Tespitime göre;   sahte hesaplardan şahsıma saldırıların kaynağı iki kişi. Biri Sarıklı Fred: ( Muhammed Mirza Aliosmanoğlu) diye bir çocuk. Uşak Belediyesi’nde 2015 yılının Ocak-Nisan aylarında Sosyal Medya danışmanı olarak görev yapmış görünüyor.  Bir de Murat Koparan diye sahte adres var. Bunun da Diriliş Postası yazarlarından H. Yahya Şekerci olduğu söyleniyor. Oda genç  bir arkadaş. Bir diğer adreste Reis-i Cumhur isimli bir kullanıcı. Bu hesabında, üniversitede  suçlu ve sabıkalı kişiliği mahkeme kararıyla sabit olduğundan aldığı cezalarda indirime gidilmeyen, Şube Müdürü Sezayi  Daşdemir’le ilişkili olduğunu sanıyorum. Zira bu kişinin dillendirdiği iftiralar burada anında yayınlanıyor.   Bunlar bir ekip, birbirleriyle ilişkililer.  Bunları yönlendirenin 1 Haziran seçimlerinde Ak Parti ikinci sıra adayı olup meclise giremeyen Eyüp Gökhan Özekin olduğu söyleniyor ki, gerçekse  son derece üzücü! Üzücü  ve dramatik! Çünkü Özekinci de tanımadığım bir arkadaş!  
Özekin’nin yönlendirmesiyle  rektör hocayı  ve beni hedef aldığı söylenen Yahya Şekerci’ye face den bir mesaj gönderdim. Murat Koparan olup olmadığını sordum. Sükûtunu, kabul olarak anlıyorum.  
Genç arkadaşımın gazetedeki makalelerine baktım.  Bir makalesinde gelişmeleri değerlendiriyor, “Temkin, dikkat ve hassasiyet” başlıklı bir yazı yazmış.  Fetö iddialarıyla ilgili  temkini, dikkati ve hassasiyeti tavsiye ediyor. Mamafih Murat Koparan  denen kişi o ise, makaledeki tavsiyelerinin hilafına  Rektör Çelik’e ve bana saldıranlarla birlikte hareket ediyor. Beni zerre kadar tanımadığı halde, kripto Fetocu  ilan eden twetleri paylaşıyor.  
“Siz ey imana ermiş olanlar! Niçin bir türlü söylüyor, başka türlü yapıyorsunuz; yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah nazarında en tiksinti verici şeydir! (Saf:2-3)” ayeti aklıma geliyor ister istemez.  İlk bölümde yayınladığım videolardan tespit edebileceğiniz üzere bunlar, kabir azabından koruyan kefen satanlara, kendilerini, kibrit kutusunda küçük sinekler olarak cennete taşıyacak vasıtalara, tarifi mümkün olmayan nihayetsiz yolun yolcusu gözle görülemeyen ve akılla idrak edilemeyen gizli sırların membaı, maddesizlik ve mekânsızlık aleminin reisi olan   Rablerine iman etmektedirler.   Keşke  Yüce Allah’ın sözlerine kulak verselerdi!  
 Bu sahte hesaplar ardına gizlenenler (Murat Koparan) benimle ilgili,40 bin reytingli, milyonlarca tirajlı hesaplarında bakın neleri paylaşmış ve retweet etmiş.  Bunları niçin yazıyorum? Sizlerde bilin diye! Sildiklerinde de kaybolmasın diye!   İnançlarımdan dolayı bana saldıran arkadaşların ahlakını hiç unutmayalım  da, sadece benim değil hepimizin  kulağına küpe olsun diye!  Daha önemlisi geleneğe, çeriyle çöpüyle  sahip çıkma adına, inançlarıma saldıranları,  münafıkça  aşağılık bir ahlaksızlığı, kendilerine ve bağlılarına reva görenleri tanıyın diye!!!  
 “Uşak üniversitesi feto bataklığına batmışken, kimler örtbas ederse bilin ki maklube kardeşliği vardır” “uşak üniversitesinde kripto fethullahcılar ve serik hattı panik halinde onlar için millet ikinci planda” “uşak üniversitesinde suskun ve sindirilmiş, rektörün siyasi güç algısına inanan çok” “uşak üniversitesindeki fethullahçılar ve onlara göz yumanlar bilmiyorlar ki milletin ve devletin mücadele azmini kimse aşamaz.” “kripto aligalip ve spor fakültesindeki ekibi gayet iyi gidiyorsunuz devam edin.” “Sayıştay gitti diye sakın sevinmeyin o dosyalar tek tek açılacak” gibi tewetler retweet edilmiş.  
 Bu ekipte benimle ilgili başka tweetlerde atılıyor. “hani fetö nerede diyen ali galip halen göremedin mi? Yoksa işine mi gelmedi’  “kripto paralel ali galipin. iftira üretme ekibinin başında …… var”  “Ali Galip Baltaoğlu Uşak üniversitesi’nde  FETÖ çanağından beslenen bir kriptodur. Fetöcü rektör Sait Çelik’in akıl hocasıdır.”gibi twetler.  Üniversiteye Sayıştaycıların geldiği, benim panik yaptığım, gibi saçma sapan yazılar iftiralar,  de cabası.
Sayın Şekerci, Murat Koparan şayet siz  iseniz dinleyin  kardeşim,
 Buradaki Ali Galip benim. Yani Serik hattı!  Zannettiğiniz üzere panik halinde  değilim. En ufak bir korku ve tedirginlik vermiyor, veremiyorsunuz. Çünkü yalan söylüyor iftira ediyorsunuz.  Sadece ben ve rektörle ilgili değil,  tweetlerde adını karıştırdığınız herkes hakkında yalan söylüyor, iftira ediyorsunuz.  Alim Tunç, Zafer Aydın, Zübeyr Yıldırım, Asuman Tuna, Cengiz Tüysüz vs. Beni veya rektörü vesile ederek adını karıştırdığınız herkese  politik nedenlerle iftira atıyorsunuz.  Belki de size yalan söyletiyorlar desek daha doğru olacak! Ak Partinin içinde siyaset yapan, Alim Tunç, Zafer Aydın, Zübeyir Yıldırım gibi isimler, sizden  birilerinin politik rakibidir diye bunca kul hakkına girmeye, yalan ve malayani laf etmeye ne gerek var!  
“Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.”3 (Mü’minun 3) 
Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, “Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selâm olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz” derler.”(Kasas 55)
“Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.”(Furkan 72)
Selam verdiğim aile dostu olduğum herkesi ağzınıza doluyorsunuz. Benim 20 yıllık dostum olan  Alim Tunç’a yakınlığımdan aleyhte bir şey çıkarmaya çalışıyorsunuz. Vekilleri birbirine düşürmeye çalışıyorsunuz. Menzil’in hakim olduğu sağlık teşkilatında FETÖ soruşturmasında haksız ve mesnetsiz olarak 3-5 gün görevden açığa   alınan, Dr Faruk Kazancı ve Dr. Mehmet Avcı’yı işaret ederek haklarında ve hakkımda şaibe yaratmaya çalışıyorsunuz. Uşaktan 500 milyon dolar para toplayarak  dışarıya taşıyan fetöcüler bunlar mı yani!?  Bu iddialar komik olmanın yanında işi sulandırmaya yönelik faaliyetler. Bunu kim ister? Normalde fetöcüler ister. Bakıyoruz   kim yapıyor bu işleri? Yolu belediye –menzil hattına çıkanlar.  Böyle bir işe alet olmak  ya ahmak ya da fetöcü olmayı gerektirmez mi? Üçüncü bir ihtimal var mı?  
Yukarıda ifadeye koyduğum Allah(cc)’ın sözleri sizleri hiç mi korkutmuyor? Allah(cc)’tan korkmuyor musunuz?  Kibrit  kutusunda  sinek olmaya mı güveniyorsunuz!? Allah’la peygamberle yakın ilişki içinde olduğuna inandırıldığınız sahtekârlar mı kurtaracak sizi! 
  Belediyede bu kabilden fetöcü diye atılan, hakkına girdiğiniz masumları görmüyor, tweetlerde yalanları iftiraları çoğaltıyorsunuz. Bunu fetö ile mücadele adına yapıyorsunuz! Alim Tunç’un arkadaşları diye algı yaratmaya çalışıyorsunuz. Ben size başka bir vekilin feto ile resmini göndereyim. Aleyhine yayın yapacak mısınız? Yapsanız ne anlamı var? Doğru mu olur? 17-25 Aralık öncesinde bu fetonun kapısına gitmemiş veya götürülmemiş kaç devletlu kaldı? Fitne kazanı kaynatarak neye hizmet ediyorsunuz?  17-25 Aralık veya MGK’da terör örgütü tanımının yapıldığı tarih milat kabul edilmezse, Ak Parti vekillerinin yarısında çok fazlasını içeri atarsınız. Ayrıca siz ve sizin yakınlarınız da bu taramadan sağlam çıkmazsınız.
 Bu konuda emin olun  benden temiz çok az  adam bulursunuz bu memlekette. Yalnız bende de makalemin  ilk bölümünden  tespit edebileceğiniz üzere, sizin itkadınızca,   itikat bozukluğu var!!! Bu durumda aynı dinin mensubu olmama ihtimalimiz kuvvetle muhtemel!!   Tamam anladım sizin düşmanınızmışım. Fakat anlayamadığım, yalanla iftirayla, kumpasla  başarı kazanacağınızı kim söyledi size!    Aynı fetöcülere benziyorsunuz. Bu aşağılık metotların feriştahı  Fetö nün başına gelenler size  ibret olmuyorsa, yapacak çok şey yok. 
 Rektörü niye savunuyorum
İstanbul’dan yazılarımı takip eden bir arkadaşım,  telefonda seni tanıyorum zerre kadar şüphem yok rektöre bu kadar sahip çıkman arkasında durman doğru mu? Yanlış yapıyor olamaz mısın? Bu örgütün en önemli özelliği takiyye değil mi,  rektör de saklıyor olamaz mı, diye sordu? Ona uzun uzun nedenini anlattım. Size de anlatayım. Rektör hakkındaki iddialara neden  inanmıyorum? 
1) Hakkımdaki iddialar yalan ve iftira iken, üniversitede bildiğim bazı konularda da rektöre açıkça iftira atıldığını görüyorken, bilmediğim hususlarda doğru söylendiğine niye inanayım?  Kendisiyle beş yıl yakın olarak çalıştım. Biraz tanıdığımı zannediyorum.  Ak Parti iktidarının da genel politikası olduğu üzere dini guruplara yakın davrandı. Ama üniversiteyi  hiç bir dini gurubun merkezi yapmadı. Kimse, Uşak Üniversitesi’nde şu gurubun hâkimiyeti vardır diyemez, kanaatindeyim.  İşte bunun için Menzilin ve işbirliği yaptığı  çevrelerin iddialarına inanmıyorum.  Bana iftira eden adamların rektör için doğruyu söylediklerine inanmamı beklemeyin.
2) Rektöre ve bana fetöcü diyen çevrelere  bakıyorum. İç tutarlılıklarına bakıyorum.  Hepsi kafayı ihaleyle ticaretle bozmuş. Politik ve dini anlayış açısından rakip gördüklerini yolsuzlukla suçluyorlar. Örneğin Zübeyir Yıldırım üniversiteden kaç iş aldı? Ali Galip’in buradaki konumu ne diye düşünüyor bunlar üzerinden yalan ve tezvirat üretip muhataplarını sindirmeye çalışıyorlar. Uydurup uydurup söylüyorlar, nasıl olsa hesaplar sahte! Belediyedeki milyonlarca liralık ihaleler konuşulmasın, orta karar ticaret yapan ticaret erbabının  meşru dairede  yaptığı  5-10 bin liralık işleri konuşulsun, bazı insanların helal kazançları üzerinde şaibe oluşturulsun istiyorlar. Hani iki âma dolma yiyorlarmış. Biri diğerine sık sık ikişer ikişer yeme diye ikazda bulunuyormuş. İkaz edilen sormuş, nereden çıkardın ikişer ikişer yediğimi. Diğeri ben öyle yapıyorum da  demiş. İşte o hesap! Bunlar herkesi kendileri gibi zannediyorlar. İç tutarlılık ve amaçlar açısından bu çevreler temiz değil.  İşte bunun için devlet aksini somut delillerle aksini ortaya koymadıkça rektörü savunmaya devam edeceğim. 
3)  Üniversite bütçeleri yamyamların iştahını kabartır. Bu işi bilenlerin de takdir edeceği üzere, yolsuzluklar, algı yaratılmaya çalışıldığı üzere genelde döner sermaye üzerinden değil, inşaatlar üzerinden yapılır. Döner sermaye denetlenen bir yapıdır.  Yanlış yapılmışsa düzeltilir, yolsuzluk yapılmışsa eninde sonunda ortaya çıkar.  Uşak üniversitesi son beş yıldır adeta bir şantiyedir. Beş yıl rektörle  çalıştım, üniversiteye iş yapan müteahhitleri ne makamına kabul ettiğine,  ne onlardan bir şey talep ettiğine şahit oldum!  Aksine işini zamanında bitiremeyen müteahhitlere tazmin için gün başına  ceza uygulaması yaptığını biliyorum. Hiçbir akrabasını üniversiteye sokmadığını yetkilerini bu yolda kullanmadığını biliyorum. Bu sebeple Uşak Üniversitesi son beş yılda fiziki imkânlar açısından da çığ gibi büyüdü. Bu meziyetler hiç mi takdiri hak etmiyor? Uşak  ve Uşaklılar ona teşekkür borçludur. Bu sebeple rektörü savunuyorum.
4) 2011 yılındaki Rektörlük seçiminden önce cemaat bir aday getirdi. Yoklama yaptı,  ama başaramadı. Bu durumda tercihleri Adnan Şişman’dan yanaydı. Seçime 10 gün kala  Ankara’dan esen rüzgarı öğrendikten sonra cemaatin üyeleri, bugün Fetö den tutuklananlar da dahil rektörü destekler göründüler. Ama destekleri kerhendi, güce karşı çıkmamak stratejilerindendi. Seçim sonunda oylarını böldüklerini anladık. Böylelikle   birkaç oyla da olsa Adnan Şişman’ın  birinci çıkmasını sağladılar.  Adnan Şişman’ın Rektör atatmak   için,  cami yaptırma derneği başlarında Ömer Yeşil ve  o günkü Müftü Bey Ankara’ya  gidip Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e kadar ulaştılar. İskender Pala’da bu ekibin başındaydı.  Bir taraftan Ömer Yeşil bir taraftan İskender Pala Cumhurbaşkanlığı’nı markaja aldılar.  Rivayet odur ki, İskender Pala,  Adnan Şişman’ın rektör olması için sadece başını değil gövdesini de koymuştu!   Olmadı, yapamadılar! Ama fark etmezdi! Biliyorsunuz onlar kazanana oynarlardı! Rektörü yarısı destekledi ama Sait Çelik atandıktan sonra hepsi destekledi oldu!   O günlerde ülkemde cemaatin borusu ötüyordu. Rektör İslami olarak bilinen bütün guruplara yakın davrandığı gibi cemaate de yakın davrandı. Ama üniversiteyi onlara teslim etmedi.    Rektör seçildikten bir yıl sonra  o günün cemaatçileri  bugünün fetocuları,  rektörün aleyhine çalışmaya, onu yıpratmaya yönelik iş ve işlemler yapmaya başladılar. Çünkü  istedikleri gayri meşru işlere rektör geçit vermedi. Bunların uygunsuz bazı taleplerini yakinen biliyorum. Bunları bilirken rektöre  fetöcü diyenlere neden inanacakmışım.   
5)  17-25 Aralık yaşanmış, Devlet fetönün konumunu belirlemiş ve  alanını daraltmıştı.  Bu gelişmelere paralel olarak rektör de üniversitede bunların alanlarını daralttı ve etkilerini yok etmeye çalıştı. Ancak Rektöre cemaatçilik iddiası 2015 Mayıs ayındaki rektörlük seçimlerinden 3-4 ay önce kesif bir şekilde başlatıldı. Şehirde, partide ve sendikada  sistemli  bir şekilde işlendi. Partide fetöyle bir zamanlar yakınlıklarını bildiğim üst düzey kişiler, rektör fetöcü korosundaydılar. Rektör, mü’min kardeşi olarak gördüğü bu çevrelerin çevirdiği dolapları çoook geç anladı. Kendi aleyhine söylenenlere inanmadı.  Menzil ve  müttefikleri  bir aday çıkardı ve rektörü cemaatçi diyerek yemeye çalıştı. Bu da başka bir örgüttü ve kökleri YÖK’e ve  bazı bakanlıklara  kadar uzanıyordu. Başarılı olamadılar. Rektör tekrar atandı. Ama onlar yılmadılar iftiralarını tekrar etmede ve yaymada bir an olsun geri çekilmediler. Aynı mihrak 15 Temmuz’dan sonra tekrar atağa kalktı ve bu sisli havadan yaralanarak emellerini gerçekleştirmeye çalışıyor. Bütün bu süreçleri yaşamış bir insan olarak rektöre fetöcü diyenlere neden inanayım. 
6) Rektör tanıdığım en demokrat adamdır. Şimdi bir takım muhterisler Uşak Üniversitesinde baskı ve şiddet ortamından bahsediyorlarsa, buna delil olarak suçlu ve sabıkalı kişiliği yargı kararıyla tescillenmiş Sezayi Daşdemir’i ve  benim Ak Parti içine sızdırılmış Fetöcü olduğu kanaatinde olduğum  Adil Erken’i  gösteriyorlarsa, bu kaynağı nasıl ciddiye alabilirim.  Rektörün bu adamlara yumuşak davranması ve fitne küçükken tedbir almaması, yanlış yapanları, yanlışıyla yasalar çerçevesinde zamanında yüzleştirmemesi benim rektör hocaya en büyük eleştirilerimdendir. Demokratlığı ve yumuşaklığının bazıları tarafından zaaf gibi algılandığını düşünüyorum.   Dolayısıyla rektöre fetöcü diyenlere, üniversitede baskı var diyenlere  inanmıyor ve itibar etmiyorum. 
Rektör hocayla yakınlığım bu çevrelerde hep  ilgi odağı oldu. Şahsımla ilgili “Sait Çelik’in akıl hocasıdır” gibi tweetler atıyorlar. Her birinin bir akıl hocası olduğu için, akıl hocası olmayan, kendi aklını kullanan bir insan türünü tasavvur edemiyorlar. Rektör hoca istişareci bir kişiliktir. Hangi konu gündemdeyse ilgililerle istişare eder. Buradan bir sonuç çıkarır ve kendi kararını  uygular. Beni ilgilendirmeyen bir konuyu benimle istişare ettiğine şahit olmadım. Din anlatıyoruz diye müesseseler oluştururken, bir yandan da süt, yoğurt, kaşar satanlar, yakınlık kavramından,  zihinlerindeki torpil ve himaye sistemini anladıklarından,  bununla ilgili vehimlerini iftira ve boş laf olarak ortaya atıyorlar. Örneğin bir sosyal medyada benim çocuğumu üniversiteye hoca olarak istihdam etmek istediğim yazıldı. Endişe etmesinler. Çocuğumun yasal olarak ve şartları itibariyle hakkıdır ama böyle bir şey olmayacak! Öncelikle ben çocuklarıma üniversitede bir çalışma hayatı tavsiye etmiyorum. Dahası ben, böyle bir şeyi veya buna benzer her şeyi, makamlar ve mevkiler de dâhil olmak üzere rektörden istemem. Hiç kimseden istemem. Benim için ahlaki, olmazsa olmaz  bir ilkedir. Onur ve şeref meselesidir. Müslüman ve onurlu bir insan  hiçbir otoriteden kendisi için bir talepte bulunmaz, bulunmamalıdır. Bir otorite kendinden bu ve benzeri makam mevkii vs.  şeyleri, isteyenlere,  ehliyet ve liyakat gözetmeden veriyorsa, emanete ihanet ediyor, demektir. Bu konuyu ülkenin en büyük meselesi olarak görüyorum.  Tüm üst düzey makam sahipleri ve siyasetçiler bu konuda kendilerini sorgulamalıdırlar. Bu tür mevzularda en  yakın şahidim rektör Sait Çelik’tir. Bugüne kadar,   o da dahil,  hiç kimseden şahsım için, çocuklarım için, akrabalarım için, hakkım olmayan, helal olmayan, ahlaki olmayan bir şeyi isteme şerefsizliğine düşmedim. Gönlünüz rahat olsun menzilci kardeşler.  Benim çocuklarımın babalarının yardımına değil, Allah’ın yardımına ihtiyacı var. Fiili dualarını yapacaklar ve Allah’tan isteyecekler isteyeceklerini! Tarikatlarından cemaatlerinden büyüklerinden, güç odaklarından, torpil merkezlerinden  değil!  Ben onlara bunu öğrettim, Kuran ahlakını telkin ettim. 26-25 ve 20 yaşında mülkiyeti Allah’a ait üç oğlum var. Dindar çocuklardır ama işte tam da bu nedenle, ne fetö/ne metö  siz ve sizin gibilerin kapısında dolaşmaz,  yardım ve kurtuluş ummazlar. 
Dedikodu ehlinin yemişi, Rektör Hoca Ali Galip hocaya hayır demez! Yanlış. Doğrusu,  Ali Galip Hoca ölçüsüz, haksız, yanlış bir talebi rektörden yapmaz. Böyle bir talep yaptığında üniversitesine akrabalarını bile sokmamış rektörün bunu kabul etmeyeceğini bildiği gibi, böyle bir talep yapmayı ahlakına yakıştıramaz. Böyle bir ilişki türü,  guruplarının, hiziplerinin davasını güdenlerin,   haksız, hukuksuz talepleri ve beklentileri olanların sevmediği,  sevemeyeceği bir ilişki türüdür. Sanıyorum Uşak’ta bazı siyasiler de dahil rektörden rahatsız olan çevrelerin asıl sıkıntısı budur. 
Rektörü Allah için sever ve hakkını teslim ederim.   Çünkü tecrübelerim  bunu gerektiriyor. Bir de yaşadığım bir olayı, anlatmak istiyorum.  Göreve başladıktan 5-6 ay sonraydı. Rektör hoca bana bilgi işlemde çalışan bir memuru sordu. Tanımadığımı söyledim. Ya bu çocuk aşağıda bana   galiz küfürler ediyormuş, dedi. Şaşırdım. Hocam kaynağınız sağlam mı, bu  bilgi çok inanılır gibi gelmedi bana dedim. Çok sağlam dedi. Şaşkınlık içindeyken, Ali Galip Hocam,  ister siz görüşün, ister onu tanıyan birini görüştürün, bu çocuğun bizle sıkıntısı neyse öğrenelim de sıkıntısını giderelim, dedi. Şaşkınlığım katlandı.  Bu adam kendini aşmış diye düşündüm. Çünkü üniversitelerde çalışan herkes bilir. Rektör imparatordur ve böyle bir şey affedilmez. Kişi disiplin cezasını alır, en uzak ve ücra köşeye sürülür. Bu tür bir davranış kemâlât anlamında belirli bir aşamaya gelmiş, nefis planında yiğitliktik mertebesine erişmiş insanların harcıdır.  
Rektörün hiç mi hatası yok. Elbette hepimizin olduğu gibi birçok hatası var ve olacak.  Melek tarifi yapmadık ve yapmıyoruz. Tespit ettiğim (bana göre)  hataları bana kalsın.   Ancak ben bütün bunlara tanık olmuşken, iftiracıların iftiralarını göre göre, rektör fetöcü diye saldıran adamların ahlakını bile bile nasıl hakkın ve doğrunun yanında olmam.  
Yazdığım makalenin altında rektörü savunduğum için bana tetikçi diyen arkadaşım!  Bir gün sizin de  Allah için doğruyu söyleyen, Allah için adaleti ayakta tutmaya çalışan  şahitlere ihtiyacınız olabilir.  Ben tetikçilik yapmıyorum, Mü’min kardeşliğinin ve  Müslümanlığımın  gereğini yapıyorum.  Ya siz ne yapıyorsunuz!!!
Sofilere ve belediye başkanına sesleniyorum.
Ey sofiler, sizin aksinize, ben sizin düşmanınız değilim, sadece inançlarınızı paylaşmıyorum. Tercihlerinizi doğru bulmamakla beraber, müsamaha ile karşılarım.  Bugün kelle sayılarınıza güvenip yanlış işlere girişmeyin. Fetöcüler kadar kelle biriktirmeniz 40 yıl sürer ki, onlara bile stokladıkları  kelleleri kâfi gelmedi!  İnsanlar güce üşüşür. Sizde yiyecek mama varsa, ihale varsa size gelir.  Başka niçin gelir? Araziye uymak için gelir ve geliyor. Sizi de   kendi amaçlarına hizmet eder kılmak için gelir ve geliyor. Yanlış anlamayın lütfen ama fetöcüler  sizin gibi adamları sulu götürür susuz getirirler. Şu anda hain değil de gafil konumunda olmanız yarın hain konumuna düşmeyeceğinizi göstermez.  Hainlerin içinizde saklanmaması için tedbir almalısınız. Benden söylemesi.  
  Bu arada sayın belediye başkanı, şahsıma saldırıların kaynağının belediye ve menzil olması bizi üzmüştür. Unutmayın!  Uşak’ta yaşayan insanlar  Menzil’e değil Ak Parti’ye oy  verdi.   Size oy verenler böyle uygulamalar yapacağınızı bilmiyordu. Keşke Menzil olarak parti kursaydınız da Menzil Partisinden işbaşına gelebiliyorsanız, gelseydiniz! Menzil Belediye’ye çökmeseydi.  
Belediyeyle işi olan, ticaret yapacak olan, talebi olan, menzilin tezgâhından geçerek oraya gelmeye mecbur mu? Şimdiki kalabalığınızın kerameti bundandır!  Unutmayın, fetöcüler, tam da bunu yaptı. Keşke  insanlarımıza ayrımsız hizmet yapma ferasetini ve basiretini  gösterebilseydiniz. Fırsatı ganimet bilip fetöcü diye attığınız insanların ahı sizi de  vuracaktır. Hem vallahi hem billahi vuracaktır. Allah’ın adaleti şaşmaz.  Buna engel olamayan iktidarın parti teşkilatı ve milletvekilleri de en az  belediye kadar bu zulümden sorumludur. Zalim olma ile mazlum olma arasında çok ince bir çizgi vardır. Bir zamanlar size  yapılan zulmü unutur da iktidar erkini kullanırken benzerini yaparsanız bir bakmışsınız mazlumken zalim zalim oluvermişsiniz. Dikkat edin de bu dünyadaki çokluk hastalığınız ve  piar çalışmalarınız, öte dünyada cehennem kapınızın  anahtarı olmasın! 
Son bir söz: Ülke yeniden bir kurtuluş savaşı veriyor. Farkında değil misiniz? Türkiye’ye her koldan saldırıyorlar. Düğün ortasında bomba patlatacak kadar gözü kararttılar. Ülkenin bölünmeye değil birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Ülkeyi bölmeye çalışmayın. Yüzlerce STK’yı temsil eden Kent konseyini işlevsiz kılmak için sokağa atmak belediyecilik değildir. 15 Temmuzda  millet neyin kavgasını verdi? Kent konseyinde seçime girip kaybettin. Bunu kabul edeceksin. Sandıkta kaybettiğini, görevini suiistimal ederek almaya çalışmak,  fetö gibi darbe yapmaya kalkarak millet iradesini teslim almaya kalkmak, doğru ve şerefli bir iş değildir. Bu hatayı görüp te buna izin veren siyasiler de doğru yapmıyorlar. Buna engele olamayan iktidar mensubu siyasiler de bunun hesabını verirler. Durumun vahametini hala  anlamadığınız anlaşılıyor. Halkın ve STK’ların tamamını kucaklayarak. MİLLETİMİZİN İSTİKLÂLİNİ VE İSTİKBÂLİNİ KURTARMA zamanıdır.   Bölücülük yapmayın, zira bölücülük VATAN HAİNLİĞİNİN taa kendisidir!
Sevgi ve saygılarımla
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
tüysüz 6 ay önce

yukarıda adı geçen cengiz şimdi kodeste agb'den bir çay tost ısmarladık.

Misafir Avatar
osman taşoğlu 6 ay önce

ali galip hoca sen herşeye salça oluyon ya. kendi işine baksana sen. işin dışında maşAllah herşeyi yapıyon. annadık yazmayı seviyon. gündemde kalmak için insanlara çatıyon ama buda biyere kadar birader ya

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.