenan AKARBULUT’un apartmandan komşusu olan  Yrd.Doç.Dr. Volkan TURAN’ı da davet etmiş. Volkan TURAN savcının odasına girer girmez, Ali Galip seni sattı rektör seni sattı, sen de onları sat demiş!  Beraberce     baskı yapmışlar. İstediğimizi söyle seni kurtaracağız, demişler. Yoksa  eşini de   alırız  çocuklarına kim bakar   tehdidinde bulunmuşlar.   Benim ve rektörün  kripto FETÖ’cü olduğumu   söyletmek için çok mesai harcamış   sayın savcı ve sivil kişi Volkan TURAN!    “Anladık vicdan sahibi adamsın günaha girmek istemiyorsun, hiç olmazsa duydum de, o da bana yeter” demiş savcı bey!     Duydum desin al içeri!  Bu kadar kolay yani!  Zalim herifler! Günaha girmekten korkan bir  FETÖ şüphelisi!  Günaha girmekten korkmayan savcı ve öğretim üyesi!   Hangisini insan diye tercih eder ve  muteber sayarsınız?  
 Bütün bunları tespit ettiğim için   sayın başsavcı;     “Yaptığınız soruşturmayı çöpe atın" demiştim. Çünkü delil toplama aşamasında böyle bir vakaya sebep olan savcının hazırladığı iddianameyi kabul edecek ve mahkumiyet verecek mahkemeyi medeni ülkelerde bulamazsınız.  Bütün bunları Mayıs 2017’de  yazdım.  Türkiye’de bundan bilgisi olmayan  adli kurum yok!
O davanın düşmesi için sadece bu olgu bile  yeter! Rektörün mahkumiyetini,  rektörün avukatından 6 gün önce haber yapıp sonra hemen geri  çeken kumpasçı  belediyenin kumpasçı haber sitesi, yazısında   bunu hatırlatmış! Çöpe at dediydi demiş. Bak istinaf mahkemesi de  kararı kesinleştirdi,  demiş!  Şimdi Ali Galip ne söyleyecek, gazeteciler  ne yapacak  demiş. Beni, Kazım ŞEN’i, Hakan KORUK’u başsavcıya  hedef göstermiş.   Meğer bunları söylemem  Sait ÇELİK ile birlikte organizasyon kurduğumuzu gösteriyormuş!  Bu organizasyonun dışarıdaki ayaklarıymışız ve hala dışarıdaymışız!   
Uşakta insanlar işte böyle AV haline getirildiler.  FETÖ soruşturmaları amacından  böyle  saptırıldı.  AV haline getirilen kişilerle ilgili  savcılıklar arası paslaşma yapıldığı kanaatini de taşıyorum. Örneğin  MHP  İl Başkanı Muhterem KURUÇAY’ın ses hızını aşan iftira ve hakaretleri karşısında Kasım 2016 da savcılığa şikayet dilekçesi verdim.   Dava açıldı mı? Hayır? Sezayi DAŞDEMİR,   namıdiğer Hasan Rıza İLBEYLİ’ye dava açıldı mı? Hayır.   Muhterem KURUÇAY hakkında Serik Başsavcılığı   yetkisizlik verip, dosyayı Uşak Başsavcılığına göndermiş.  Uşak Başsavcılığı hala dava açacak!
Oysa av
AVcıların  AV’ı  (mağdur)  hakkındaki şikâyetleri  hemen dava ile sonuçlanıyor!   Fakat  AVların (mağdurların)  şikayetleri hakkında bir türlü dava açılmıyor!  Adil ERKEN’e de hâla dava açılmış değil. Rektör içeri alınmadan önce Başsavcılık ve yargı   rektörün kaç şikayetini takipsizlikle geri püskürtmüş bir bakıverin hele!
  Garip garip şeyler oluyor. Serik Başsavcılığı  her nedense  Sezayi DAŞDEMİR’in kimliğini tespit edemediği için bugüne kadar işlem yapamamış!  Bulamıyormuş şüpheliyi.  Savcı bey’e gittim ve şikayetimin akıbetini sordum. Kişiyi bulamadıklarını, bir dilekçeyle kimlik ve adres bilgilerini verin, işlemleri hemen başlatalım, dedi.   Aranıp bir türlü bulunamayan şüphelinin   bilgilerini  savcıya teslim ettim.   Bu aşamadan sonra dosya nedense savcı beyden Başsavcı beye geçmiş!   Yani dosyanın  savcısı değişmiş.   Acaba Serik başsavcısı dosyayı bekletecek mi, yoksa bu  dosyaya  da yetkisizlik verip Uşak Başsavcılığına mı gönderecek!  Basit bir hakaret dosyasıyla yakından ilgilenen başsavcılar, başsavcılıklar arasında gidip gelen dosyalar dikkatimi çekiyor elbette!  Bekliyoruz hâla! İlginç değil mi  bütün bunlar?  
Otopark davasında,  avukatlar  mahkemede vakıf  oldukları bilgiler karşısında şok oluyorlar. Savcıların şikayetçileri   baskı  ve telkinle   ayarlamasına şaşırıyorlar. Savcılık  suç uydurmuş diyorlar! Halbuki ben hiç şaşırmıyorum. Neden? Uşak Başsavcılığı için şikayetçi ayarlamak basit bir işlem.  Şerefsiz haysiyetsiz kumpasçıların ihbar mektuplarıyla ve psikopatların tanık ifadeleriyle,  yaparsınız bir dosya olur biter.  Bunları yaşayan birisi olarak söylüyorum.   
 Elimde  bu konuda  çok delil var.  Bunları daha önceki makalelerimde tafsilatıyla  yazmıştım. Tekrar etmeyeceğim. Ancak tecrübelerimden biliyorum ki;  Uşak Başsavcılığı FETÖ izleri taşıyanların  peşine düşmez. FETÖ izleri taşıyanların şikâyetiyle FETÖ’cülerle mücadele edenlere  FETÖ isnadında bulunur. Onları takip eder, onları suçlamak için delil uydurmaya çalışır.  Yaşadıklarımdan çıkardığım kesin kanaatim budur. 
Elbette merak ettim  beni FETÖ’ye bulaştırmak isteyen savcı/savcılar kim veya kimler? Birçok bilgi edindim. Vakıf olduğum bilgi ve belgeleri devletin ilgili makamlarına ihbar ettim.  Şimdi sayın başsavcıya seslenmek ve ihbar konusu da yaptığım  sorularımı kamuoyu önünde ifadeye koymak  isterim.
Sayın Başsavcı,
 Normalde devletin sizin gibi bir makamında bulunan bürokratına, sayın başsavcım  diye hitap ederim. Ama dikkat ederseniz, böyle hitap etmiyorum. Zira makamınıza duyduğum saygıyı zatınıza duymuyorum!  Kendisine kumpas kurulan, hem de savcılık makamı  ve dışarıdaki uzantıları tarafından kumpas kurulan, 30 kusur yıl bu ülkenin çocuklarını yetiştirmiş öğretim elamanı ve bir vatandaş olarak hakkınızda ne düşünmem gerekiyorsa onu düşünüyorum!  
Bir sürü ahlaksız sapığın ihbar mektuplarıyla savcılarınız hakkımda FETÖ dosyası hazırladı.  FETÖ’cü olduğu kanaatinde olduğum ve delillerini uzun bir makalemde sunduğum Adil ERKEN hakkında  hiçbir araştırma yapma ihtiyacı hissetmediniz. Ama icraatlarıyla bu senaryoda AVcı olduğu anlaşılan ERKEN’in şikayetiyle bana FETÖ soruşturması başlattınız! Telefonlarımı dinleyip peşime düştünüz. Savcınız ve savcıyla içli dışlı bir sivil kişi şüpheli Kenan AKARBULUT’a iftira ettirmek için baskı yaptı.  Bu işler deşifre olunca teşebbüsünüz sonuçsuz  kaldı. Öyleyse ne yapmak lazımdı?  Biraz daha çalışmak delil  ve yeni dosylar oluşturmak lazımdı. Öyle mi?   
  Sezayi DAŞDEMİR, namı değer İLBEYLİ diye kendini savcılığınıza çok yakın hisseden bir  adam var. Bahadır SAKAOĞLU’nun sosyal medya arkadaşı. Bu kişi   kendini endişe hissettiğinde kendini kullananlara, “oyun bittiğinde şahları da piyonları da aynı kutuya koyarlar” diye uyarılar yapıyor.  Aslında akıllı adam İLBEYLİ!  Kendinin piyon olduğunu biliyor  en azından!   Tek başıma gitmem, yanımda şahları da götürürüm diyor!   Sezayi İLBEYLİ ve saz arkadaşları çalıştığım yer Serik’te de bir takım şüpheli kişilerle  ilişkiye geçtiler. Onlar da Serik’ten FETÖ’cü olduğuma dair savcılığa suç duyurusunda bulundular.  Serik Başsavcılığı YETKİSİZLİK kararıyla dosyayı  Uşak Başsavcılığı’na gönderdi!   Oldu mı size nur topu gibi bir dosya daha! Üzerinde gizlilik olan dosyayı elinizde tutuyor ve hâla  fırsat kolluyorsunuz.  Halbuki benim gizlim saklım yok sayın başsavcı! 
Sayın başsavcı benimle ilgili FETÖ dosyalarının gereğini yapınız lütfen.  Hani şu meşhur belediye trolü, başsavcı vekiliniz sayın Hacı Aykut AYDIN’ın sosyal medyadan  arkadaşı  Murat KOPARAN’ın bildirdiği  üzere, şafakta mı basacaksınız, kuşluk vakti mi  basacaksınız, nasıl basacaksanız   basın artık!  Yok basmayacağım  diyerek  davet ederseniz,  ayağımızla  da geliriz. Çokta memnun oluruz!   Sonuç olarak   suçluysak mahkum ettiriniz. Suçlu değilsek o dosyaları ortadan  kaldırınız.  Bu tiyatro  baydı artık. Namuslu vatandaşları FETÖ işini bulandıran ite kopuğa yem etmeye hakkınız yok! Böyle bir uygulamayı ancak FETÖ’ye hizmet edenler yapar kanaatinde haksız mıyım sizce? 
Birçok yerde  şöyle bir oyun oynanıyor. Bu  saçma sapan yapay/kalp  dosyalar bekletiliyor. Mağdurlar olarak, AVcı kumpasçılar hakkında suç duyurusu yaptığımızda, “her ne kadar şikayetçi  böyle diyorsa da, müştekinin falan yerde (Uşak Başsavcılığı’nda) üzerinde gizlilik olan ve  işlem gören FETÖ’den  dosyası vardır,” denilerek,  FETÖ’ye hizmet eden   itin kopuğun ceza almaması için gerekçe yapılıyor.   Halbuki o ihbarı yapan, o dosyayı açtıranlar da haklarında şikayetçi olduğumuz kişiler.  Yani sayın başsavcı biz  her şeyin farkındayız.  Hukuka çalım atan sözde hukukçuları not alıyor,  görüyor ve sobeliyoruz!  
İlginç bir bilgi dün  avukatların Otopark davasında mahkeme dosyasına girmiş sayın başsavcı.   Avukat Bülent Çekinmez sizin  Ceza ve Tevkif  Evleri Genel Müdürlüğünden geldiğinizi ve ekip arkadaşlarınızın  tamamının FETÖ’den ihraç olduğunu,  sizinde FETÖ’cü olduğunuzu kayıtlara geçirmiş.   
 Yarım asrı geçen hayatım boyunca FETÖ’nün yanından bile geçmedim.  FETÖ’cü olmadığım,  halde bunca sıkıntı çektirdiğiniz bir vatandaş olarak ben de araştırmalarımı yaptım.  Sorularımı  basın önünde açıkça soruyorum.  Zira  biliyorsunuz FETÖ ile mücadele bu ülkenin istiklal mücadelesi ve   çok önemli.  Devletin ve milletin  bekâ  davası! Önemine binaen sorduğumuz bu  soruları  mazur göreceğinizi  umut ediyorum. Şayet bu  konuda kamuoyunu aydınlatma nezaketini gösterirseniz devletinin ve milletinin davasına düşmüş duyarlı  vatandaşları çok rahatlatmış olursunuz. 
1989/1993 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde  okurken. FETÖ’nün evlerinde ve yurtlarında kaldınız mı? 
1994 de Ankara’da Adalet Akademisi’nde okurken, FETÖ evlerinde veya yurtlarında kaldınız mı? 
FETÖ’nün Yargı imamı Ahmet Cemal GÜRGEN’i tanır mısınız? Bu adamla ilişkiniz oldu mu? HSYK seçimleri sırasında bu adamla ortak hareket ettiniz mi?
Şayet  bilgilerimiz doğruysa, FETÖ içinde yetişmiş bir başsavcıysanız,   FETÖ ile ilişkinizi ne zaman kestiniz? 
Başsavcı vekiliniz   Hacı Aykut AYDIN  2014 de FETÖ’cülerin Bosna gezisine katılmış   Bir çocuğunu  7 diğer, çocuğunu  8 yıl  2015 yılına kadar Antalya Toros Kolejinde okutmuş. Bu bilgiler AntalyaTOROS/Uşak ÜFTADE koleji müdürü Cemalettin BAŞTUĞ tarafından  2. Ağır ceza mahkemesinde ifadeye koyulmuş. Mahkeme  tarafından başsavcı olarak  bilgilendirilmenize rağmen   işlem yapmamışsınız. Bu iddia doğru mudur? Doğruysa neden işlem yapmadınız?  
 Çocuklarını 17/25 Aralık tarihinden sonra FETÖ okullarında okutarak bu örgütle yakın ilişkiler içinde olmuş, yurt dışı gezilerine katılmış sayın Hacı Aykut AYDIN’ın başsavcı vekiliniz olması ve sizlerin Uşakta bu operasyonları yönetmeniz tesadüf müdür?  
Avukatların mahkemesinde bir kez daha fark ettik. Kızdığınız adamlara husumet besliyor ve   dava açmak için suç uyduruyorsunuz.  Uşak Başsavcılığı’nda  bu işler çok kolaymış. Örneğin dava ettiğiniz protestocu avukatları FETÖ  torbasına sokmak için, orada bulunmayan  fakat FETÖ ile ilişkili olduğu bilinen bir avukatı da orada bulunmuş gibi gösterdiniz mi? 
Yedinci soruya atfen söylüyorum. Şayet bunları kolayca yapabiliyorsanız, yani eylemde olmayan adam eylemde gösteriyorsanız,  sizin hakkınızda ne düşünelim istersiniz? Olaya bir FETÖ’cü katılınca üstleri aldatmak daha mı kolay oluyor diye bir soru aklımıza takılıyor ister istemez!  Böyle bir şeyi yapmak hukuk adına bir FACİA değil midir?  Bunlar normal şeylerse, evrakta sahtecilik yapanları, suç uyduranları, iftira atanları biz neden yargılıyoruz mahkemelerde?  Böyle bir şeye karışmış başsavcılık  olarak, yukarıdaki suçlarla ilgili adliyenizde iddianameler hazırlanmasını  biz gariban ve ölümlü vatandaşların çelişki olarak görmesini anlayışla karşılayabilir misiniz?  Çok dikkatli yazıyoruz zira sizden çok ama çooook korkuyoruz.  Bu işlerin olduğu adliyeye düşmekten korkmamızı da mazur görün lütfen! Devletin hukuk düzeninin üzerine çıkan keramaeti kendinden menkul ve hikmetinden sual olunmayan bir Başsavcıdan kim korkmaz ki! 
Allah vatandaşları sizlerin hasmı ve hedefi olmaktan korusun sayın başsavcı! Kimsesizlerin kimsesi olacakların, kimsesizlerin hasmı ve düşmanı olması kadar devleti tahrip edecek, devletin  ve milletin bekâsını tehlikeye düşürecek  hiçbir eylem olmadığını düşünüyorum. Tek kelimeyle ifade edeyim. Bir FACİA ile karşı karşıyayız. Rabbim tüm Uşak halkını  hukuka uygun olmayan iş ve işlemlerinizden korusun. Yargı sizlerin bu uygulamalarından çok yara aldı maalesef.   
Sayın Başsavcı;  yaş olarak benden epey küçüksünüz.  Neredeyse sizin yaşınızda ve yaşınıza yakın çok  öğrencim var benim.  Hayatım boyunca devlet düzenine sahip çıkmaya çalıştım. Bana göre Devlet güvenilecek tek merciydi.   Taaa ki siz ve sizin gibi insanların yaptıklarını ettiklerini görene kadar!  
Sorularım, acizane  nasihatlerim ve birazcık sert sayılabilecek eleştirilerim   siz savcıları  incitmemiştir inşallah.  Serde hocalık var ya! Gerçi siz hoca falan dinlemez kitabına uydurur içeri tıkarsınız maazalah.  Biliyorum  ama yine de dinleyin beni  lütfen.  Biliyorsunuz bizim kültürümüzde  aile terbiyesi çok önemlidir. Biz doğruluğu dürüstlüğü kul hakkını anamızdan babamızdan öğrendik. Ülkenin durumu gösteriyor ki FETÖ türü yapılar çocuklarımızın dinini ve  ahlakını bozmuş. Onları  yalancı terörist ve bozguncu yapmışlar.  Çocuklar buralarda hainlik öğrenmişler. Kimsenin ruhu duymamış bütün ülke uyumuş.  Ergenekon, Balyoz, Sarıkız,  Tahşiye  ve benzeri davalardan gördük ki; kumpas kuran, delil uyduran polislerimiz, savcılarımız ve bu uydurma deliller üzerinden ağır cezalar veren yargıçlarımız varmış bizim!  Bu hain örgütler bu çocuklara ne yapmışlarsa, ne içirmişlerse, insanların hayatlarını kararttıktan,   zindanlara tıktıktan ve  küçücük çocukları analarından babalarından ayırdıktan  sonra evlerine gidip çoluk çocuklarıyla yemişler içmişler, mışıl mışıl uyumuşlar. Nasıl bir  karakter olduklarını  ne tahmin ne tasvir mümkün değil.   Normal insanlar böyle davranamaz.  
Sonuç olarak  Sayın Başsavcı. Şahsım hakkında oluşturduğunuz bütün dosyalar için söylüyorum.  Elinizde ne varsa   ortaya koyun  ve gereğini yapın. Şayet yargılanması gereken bir eylemimiz varsa gereğini yapın.  Yargılanmakta bir haktır biliyorsunuz.  Açın davanızı.       Biliniz ki; beni asıl  kahreden  ülkemin adalet sisteminin ehil ellerde olmamasıdır. Bunun davacısı olacağım.   
Suçsuz insanlara kumpas kuran, ellerine düşmüş mahkum ve şüphelileri iftiraya yönelterek  suç uyduranları layık oldukları yerlerde görmek gibi bir emelim ve bu yolda  çalışmalarım var. Bilginize  sayın başsavcı.
Tüm okuyucularıma Selam ve  muhabbetle. 

 

YORUM EKLE

banner477