KUMPAS OPERASYONUNDA   ROL ÜSTLENEN AKTÖRLER ve BUNLARA DAİR BAZI GERÇEKLER

KUMPAS OPERASYONUNDA   ROL ÜSTLENEN AKTÖRLER ve BUNLARA DAİR BAZI GERÇEKLER
banner628
banner601

Yazı dizimiz boyunca kumpas sırasında rol üstlenen aktörlerden birçoğunu açıkça ifşa ve deşifre ettik.  Bu son bölümde kumpasın hayata geçirilme sürecini başlatan aktörlerden ÖZEKİN, KURUÇAY, CAHAN, GÜMÜŞ, ERKEN, DAŞDEMİR gibi isimlerin kurguyu başlattıkları noktayı ve  üstlendikleri fonksiyonları deşifre edeceğim. ÖZIŞIK’tan daha önce yeterince bahsettiğimiz için buna ayrı bir başlık açmayacağım. 

Daha önceki yazılarımda CAHAN grubunun öncülüğünde polis-yargı koordinasyonu ile gerçekleşen bu kumpasın  temel   sebebinin rektörlük seçimlerinde CAHAN grubunun  desteklediği aday yerine şahsımın  seçimi kazanması ve atanması olduğunu somut belgelerle ortaya koydum. Nihayet 15 Temmuz ihanetinin puslu havasında şebeke  başarısızlıklarını telafi edecek bir zemin yakaladı.  Rektörlük seçim mağlubiyetini hazmedemeyen bu ekip, 15 Temmuz ihanetini ve OHAL’i fırsata çevirmek için  harekete geçti. Artık öç almanın  ve istedikleri adayı atatmanın tam vaktiydi!

Kamuoyunu ve Yetkilileri İkna Faaliyetleri Başladı

CAHAN grubunun rektörlük  seçim sürecinde sistematik  iftiralarına üniversite hocaları, YÖK ve Cumhurbaşkanı inanmamıştı. Öncelikle kamuoyunda şahsımla ilgili FETÖ algısı oluşturarak  adliye ve emniyetteki adamlarının işlerini kolaylaştırmış olacaklardı. Bu nedenle  olsa gerek;  FETÖ’cü bir rektör olduğuma dair Ankara’yı  ikna etmek için  Cumhurbaşkanlığına ve devletin ilgili birimlerine, posta yoluyla Uşak’tan 1500 civarında ihbar mektubu gönderme işini de organize ettiklerini sonradan  öğrendim.

Böyle yaparak Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels’in propaganda ilkelerini hayata geçirecek kadar kötülüğe bulaşmışlardı!  Tekrar edilen yalanların bir müddet sonra gerçek  kabul edileceğini biliyorlardı!  Ne diyordu Goebbels: Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa yalana devam edin. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar.Bir insana, yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur.

 Evet stratejileri  tamamen FETÖ’ye benzeyen bu şebeke  ve uzantıları devlet içinde devlet gibi hareket ediyor,  Goebbels’in halkı aldatmak için kullandığı şeytani teknikleri devleti ve kamuoyunu aldatmak için kullanıyorlardı. Dindar görünenlerin ağzından  organize tekrarlanan iftiraların inandırıcılığında Goebbels ekibine epey bir fark atıyorlardı. Zira Müslüman yalan söylemezdi! Üstüne üstlük 15 Temmuz ihanetine karşı oluşan duyarlılık  ile birlikte, FETÖ’nün sinsi ve kripto yapısı nedeniyle, devletin ve kamuoyunun  doğruyu yanlıştan ayıracak reflekslerinin   zayıflamış olması  da işlerini oldukça kolaylaştırıyordu.

Bu ekibi yakından tanıyan Uşak halkı bu şebekenin   zamanında tasfiye edilememesinin ıstırabını bugün bile çekmektedir. Zira Uşak Belediyesi öyle devasa  borçlandırılmıştır ki bu borçlar  Uşak halkı tarafından  uzun yıllar  boyunca ödenmeye devam edilecektir. Uşak’ın kaynaklarını pervasızca kullanan bu kumpas ekibi devletlûlarla sempatik ilişkileri geliştirmek için gereken bütün gayreti de gösteriyordu. Mesela dönemin belediye başkanı CAHAN, hakkımda 1500 civarında şikayetin gittiği yer olan dönemin CİMER(Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi)’in başkanını, Uşak’a davet ederek  konferans verdiriyor ve Uşak’ta ağırlıyor.  Yine bu zatın  kardeşine,  yıkılan tarihi Uşak Endüstri Meslek Lisesi alanının   çevre düzenlemesi ihale işini 12 milyon bedelle verdiği iddiası Uşak’ta çok konuşulan bir konudur.  Burada yapılan ve ortaya çıkan çevre düzenlemesinin aslında 12 milyonluk değil  2.5 milyonluk bir iş olduğu işin ehillerince   bana  ifade edilmiştir.

              Kumpasın İşaret Fişeği ÖZEKİN’den Geldi

Basın taramasından görüleceği gibi yeniden rektörlüğe atandığım 14 Mayıs 2015 tarihinden sonra 14 ay boyunca şahsım aleyhinde hiçbir FETÖ’cü  ya da paralelci iftirası veya iması  bile çıkmadı. Ki bu dönemde  Paralel Yapı ile mücadele Türkiye’nin en önemli gündemiydi ve tutuklamalar/yargılamalar devam ediyordu. 15 Temmuz ihanetinin oluşturduğu atmosferden yararlanmak isteyen şebeke doğan ortamdan istifade  iftiralarına başladı.  Kurulan kumpasın  ilk işaret fişeği 15 Temmuz hain darbe girişiminden 11 gün sonra 26 Temmuz 2016 tarihinde geldi. Belediye Medyası olarak anılan UşakPort.com’da “Uşak Ak Parti Milletvekili adayı Özekin’den çok tartışılacak bir çıkış!” diye başlayan bir haber yayınlandı.  Bir  zamanların hızlı “cemaat” ve paralel yapı savunucusu  ÖZEKİN’  sahnede yerini  almıştı.    ÖZEKİN artık  cemaatçi olmaktan ihvan olmaya terfi etmiş, CAHAN grubunun adamı oluvermişti.  İşte ÖZEKİN’in kurgu gereği attığı bir twet    tamamen asparagas bir haberin başlangıcı yapılarak operasyon başlatıldı.    İşte o  haber: 

Uşak AK Parti Milletvekili adayı Özekin 'den çok tartışılacak bir çıkış!

“Uşak Üniversitesi’nde bazı akademisyenlerin açığa alındığı haberleri yerel ve ulusal basında yer aldı. Henüz resmi olarak açıklanmayan ve kendilerine herhangi bir tebliğin olmadığını ifade eden akademisyenlerin akıbetleri ilerleyen saatlerde belli olacak. Henüz resmiyet kazanmayan listede FETÖ aleyhine çalıştığı geçirdiği soruşturmalarla belirlenen Adil Erken’in bulunması dikkat çekti.  12 dekanın ilk anda istifasının alan Uşak Üniversitesindeki gelişmeler yerel basında da tartışma konusu oldu. Basındaki tartışmalar, 7 haziran seçimlerinde AK Parti 2. Sıra Milletvekili Adayı Eyüp Gökhan Özekin’in de dikkatinden kaçmadı. Özekin, bugünkü tartışmalara ilginç bir bakış açısıyla yaklaştı. Özekin resmi twitter hesabından, “Mesela Vali, Bld Başkanı, şehrin eşrafı “bu adam Fetocu, kim olursa olsun, bu olmasın ”diye yalvarır. Bakan referansıyla  o adam rektör olur...” göndermesinde bulundu.”

Şeklinde haberi verip arkasından da ÖZEKİN’in twitlerini aşağıdaki gibi vermişlerdi:

Bu Haberle Getirilmek İstenen Şeytani Algı ve Yalanlar

Haber  aynen böyle verilmişti.  ÖZEKİN twitinde açıkça Vali ve Belediye Başkan’ının  Rektör olarak atanmamam  için yalvardığını itiraf  ediyordu. Tabii ahlaksızca ve çarpıtarak!   

ÖZEKİN twitinde açıkça Vali ve Belediye Başkanı’nın,  benim Rektör olarak atanmamam için  üst düzey makamlara yalvardığını yazarak,  seçim sürecinde bu adamlar tarafından yaşatılan   ahlaksız süreçleri  çarpıtarak da olsa itiraf etmiş oldu. Ancak ÖZEKİN’in twitinde söylediği  “kim olursa olsun, bu olmasın” sözünün faili, aslında   içinde bulunduğu organizasyondu. Uşak halkı veya eşrafı değildi! İşin hakikati;   belediye başkanı CAHAN, Rıfat OKUDAN’ın atanması için, vali Seddar YAVUZ  ise Ekrem SAVAŞ’ın atanması için birbirleriyle kıyasıya yarıştıklarıdır.    ÖZEKİN’in de dediği gibi kendi adaylarının rektör olarak atanması için yukarılara yalvarıp yakardılar! ÖZEKİN ise CAHAN’ın adayı Rıfat OKUDAN için aradaydı ve OKUDAN’ın atanacağını taahhüt ediyordu.  Hiç hadleri olmadığı halde mücadeleye giren bir belediye başkanı ve bir  valinin   rektör atanmasıyla  neden bu kadar ilgilendiklerini kamuoyunun ve ilgililerin taktirine ve dikkatlerine sunuyorum.    Bu olayların hakikatini önceki bölümlerde  somut delillerle yazmıştım.

ÖZEKİN  Hırs Yaptı

Her fırsatta, Ankara’da etkili ve yetkili çok sayıda tanıdığı olduğunu ve bitiremeyeceği iş olmadığını övünerek anlatan yukarıdaki twitlerin sahibi ÖZEKİN de, rektör olarak atanmamam için  Ankara’da birçok kapı aşındırmış ve yalvarmıştı. Ancak becerememiş ve mahcup düşmüştü! Onların jargonuyla söylemek gerekirse karizmayı çizdirmişti!  CAHAN’ın tekrar aday gösterileceğini taahhüt edip başaramadığında  da  karizmayı bir kez daha  çizdirdi. ÖZEKİN’in yakın ilişki içinde olduğu tepe bürokrat ve siyasilerin aşırı gayretkeş bir şekilde CAHAN’ı yeniden aday yapmak için giriştikleri eşgüdümlü çabalar da boşa gitti. Bu tepe bürokrat ve siyasilerin önemli bir bölümü CAHAN vesilesiyle Uşak’ta ticari ilişkiler geliştirmiş kişiler olduğu dikkat çekiciydi. Ama artık mızrak çuvala sığmıyordu.

Şebeke için 15 Temmuz ihanetinin puslu havasında  rektörlük seçimindeki  başarısızlığını  telafi edecek bir fırsat ortaya çıktı. Tuzağı kurup, “biz dememiş miydik, rektör FETÖ’cüydü,” demek için zemin uygundu. 

İşledikleri cürümlerde o kadar rahattılar ki hedefe giden yolda her şey  mubah diye inanıyor olmalılar.  Bürokraside ve siyasette suçlarını örtecek ticari ortakları;   iltimas geçecek ve yasaları yok sayacak, kendi adamları vardı. Kendi iç dünyalarında makbul insanlar olduklarını düşündükleri için Hesap Günü’nde dahi kendilerine tavassutta bulunulacağına inanıyor olmaları kuvvetle muhtemeldir.

           Haber İçeriğinde Yapılan Çarpıtmalar ve Gerçekler

15 Temmuz sonrası tüm Türkiye’de olduğu gibi Uşak Üniversitesinde de hızlı bir şekilde FETÖ tasfiye sürecine girildi. Belediye medyasının yaptığı yukarıdaki yalan haber, Üniversitede FETÖ’den  açığa almaları ve özellikle Arş. Gör. Adil ERKEN’in açığa alınmasını eleştiriyor ve üniversiteyi suçluyordu.

Oysa Uşak Valiliği’nden gelen ve Uşak Emniyet Müdürlüğü’nün hazırladığı  FETÖ’cüler listesinin birinci sırada Adil ERKEN’in ismi yer alıyordu.  Bu listeye göre Adil ERKEN’i açığa almıştım. Arkasından dönemin Uşak Emniyet Müdürü ile bir araya geldiğimde bana “hocam arkadaşlarımız çok yoğun bir şekilde  gece gündüz çalışıyor. Sizin gibi bütün kurumlara hizmet veriyoruz. Çok yoruluyorlar. Ancak sizin liste biraz aceleye geldi” mealinde şeyler söyleyerek Adil ERKEN’in tekrar göreve iadesini yapmamın iyi olacağını ifade etti. Özellikle Adil ERKEN’in göreve iadesini emniyet müdürüne söyletmişlerdi! Ben de “verdiğiniz listedeki kişilerin FETÖ’cü olduklarından emin değil misiniz” dedim. O da BİMER, CİMER gibi şikayetlerin de listeye yansıdığını, listenin aceleye geldiğini tekrar ederek İstihbarat Şube Müdürü ile listeyi güncellediler. Çok şaşırmıştım. Böyle ciddi bir işte bu kadar basit hatalar yapılacağına inanmak kolay değildi!      

           İstihbarat Şube Müdürü Hüseyin ÖZEN’e  Operasyon…

Doğrusu bu konu beni  hâlâ rahatsız etmektedir. Emniyet KOM’da  yanlış işlerin döndüğünü başıma gelenlerden sonra öğrenmiştim.  Bundan dolayı benimle uğraşan çete, emniyet içinde de bazı emniyet mensuplarının ayağını kaydırmak için sivilleri kullanarak   ifade metinleri ürettiklerini tespit edince şaşırmadım.  Örneğin  Sezayi DAŞDEMİR,  25 Temmuz 2016 tarihinde  KOM’da verdiği ifadede  dönemin İstihbarat Şube Müdürünü şikayet ederek hakkında şaibe uyandırmak için şöyle  bir ifade veriyor;   

İBRETLE VE DİKKATLE OKUYUNUZ. Aynen şöyle diyor bu profesyonel müfteri:  “…Yukarıda  da  söylediğim gibi bu yabancı öğrencilerle ilgili görüşmeye Emniyetten terör Şubede Ayhan CEYLAN  ve Güvenlik Şube Müdürü Selahattin beyle görüştüm, akabinde 5-6 ay sonra  bunun sarayın uşaklarında duyulması bundan önce ise paralel yapı mensubu Osman Nafiz Kaya, üniversitede sosyal tesislerin bahçesinde bana, ”yabancı uyruklu öğrenciler hakkında tezvirat(dedikodu) yaptığımı bu konuda birçok akademisyenin  ekmeği ile oynadığımı, üniversitenin gelirlerine balta vurduğumu söyleyerek gidip emniyetçilerle oturan herkesi biz biliyoruz, bunlarla rektöre bir şey yapamazsınız, biz emniyetçilerle oturanların hepsini biliyoruz, şeklindeki, söyleminden  rektör hocanın her türlü bilgiye vakıf olduğunu ve yeri ve zamanı geldiğinde  bunların hesabını soracağız, odana girip çıkan emniyetçilere pek güvenme bu işleri bırak git işine gücüne bak, dedi.  Bu söylemlerden de emniyetin içinde de bu yapının faaliyetleri olduğunu ve rektöre bilgi geldiğini düşünüyorum, bu sebeple de emniyetten uzaklaştım. Hatta Ali Galip BALTAOĞLU Emniyetteki istihbarat şube Müdürünün akrabası olduğunu  her yerde ve ortamda söyleyerek  kendisi hakkında ve üniversite hakkında  bilgi verecekler bir nevi baskı kurduğunu biliyorum.”(Uşak Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü, 30/12/2016 tarih ve 42116170-32462-(22114). 2016/Sn:224 sayılı dosyanın  36. sayfası).

DAŞDEMİR gibi disiplin dosyası hayli kabarık birisi  Emniyet KOM’a gidiyor, Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Hüseyin ÖZEN hakkında gerçeği yansıtmayan ifadeler  veriyor. Başka dosyalarda kim bilir daha neler var! Bu ihbar DAŞDEMİR’e maksatlı yaptırılıyor.  DAŞDEMİR gibi sivil bir memur arkasındaki güce  güvenmese Emniyet İstihbarat Şube Müdürünü hedef alarak asla Emniyet KOM’da iftira atamaz!  Peki niçin İstihbarat Şube Müdürü hakkında birileri şaibe oluşturmak için DAŞDEMİR’i kullandılar?

Daha önceki yazımda;  İstihbarat Şube Müdürü Hüseyin ÖZEN’in  belediyeden FETÖ bahanesiyle  atılan 48 kişinin FETÖ’cü olmadığını tespit ettiklerini ve yukarıya raporladıklarını söylediğini   ifade etmiştim. Belediye başkanı CAHAN, 15 Temmuz ihanetini fırsata çevirerek ülkücü ve sol kökenli  bir çok kişiyi FETÖ bahanesiyle açığa almıştı.   Muhtemeldir ki  bu ve benzeri nedenler yüzden emniyet içindeki  CAHAN grubundan kişiler, bir zamanlar FETÖ’nün yaptığı gibi, İstihbarat  Şube Müdürünü harcamak istedi.  DAŞDEMİR’e söyletilen yalan ve iftiralarla istihbarat şube müdürüne zarar verilmek istendiği açık olarak görünüyor.   Belediye’de bu işler çevrilirken devrin MHP il Başkanı Muhterem KURUÇAY’ın belediye başkanı CAHAN’la yağlı ballı olması ve KURUÇAY’ın belediyeden FETÖ yaftasıyla işinden edilen ülkücülere dahi sahip çıkmaması, Nasreddin HOCA’nın  parayı veren düdüğü çalar   fıkrasını hatırlatıyor.

Müfteri DAŞDEMİR’in ifadesini  Ali Galip Hoca’ya gösterdiğimde  çok şaşırdı.  “Hocam ben böyle bir şube müdürü tanımıyorum. Böyle bir akraba da bilmiyorum, nereden akrabam oluyormuş,    ama burada  bir bit yeniği var, iftiralarına neden beni  alet etmişler, araştıralım” dedi ve neticede çok ilginç sonuçlara ulaştık.    

Meğer  Hüseyin ÖZEN Bey’in  memleketi Kütahya’nın  Emet ilçesiymiş.  Ali Galip Hoca üç kuşak İstanbullu.  Ama  dede/ata  memleketi Kütahya/Emet. Çok önceden, Cumhuriyetimizin kurulduğu tarihlerde dedesi  İstanbul’a  yerleşmiş.  Babası ve kendisi  İstanbul’da doğup büyüdüğü için dedesinin memleketiyle ilişkisi yok denecek kadar az. Ali Galip Hoca’nın kökü Emet. Soy ağacı  Emet yakınlarındaki Kayı köyüne kadar  dayanıyormuş. İstihbarat Şube Müdürü Hüseyin ÖZEN Bey’de  Kayı köyündenmiş!

Şimdi mizansendeki inceliğe dikkat ediniz. 2016 Temmuzunda   Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca Ali Galip hocaya FETÖ soruşturması başlatılıyor. Bu süreçte Ali Galip Hoca’nın ata memleketi tespit ediliyor. Sonra da  “istihbarat şube müdürü Hüseyin ÖZEN ile Ali Galip BALTAOĞLU arasında akrabalık olduğunu26 Temmuz 2016 tarihinde Emniyet KOM’da, DAŞDEMİR’e söyletiyorlar.

 Buradan anlaşıldığı üzere,  önce Ali Galip Hoca’yı FETÖ şüphelisi yapıyorlar! Arkasından 25 Temmuz 2016’da DAŞDEMİR’e  KOM’da bu ifadeyi verdiriyorlar.  Sonuçta ne oluyor? Uşak  İstihbarat Müdürü Hüseyin ÖZEN bir FETÖ şüphelisinin akrabası oluveriyor!  Yeter mi,  yetmez! Daha da ileri gidiyorlar…

Öncelikle şunu düşünelim. Böyle bir bilgiyi tespit edip ilişki kuran güç kim olabilir? Kim bilir  hocanın üç göbek önce dördüncü atasının  Emet’ten çıktığını!  Ali Galip Hoca’nın yedi sülâlesini araştırıp bu bilgiyi bulacak ve DAŞDEMİR’e vereceksiniz. Böyle bir senaryo üzerinden, BALTAOĞLU hocanın İstihbarat Şube Müdürü Hüseyin ÖZEN  üzerinden Uşak’ta baskı kurduğunu iddia edeceksiniz ve istihbarat şube müdürlüğü yapan bir polis amirini  dışarıya bilgi sızdıran   bir istihbaratçı  olarak lekeleyeceksiniz! Üstelik bu ifade verildiğinde de Ali Galip hoca Uşak’tan Antalya/Serik’e taşınalı bir yıl olmuş.  Antalya’da ikamet ediyor. Meğer Ali Galip Hoca Antalya’da  çalışırken, Uşak’ta, istihbarat şube müdürü akrabam diye insanlar  üzerinde baskı kuruyormuş! DAŞDEMİR bunu biliyormuş.

Şahsen ben istihbarat Şube Müdürü Hüseyin ÖZEN’in Uşak’tan  gitmesinin sebebini bu senaryoyu yazan CAHAN grubunun eylemlerinde arama eğilimindeyim.  Böyle bir şebekenin etkin olduğu bir ortamda hangi, kamu görevlisi kendini güvende hisseder ve işini doğru yapar? Düşünün lütfen?

              Adil ERKEN’e Sahip Çıkan Güç!

O gün, FETÖ’cüler listesi ile ilgili olarak Emniyet Müdürü’nün konuşmalarından, Adil ERKEN’in FETÖ’cüler listesinde olmasından  dolayı baskı gördüğünü düşündüm. İyi saatte olsunlar araya girerek bu FETÖ şüphelisini kurtarmışlardı. Bu olayın arkasından baskı yapan önemli kişinin kim olduğunu bir milletvekilimizden öğrendim. Bu kişi Ankara’da önemli bir mevkideydi. Aynı kişinin bana da Adil ERKEN için tavassutta bulunmasıyla baskı yapan kişi hakkında şüphem kalmadı. Bu önemli kişinin kayınbiraderi ile Uşak belediye başkan yardımcısı Hüseyin Ufuk UĞUR, üniversite öğrenimi sırasında  aynı evde kalmışlar ve hala iyi arkadaşlarmış. Böylece UĞUR’un ev arkadaşı vasıtasıyla önemli  ve yetkili enişteye ulaşılır ve Adil ERKEN için tavassutta bulunulur.

CAHAN ekibi  tutuklanmamı sağladıktan sonra,  2017 yılında  Uşak belediyesi  olarak, bu kayınbiraderi Uşak’a çağırarak bir konferans verdirmiş ve çeşitli hediyelerle taltif etmiştir. Ancak bu kişiye veya yakınlarına yukarıdaki gibi ticari bir iş verip vermediklerini bilmiyorum.

           FETÖ’cü Polis Müdürü Ahmet SAYAN’ın Cezaevindeki Tanıklığı

17/25 Aralık öncesi 2013 yılında  üniversite sendika temsilciliği seçiminde  FETÖ’cülerin adayı   Adil ERKEN idi. Ancak Uşşaki şeyhi Muhammet Bakır MUTLU birkaç kez bana  “benim üniversitede birbirinden çok sevdiğim iki tane Adilim var, birisi Adil ERKEN, diğeri Adil KARAMAN” derdi. Doğrusu ben Adil  ERKEN paralelci miydi yoksa BAKIR’ın müridi miydi  çözememiştim!  Ancak Dönemin Uşak Eğitim Bir  Sen Başkanı Mehmet KARAÇALLIK’ın bir ortamda  “Adil ERKEN o listeden nasıl çıktı (Emniyet istihbaratın listesi)  biz biliyoruz, konuşturmasın bizi,  ” mealinde bir söz söylediğini de duydum. 

Diğer taraftan 17/25 Aralık öncesi Uşak Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğü yapan Ahmet SAYAN ile birlikte Bandırma Cezaevinde aynı koğuşta 3 hafta kadar birlikte kaldım. SAYAN bana “hatırlıyor musun sizi makamınızda Muhammed Bakır MUTLU ile ziyaret etmiştik” demişti. Ben de “sizin simanızı Uşak’tan hatırlıyorum ama geldiğinizi hatırlayamadım” dediğimde, o da üniversitede bir işinin olduğunu ve kendileri ile samimi ilişkileri olan Muhammed Bakır MUTLU’ya bu işini söylediğini, MUTLU’nun “benim rektörle aram iyi randevu alıp birlikte  gidelim” dediğini aktardı.

İlginçtir ki;  o dönemin  FETÖ’cü emniyet istihbarat şube  müdürü bana ulaşacak başka hiçbir  kanal bulamıyor! Uşşaki şeyhi MUTLU  araya giriyor ve  FETÖ’cü istihbaratçı polis müdürünü bizzat yanıma kadar getirip ona  bizzat tavassutta bulunuyor. FETÖ’cülerin işlerini görmek için şeyh MUTLU benimle yakın dostluğunu kullanıyor.  Çocuklarını 17/25 Aralık sonrası dahi FETÖ okullarında okutan Uşşaki şeyhi MUTLU, müridi ERKEN’in FETÖ’cü olmadığından emin olsa gerek ki;  bütün bağlantılarını kullanarak müridinin FETÖ’cüler listesinden çıkmasını sağlamış olmalıdır! 

              Bir Başka Saptırma 12 Dekan!

Ayrıca belediye medyasının yaptığı yukarıdaki haberde “12 dekanın ilk anda istifasının alan Uşak Üniversitesindeki gelişmeler yerel basında da tartışma konusu oldu” diye verilen haber de bir başka açık çarpıtma idi. Oysa o dönemde sadece Uşak Üniversitesi değil YÖK kararı ile  tüm Türkiye’deki üniversitelerin dekanlarının istifaları alınmış   ve hepsi güvenlik soruşturmasından geçirilmişti. YÖK tarafından titiz bir incelemenin ardından çoğu üniversitenin aksine bizim dekanlarımızın hepsi de temiz çıkarak yeniden dekanlık görevine atanmışlardı. (https://www.haberturk.com/yerel-haberler/haber/46931842-usak-universitesinde-dekanlar-gorevine-geri-dondu).

Bugün dahi gelinen noktada bütün dekanlarımızın FETÖ ile hiçbir irtibat ve iltisaklarının olmadığı ortaya çıkmıştır. Belediye medyasının ve ÖZEKİN’in buradaki amacı üzüm yemek değil bağcı dövmekti. Bu vicdansızlar   memleket can derdinde iken,  OHAL yasalarını ve FETÖ’yü istismar etmeyi başardılar. Rektör olarak atanmamam için   her yol ve yönteme başvurdukları halde başaramadıklarını  15 Temmuz ihanetini istismar ederek başardılar.

           Kumpasın  Önemli Aktörlerinden Eyüp Gökhan ÖZEKİN

Eyüp Gökhan ÖZEKİN ilgi çekici bir tip!   Dikkat çekmeye yönelik eylem ve işlemleriyle öne çıkmayı seviyor.  Bu nedenle  ideolojik aşırılıkları tahrik eden  sansasyonel sözler ederek   adından söz ettirmeyi başarıyor.   Uç ve sivri  söylemlerde bulunmayı cesaret zanneden sağ cenahın şımartılan ve zengin edilen bir çocuğu görüntüsü veriyor.  Bu nedenle olsa gerek  özgüveni tavan yapmış. Yukarıdaki   twitinde bir yandan Cumhurbaşkanının atama usulünü  eleştirirken    bir bakanın refere etmesiyle atandığımı,  beni   refere edenden ve büyüklerden hesap sorulamadığını söylüyor.       

Bu   bilgilerin  doğru olmadığını bildiği halde ÖZEKİN böyle yalan ve iftiraları paylaşması tamamen maksatlıdır. Zira  kendisi en üst makamlarda birçok tanıdığı olduğunu her fırsatta paylaşan ve  bunu sosyal medyada görünür kılmayı  seven  bir karakterdir. Devlet pekâlâ benim FETÖ’cü olmadığımı biliyordu. ÖZEKİN’in de bunu bilmesi gerekiyordu. Çünkü görevi gereği bu bilgilere sahip olması gereken kritik bir en üst düzey  bürokratın oğlu ile kendisinin iş ortağı olduğunu her fırsatta anlatarak övündüğü söyleniyordu.

  Menfaatleri Neyi Gerektiriyorsa Ona Göre Pozisyon Belirleyen Sözde Dava Adamı 

 

ÖZEKİN’in yukarıdakilerle iyi ilişkileri olduğuna dair sözlerinin ikna edici göstergeleri vardı. Nitekim Haziran 2015 seçimlerinde Uşak’ta hiç tanınmadığı halde, AK Parti’den tepeden inme  Uşak milletvekili adayı  olabilecek düzeyde tanıyanları ve koruyanları vardı. Seçimlerde başarılı olamamış ama ticari bir çok ilişkiyi Uşak’ta   kurmayı başarmıştı.

ÖZEKİN,  bütün uğraşısına rağmen Uşak belediye başkanlığına  CAHAN ikinci kez aday gösterilmeyince  tepkilerini sosyal medyaya yansıtacak kadar risk aldı. Zira Uşak üzerinden büyük projeleri vardı. Gösterdiği tepki, bu ticari planlarının suya düşmesinden olsa gerek!

 

Yukarıdaki twetinde ÖZEKİN diyor ki, “ilişkiniz zayıfsa “bazı yanlışlar var” dediniz diye “hain” olabilirsiniz. İlişki sağlamsa FETÖ’cülük, Gezicilik, (düzeltiyorum nefret dolu fanatik Gezicilik) bile sorun değildir.”

Bu paylaşımın altına ekipten biri, anlamayanlar için mesajı şerh ediyor. Dahası mesajın hedef ismini veriyor.  Açıkça “Uşak’ta Mehmet ÇAKIN’a oy vermeyin, başkaları da vermesin,   düpedüz FETÖ’cü bu herif” diyor.

 Evet CAHAN’ın yerine aday gösterilen Uşak’ın şimdiki belediye başkanı Mehmet ÇAKIN için söylüyor bunları! Kime söylüyor? Aslında Cumhurbaşkanımıza! Ak Parti Uşak’ta kazanmasın diye ellerinden ne gelirse yapıyorlar!  Tüccar   ve şürekası!  İddiasına dair delilleri nedir bilinmiyor!  Bunlar birisine FETÖ‘cü diyorlarsa o kişi  FETÖ’cüdür! Ancak destekledikleri adamın FETÖ’nün kapatılmış hukukçular derneğinin başkanlığını yapmış  olması ve eşinin FETÖ  ablası olarak basında bir çok kez çıkması   da sorun değildir.  Çocuklarını 17/25 Aralık sonrası FETÖ okullarında okutması  da sorun değil. Peki, kim FETÖ’cü?  Sadece bunların FETÖ‘cü dediği!

Ak Parti’den, ÖZEKİN gibiler ayrılmak için uygun zamanı kolluyorlar. Bakınız aşağıdaki paylaşımında zeytinyağı gibi nasıl su üstüne  çıkmış:

Adı ibretlik hadiselerle Uşak tarihine geçen dava arkadaşları CAHAN  oyundan atılınca,  yargı organlarının yerine  hüküm vererek, AK Parti adayı Mehmet ÇAKIN’a   FETÖ isnadında bulunan bu adamlar, birilerini ganimetçilikle suçluyor.  Dahası halkı siz bozdunuz sorumluluk sizin diyor. Bozanlar ve bozulanlar arasında kendisi yok! Hem kel hem de fodul olmak bu olsa gerek. Pes doğrusu…

Adaylığı Yanlıştı

ÖZEKİN’in tepeden inme adaylığı açıklandıktan sonra Uşak’ta büyük tepkilerle karşılandı.   Her seçimde en az iki milletvekili çıkaran Ak Parti onun adaylığı döneminde  bir milletvekili çıkardı ve  ÖZEKİN milletvekili seçilemedi.

ÖZEKİN’in   bir yandan   Atatürk hakkında yaptığı sivri çıkışlarla  bazı İslamcı kesimlerde prim yapma, diğer yandan   iktidara yakın temas kurarak  ihale alma hesaplarını yaptığı kanaatini taşıyorum  (https://www.hurriyet.com.tr/gundem/olmasaydi-da-olurduk-ilani-veren-eyup-gokhan-ozekin-bu-kez-listede-yok-30113231 ). Aklı başında hiçbir İslamcının karşı tarafı bloke edici ve iletişimi imha eden tavırlara ve   böylesine  çıkışlara ihtiyacı yoktur. Bu adam  ve benzerlerinin  popülist  ve kışkırtıcı yaklaşımlarının deşifre edilmesi  ve  aklı selimle değerlendirilerek asla prim verilmemesi ülkenin hayrınadır. Unutulmamalıdır ki her türlü aşırılık ideolojik körlüğe yol açar ve bizi biz olmaktan çıkarır.   

Ortaya Karışık ÖZEKİN

Fikri  özgeçmişini  “ortaya karışık bir şey” olarak nitelerken  ÖZEKİNUşak belediyesindeki paranın kokusunu almış olmalı ki gelir gelmez Belediye Başkanı Nurullah CAHAN grubundan bir ihvan oluvermişti. (https://www.usak.tv/ortaya-karisik-sizma-fetoculer-mehmet-cakina-saldiriyor-ahlaksizlik-zirvede-makale,201.html).

ÖZEKİN, CİMER eski başkanı gibi, Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim KALIN gibi isimlerle çok yakın arkadaş olduğunu övünerek anlatıyor ve her fırsatta bu kişilerle çok yakın olduğunu göstermek maksadıyla birlikte çektirdikleri  fotoğrafları sosyal medyada paylaşarak   güç devşirmeye çalışıyordu. ÖZEKİN “İbrahim Kalın diye yazılır Adam diye okunur” diye attığı twitlerle durumunu kendince sağlamlaştırıyordu. Doğrudan dalkavukluk  eylemine muhatap olan devlet büyüklerinin böylesine küçüklüklerden hoşlanacağını ve böylesi davranışlara prim vereceğini zannetmiyorum. Zannetmekte istemiyorum! (//www.usak.tv/hit-haberler/nurullah-cahan-yilbasi-gecesi-kalin-misafirleri-agirladi-koltugu-h39147.html).

Sıkı Cemaatçi ÖZEKİN

ÖZEKİN aşağıdaki paylaşımlarında da görüldüğü gibi 2012 ve sonraki yıllarda sıkı cemaatçi veya cemaat sempatizanı olduğu anlaşılmaktadır.  Zira o tarihlerde FETÖ devlette ikbal talep edenlere ikbal sağlayan konumdadır.

 

Yazının baş kısmında verdiğim twitlerinden birinde büyüklerimiz çok kusurlu diyerek kendince FETÖ’ye yol verenlerden bahseden ÖZEKİN, FETÖ dershanelerinin kapatılma sürecinde Türkiye’nin ve hükümetin  yanında değil de “Cemaat’in” yanında yer aldığını açıkça ilan ediyordu. Aşağıdaki paylaştığı twitler  17-25 Aralık darbe sürecinden hemen öncedir:

 

17/25 Aralık darbe süreci başladıktan iki ay sonra bile saygıda hala kusur etmediği ihanet örgütü elebaşını “muhterem Hocaefendi” diye andığı twit ise:

şeklindedir.  İhale peşinde koşarken bugün yağı kimlere çekiyor ise dün de aynı yağı FETÖ’ye çeken bir tıynet ile karşı karşıyaydık.

  ÖZEKİN Alçakça İftira Attı

İhaleci ÖZEKİN, Uşak’a milletvekilliği seçimi için dışarıdan gelen birisi olarak şahsımı ve Uşak’ı hiç tanımadığı halde CAHAN grubuna yaranmak için olsa gerek o dönemde bana FETÖ’cü diye iftira atanlar arasında yer aldı.  Kendisinin FETÖ’yü göklere çıkardığı dönemde şahsımın 17/25 Aralık öncesi dahi en küçük bir “cemaat” övgüsünü bulabilseydi,   acaba nasıl bir gürültü koparacaktı? Hedefe giden yolda her yol mübahtı!   Şimdi  bu adamın,  kral öldü, yaşasın yeni kral diyerek yeni FETÖ’cüklere  övgüler düzerek gemisini yürütme gayreti içerisinde olduğunu söylememde bir anormallik olmadığını düşünüyorum. 

CAHAN grubu milletvekilliği seçimlerinde kendi gruplarından Erol KORKMAZ’ı aday göstermişti. Ancak aday yapılmayınca  CAHAN grubunun diğer milletvekili adayları ile araları oldukça kötü olduğu için ÖZEKİN gibi birisini  gökte ararken yerde bulmuş ve ÖZEKİN’de bu yakınlaşmayı karşılıksız bırakmamıştır. Sonuçta, ÖZEKİN’in Uşak’daki bazı şirketlerin ortağı olduğuna ve Uşak Belediyesi’nden  doğrudan veya dolaylı  çok sayıda iş aldığına dair basında çok sayıda haber çıkmış ve bu iddialar ÖZEKİN ve CAHAN tarafından tekzip edilmemiştir.(//www.usak.tv/hit-haberler/fettahoglu-ve-gizli-ortaklarinin-rantiyesi-meclise-geliyor-h39099.html).

(//www.sanalbasin.com/belediyenin-mulkleri-bir-bir-fettahoglu-ve-gizli-ortaklarina-satiliyor-24113222/)(//www.usak.tv/hit-haberler/nurullah-cahan-yilbasi-gecesi-kalin-misafirleri-agirladi-koltugu-h39147.html).

Uşak Port Sahibi Ali ARASLI Baskı Görmüş

Belediye Medyası olarak anılan UşakPort.com’da çıkan ÖZEKİN markalı  haber, Uşak Ak Parti çevresinden de  büyük tepkiler aldı. Şahsımı bir çok kişi arayarak CAHAN ekibinin dar cemaat menfaati için çalışmasından dolayı partiye büyük zararlar verdiklerini söyleyerek bana da üzüntülerini ilettiler.  Böyle bir kepazeliğe karşı ellerinden geleni yapacaklarını ifade ettiler. Nitekim söylediklerinin sözde de kalmadığını yalancı tanık Sezayi DAŞDEMİR’in Emniyet KOM’daki ifadesinde görüyoruz. DAŞDEMİR ifadesinde  UşakPort.com’un sahibi Ali ARASLI’nın kendisini aradığını ve Ak Parti il başkanı ve milletvekillerinin rektör aleyhine haber yazmaması konusunda uyardıklarını söylemiştir. Ayrıca DAŞDEMİR kendisinin mail yoluyla Ali ARASLI’ya gönderdiği şahsım aleyhindeki  iftiraları de ARASLI’nın yayınlamadığını söylemektedir.

KURUÇAY  İle CAHAN Birbirlerinin İmdadına Yetişti

Belediye Başkanı CAHAN ve ekibinin doğrudan aleyhimde konuşmaları ve yayın yapmaları Uşak kamuoyunda ve Ak Parti mahfillerinde büyük tepkiliyle karşılanmasının ardından   grup, başka arayışlar içine girmek zorunda kalmıştır. CAHAN grubu, rektörlük seçimlerinde adaylarını destekleyen MHP il başkanı Muhterem KURUÇAY’ın şahsım aleyhinde konuşturulmaya müsait bir isim olduğunu keşfetmekte geç kalmamışlardır. KURUÇAY ve eşinin birlikte yanında  çalıştığı patronları  FETÖ’cülükten tutuklanmıştı. Bu yüzden KURUÇAY ailesinin ciddi maddi sıkıntıları olduğu söyleniyordu.  (//www.usak.tv/politika/rektore-fetocu-diyen-mhp-usak-il-baskani-fetocu-ile-ortak-cikti-h38568.html). Maddi sıkıntılar içerisindeyken CAHAN imdada yetişti.

CAHAN-KURUÇAY Görüşmesiyle Başlayan Operasyon 

KURUÇAY Uşak belediyesinin ve şebekenin kendisine sağlayacağı imkanlarla ekonomik durumunu düzelteceğini düşünmüş olsa gerek. Bu nedenle  şahsıma karşı kurulan kumpasta CAHAN grubunun tetikçisi olma teklifini   hemen kabul ettiği anlaşılmaktadır. İdeal bir tetikçidir. Zira işe MHP kurumsal kimliğini de alet edecektir! MHP Genel Merkezini de bu anlamda yanlış bilgilerle yanıltmaya gayret edecektir.

Operasyonu Haber Aldım.

KURUÇAY’a yakın bir gazeteci,  CAHAN ile KURUÇAY’ın bu amaçla yaptıkları toplantıyı bana  iletilmiş ve  “hocam artık MHP İl Başkanından salvoları bekle” demişti.

İcraatlarıyla MHP camiasından büyük tepkiler alan  müstafi Uşak MHP İl Başkanı Muhterem KURUÇAY, MHP’lilik maskesi altında şebekenin tetikçiliğine soyunmuştu. Oysa aynı belediye başkanı, FETÖ bahanesiyle, ülkücüleri belediyeden attığında gıkı çıkmamış ve hep CAHAN’ın yanlış icraatlarının arkasında olmuştu. KURUÇAY, işte böyle bir sözde milliyetçi ve ülkücü tipolojisiydi!

 Neticede KURUÇAY kendisine verilen  rolü oynadı.  CAHAN ise bu tetikçinin emeğini boşa çıkartmadı. MHP il başkanı KURUÇAY’ın Belediye’nin taşeron şirketinden işçi olarak maaşa bağlandığı yazılıp söylendi. (//www.usakyasam.com/siyaset/belediye-taseronundan-maasli-sigortali-mhp-il-baskani-h3792.html). Millet ittifakı kurulmadan epey önce,    Ak Partili bir belediye  başkanı kurumsal kimliğini kullanarak, kendi  dini grubu için tetikçilik  karşılığında KURUÇAY’ın maaşa  bağlandığı çok açıktı. KURUÇAY,  menfaatlendirilen  bir MHP il başkanı olma sıfatıyla MHP kurumsal kimliğini de bu işe alet etti. 

Olacak şey değildi ancak oldu! Namuslu Ak partililerin de MHP’lilerin de hazmedemediği ve hazmedemeyeceği bu iğrenç ilişkiler nedeniyle ne yazık ki o dönem Uşak’ta siyasi etik diye bir şey kalmamıştı.   Sayısız farklı el sayısız farklı cepte dolaştı.

 

Bu fotoğrafa iyi bakın.  Kaderlerini birbirine bağlamış iki kişi! Biri  dönemin Ak Parti belediye başkanı Nurullah CAHAN diğeri ise MHP il başkanı Muhterem  KURUÇAY (ki daha sonra her ikisi de partilerinden dışlanmıştır). Gerek kültür seviyesi gerek kumpasta üstlendiği rol itibariyle KURUÇAY’ın şahsında Belediye Başkanının rolünü beden dilinin konuştuğu  bu fotoğrafta  çok iyi gözlemleyebilirsiniz!  

KURUÇAY’ın İğrenç Salvoları

CAHAN ile  anlaşmadan hemen  sonra Muhterem KURUÇAY arka arkaya şahsıma saldırılara ve iftiralara başlamıştı. Bunlar:

  • 21.10.2016 tarihinde ‘’Meydan Boş Değil’’ başlığıyla verilen haberle:

  • 26.10.2016 Tarihinde ‘’MHP  Rektörün FETÖ Bağlantılarını açıkladı’’ başlıklı haberle:

  • 27.10.2016 tarihinde “Muhterem Kuruçay’dan, Sait Çelik’e 16 maddelik FETÖ, PKK, DHKP-C sorusu” başlığıyla verilen haberle:

  • 9.11.2016 Tarihinde ‘’MHP den Rektöre Ültimatom’’ başlıklı haberle

servis ediliyordu:

Müfteri KURUÇAY İle Başsavcı GÜMÜŞ Paslaşması

Bu açıklamaların ardında CAHAN grubunun ve Uşak Başsavcısı Mustafa GÜMÜŞ’ün olduğunu Uşak kamuoyu gayet iyi biliyordu. Başsavcı GÜMÜŞ’ün  Uşak’ta çıkardığı sorunlar ve üst üste yaptığı  hatalar halk tarafından büyük tepkiyle karşılanıyordu. Önde gelen FETÖ’cülerin serbest kaldığı,  çok sayıda masum insanın  takibata uğratıldığı ve tedirgin edildiği Uşak’ta çokça konuşuluyordu.

Uşak’ta yaşanan kaosu Uşak Ak Parti Milletvekilleri, dönemin Adalet Bakanına  giderek şikayet etmişlerdi. Bakan bey, Başsavcı GÜMÜŞ’ün müsteşar tavassutuyla Uşak’a atanmasından olacak ki, milletvekillerimizi müsteşara yönlendirmiştir. Ancak müsteşar, iletilen sorunlara karşı pek oralı olmamış, GÜMÜŞ’ü kastederek “biz onlarla koalisyon kurduk” demiştir. O günün Adalet bakanı müsteşarı  Uşak’ta yapılan hukuk dışı uygulamaların    nasıl bir koalisyonun gereği olduğu veya ne ilgisi olduğu hususuna bir açıklık getirmemiştir. Gerçekten anlamak mümkün değildir. Bu nasıl bir koalisyondur ki, hukuk adamlarının hukuk dışına çıkmaları göz ardı edilebilmiş, FETÖ mücadelesinin lekelenmesine müsaade edilebilmiştir!

Vekillerle yapılan görüşmenin hemen  arkasından  sayın müsteşar yapılan bu şikayeti GÜMÜŞ’e iletmiş olmalı ki GÜMÜŞ de bakanlığa kendisinin şikayet edildiğini  KURUÇAY’a iletmiş ve KURUÇAY da şikayetin hemen ardından  başsavcıya sahip çıkan bir basın açıklamasını yapmıştır. Tabi MHP kurumsal kimliğini kullanarak  (//www.usakajans.com/flas-haber/bu-sorular-cevap-bekliyor-h53222.html )!

Daha sonraki günlerde yaşanan gelişmeler, eski başsavcı Mustafa GÜMÜŞ ve ekibinin kendine çeki düzen vermesi yerine pervasızlıklarını daha da artırdığını göstermiştir.  Uşak halkına  FETÖ mücadelesi bahane edilerek yaşatılan büyük sıkıntılar ilin vekilleri vasıtası ile birçok kez Ankara’ya iletilmiş ancak bu imdat çığlıkları   bürokratik oligarşi tarafından etkisiz hale getirilerek siyaset mağlup, halk mağdur edilmiştir.

GÜMÜŞ ’ün  İftiraları  KURUÇAY Tarafından Dillendirilerek Kamuoyu Hazırlandı.

İlginçtir ki KURUÇAY’ın en temel görgü kurallarından bile mahrum  bir şekilde sıraladığı iftiraları şahsım gözaltına alındıktan sonra,  Uşak Emniyet KOM sorgusunda ve  hakimlik sorgusunda da aynısıyla karşıma çıktı. KURUÇAY  basın toplantısında başsavcı GÜMÜŞ’ün iddianamesini birebir aynıyla ve  binbir türlü küfür ve hakaret ekleyerek,   iddia ve ifşa etmişti! Bunun tesadüf olduğunu söyleyecek varsa beri gelsin!

Evet, yazımın önceki bölümlerinde tek tek cevapladığım savcılık iddialarının hepsinin,  birebir bu tetikçinin basın toplantısıyla söylediklerinin aynısı olduğunu  gördüm. Ayrıca mahkumiyet aldığım ağır ceza heyeti de bire bir bu tetikçinin iftiraları ile aynı soruları sordu.   Çok açık olarak  anlaşıldığı gibi, hakkımızda yapılan soruşturma gizli değildi! Gerek CAHAN gerek KURUÇAY  adli işlemlerin   tam göbeğinde ve  mutfağındaydı. Dosyamın gizli olması gereken içeriği kamuoyunda FETÖ algısı  oluşturmak ve FETÖ tarzı operasyona zemin hazırlamak amacıyla, bizzat Uşak Başsavcılığı veya Emniyeti  tarafından   Muhterem KURUÇAY’a iletilmişti.

Muhterem KURUÇAY, hakkımda külhanbeyi edasıyla arka arkaya iftira ve hakaretler yağdırıyordu. Cumhurbaşkanı tarafından yeni atanmış görevi başındaki bir rektöre yaptığı çok açık galiz hakaretler ve iftiralara karşı  yaptığımız suç duyuruları Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından maalesef kovuşturmaya yer yoktur kararları ile sonuçlandırıldı. Aynı şekilde CAHAN, KURUÇAY ve Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı ile irtibatlı trollerin organize bir şekilde sahte twiter hesaplarından FETÖ’cü olduğuma dair yaptıkları tezviratlarına karşı da yaptığım suç duyuruları başsavcılık tarafından  takipsizlikle sonuçlandırılmıştı. KURUÇAY’ı Uşak’ta adaletin  kılıcı kesmiyor himaye ediyordu. Anlayacağınız bizi hukuki güvenlikten mahrum bırakarak ortaya saldıkları tetikçilerini korumaya almışlardı

Görevi başındaki rektörü ihanet örgütü ile ilişkilendirerek galiz hakaretler yapanların Uşak Başsavcılığınca himaye görmesi ve teşviki şebekeyi daha da azgınlaştırmıştı. Artık geriye gece baskını ile bir rektörü alaşağı etmek kalıyordu…  

 https://www.youtube.com/watch?v=usQ6nDAqZ48

Son Söz

Yazacak detayda daha başka konular olmasına rağmen kurulan kumpası ana hatları ile deşifre ettiğimi düşündüğüm için yazı dizimi burada bitirmek istiyorum.  Ancak şahsıma kurulan kumpası, cezaevlerinde yaşadıklarımı ve çıkış sonrasını ayrıntılı bir şekilde ele aldığım analizlerimi içeren “Bir Kumpasın Anatomisi” ve “FETÖ Koğuşu” adlı iki ayrı kitap çalışmam da sona doğru yaklaştı. Allah’ın izniyle kitaplarım basıldığında kendime, aileme ve ülkeme karşı görevimi bir ölçüde yerine getirmiş olacağımı düşünüyorum.

Şahsıma kurulan kumpasın tam olarak anlaşılabilmesi için yazı dizimin baştan sona toplu olarak değerlendirilmesinin  yararlı olacağı kanısındayım.

Şebekenin her türlü iftira,  hakaret ve suç icat etmeleri neticesinde 907 günlük hapis yatmış birisi olmama rağmen yazılarımı olabildiğince itidalli elden bırakmadan kaleme alma gayreti içerisinde oldum. Çünkü  mazlum olmak mesnetsiz bir şekilde önüne geleni suçlama hakkını o kişiye tanımaz. Yazılarımı, bazı mazlumların küçük de olsa ellerine bir fırsat geçtiğinde hemen haddi aştıkları  bilinciyle yazdım.

Allah Teala “Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz.” (Nisa-138) buyurarak bir nevi zulüm görenlere kötü söz söyleme ruhsatı  tanıyor. Sürçü lisan ettim ise bu bağlamda değerlendirilmelidir. Yine de olanları tarihe tanıklık yapma sorumluluğu ile, birinci dereceden bu zulme ortak olanları yazmanın ve kötü söz söylememenin gayreti içinde oldum.

Yazdıklarım bir bütün olarak değerlendirilmeli ve  maksatlı sonuçlar çıkarılmak için orasından burasından çekiştirilerek malzeme yapılmamalıdır. Meslek ve grup taassubundan dolayı lütfen kimse alınmasın. Bu ve benzeri hastalıklarımızdan kurtularak gerçeğe şahitlik edenlerden olmalıyız.

Asli görevi vatan savunması olduğu halde uzun yıllar toplum mühendisliği yapmaya kalkan  asker vesayeti, FETÖ ve benzeri hastalıklı yapıların türemesi başta olmak üzere bu ülkeye çok pahalıya mal oldu. Özellikle PKK terör örgütü ile mücadele sürecini asker vesayetini daha da güçlendirmek için fırsata çevirenler olduğu gibi FETÖ ile mücadele sürecini de yeni vesayet odaklarının güçlenmesi için istismar edenlerin çıkabileceğini akıldan uzak tutmamak gerekir.

Hali hazırda Türkiye’ye ayak bağı olan kadim prangalarından kurtulmuşken yeni vesayet odakları ve çetelerle heba edecek hiç vaktimiz yok. Tüm dünyanın gözü üzerimizde. İslam dünyasının ve mazlum milletlerin umudu haline gelmiş bir ülke olarak Suriye, Libya ve Karabağ gibi dış dünyada gösterdiğimiz başarıları ülke içinde de  göstererek bir huzur ve refah  toplumu inşa  etmeliyiz.

Her ne sebeple olursa olsun kirlilikleri halı altına süpürme alışkanlığından vaz geçmeliyiz. Statükoya rağmen bütün toplum kesimleriyle birlikte demokratik, açık, şeffaf ve denetlenebilir bir toplum oluşturmak için korkmadan ve çekinmeden el birliği ile gayret etmek dileğiyle. Vesselam.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER