Bir Belediye Başkanı Nasıl Olmaz? (1)

Bir Belediye Başkanı Nasıl Olmaz? (1)

Bir Belediye Başkanı Nasıl Olmaz? (1)
banner471

Ülkemiz yine yeni bir seçim havasında! Kasabasından büyükşehrine kadar 2103 noktada belediyeleri yönetecek adaylar belirlenmeye çalışılıyor. Partiler temayül yoklamalarıyla en doğru adayı seçme arayışındayken, adayların kendilerini tanıtma çabaları da bol hengameli bir dönemin işareti.

Yerel yönetimin en önemli organı olan belediyelere, 5215 sayılı yasada fiziki altyapıyla birlikte sosyal nitelikli hizmetleri sağlama görevi de verilmiş. Yani yönettiği her kesimin “ana karnından mezara kadar” olan altyapı ve sosyal ihtiyaçlarını karşılama sorumluluğu tanımlanmış. Sosyal dayanışma, sağlık, eğitim ve çevrenin geliştirilmesi, işsizlik, engelli, yaşlı ve kimsesizlere sahip çıkmayı yani “toplumun yaşam kalitesini” yükseltmeyi hedefler. Bu yasanın temel özelliklerini dikkate alarak bir belediye başkanının nasıl olmazı inceledim. Nerede yaşarsanız yaşayın birçok olmazlar size de tanıdık gelecektir. Bir belediye başkanının olmazlarını sergilemek, bilinçli seçme adına da bir mesajdır aslında!

Bir belediye başkanı düşünün: Bir kasabayı ili ya da büyükşehirde yönettiği belediyede;

o   Sağlıklı bilgi ve liyakat esaslı yönetimini kolaylaştıran nitelikli kadroyu oluşturmaz. Toplumdaki dedikoduları önemseyen, muhbirlik yapanları çevresine toplar.

o   Belediyeciliği sadece yollara taş döşemek ve yılda üç-beş sosyal etkinlik düzenlemeyi meziyet olarak görür. Haleflerinin hiç yeşil alan bırakmadığından şikayetçidir. Kendi dönemde yaptığı meydana beton yığıp, otoparksız, yeşilsiz, fıskiyesiz, çiçeksiz kentin akciğeri olması gereken bu yeri ruhsuzlaştırır. Haftada bir kez kullanılan pazaryerini yenilerken, doğal afetlerde toplanma ve kentin büyük çaplı sosyal etkinlik için de kullanılabilecek alan haline getirmez, sadece pazaryeri olarak yaptırarak, atıllaştırır.

o   Eleştirinin kendisini geliştirebilecek en değerli fırsat olduğunu bilmez. Halkın fikirlerini yazarak kendisini eleştirdiği web sitelerini sansürletip, yapıcı eleştirilere tavır alacak kadar kindardır.

o   Toplumunu oluşturan sosyal dokuyu tanımaz. Muhtarları, sivil örgütleri, yatırımcıyı, esnafı ziyaret etmez, sorunlarını dinleyip çözüm üretmez. Hem yerel hem de ülke genelindeki sivil örgütlerle işbirliği yaparak ekonomik ve sosyal yapıyı geliştirmez. Belediye imkanlarını eşinin yönettiği, birkaç üyeli sivil örgüte tahsis eder ve üyesi daha çok sivil örgütleri hiç kaale almaz.

o   Yönettiği yerleşimi tanımaz. Nüfusu, doğal kaynakları dikkate alarak toplumun ihtiyaçlarına göre proje geliştirmez. Halkı için gelecekte fırsat ve tehdit oluşturabilecek nedenleri bilmez, halkının gelirini artıracak kaynakları harekete geçirmez.

o   Fakir ve muhtaç vatandaşların sosyo-ekonomik durumlarını takip etmez. Asgari yaşam sınırında olanlara sahip çıkmaz ve istenmeyen oluşumlara göz göre göre teslim eder. Yönettiği toplumda engellilerin hayatını kolaylaştıracak hiçbir destek sağlamaz.

o   Topluma rehberlik etmez. Toplumsal bilinci, duyarlılığı artıracak hiçbir etkinlik planlamaz. “Üretmeyen” toplumun kendini tüketeceği bilinci için ilköğretimde yarışmalar, engelli doğumun en büyük nedeni olan akraba evliliğini azaltmayı esas alan duyarlılık kampanyası düzenlemez.

o   Yönettiği kitlede artan intihar, boşanma, cinayet, yasaklı madde tüketim oranlarını takip etmez. Hatta cinayet vakalarında husumetli aileleri birbiriyle barıştırmaz, kışkırtarak taraf olur.

o   Köylerden kentine, yönettiği kentten büyükşehirlere artan göçe karşı duyarsızdır. Ortak çıkar bilincini geliştirmez. Baskın kültürü oluşturmaz, kentlilik bilincini geliştirici projeler üretmez.

banner521
o   Belediyede odasına partisinin amblemini asacak kadar partizandır. Toplumun her kesimini kucaklamaz. Oy verenlerin bir dedikleri iki olmaz, vermeyenlerin ihtiyaçlarını keyfi karşılar.

o   Yönettiği kaynakları verimli kullanamaz. Çöp kamyonu gibi temel araçlara ihtiyaç elzemken, yılda sadece 2 ay kullanacağı greyderi alarak kaynağı heder eder.

o   Devletin kaynak vermediğinden, parasızlıktan yakınır, hiçbir yurtiçi ve dışı yerel kalkınma hibe fonuna, proje geliştirerek ilgili kamu kuruluşuna başvurmaz.

o   Belediye hizmetlerine vatandaşın katılımını sağlayacak gönüllü katılımını desteklemez.

o   İşsizlik hızla artarken, belediyenin sitesinde hükümet politikalarını suçlayıp, işsizliği azaltıcı çözüm projesi geliştirmeye, yeni yatırımcılar kazandırmaya çabalamaz, üretimi özendirmez.

o   Yönettiği kitlenin kültürel, sosyal, ekonomik olarak gelişimine katkı sağlayabilecek yurtiçi ve dışında ki hemşehrileri ve aydın kitleyle bağ kurmaz.

o   Belediye hizmetlerini şeffaflaştırmaz. Meclis karar, denetim, faaliyet, komisyon raporları, projelerini ve bütçesini halkla paylaşmaz.

o   Yönettiği kitlenin ekonomisine destek sağlayacak doğal, kültürel, tarihi, ekonomik, sosyal değerlerinin ve kentin markalaşmasını dikkate almaz.

o   Çöpleri ayrıştırmaz, vatandaşların çiçek yetiştirme sevgisine rağmen parklarda bir çiçek bile yetiştirmez, dikili ağaçlara bakmaz, yılda üç-beş fidanı ya diker ya hiç dikmez. Nüfusunun yüzde 17’sini oluşturan 0-14 yaş için çocuk parkını sekiz yıllık döneminde yapmaz, seçime altı ay kala aklına getirir.

o   Yönettiği kitleye (dirisine) saygısı olmayan başkanın, ölüsüne hiç olmaz. Mezarlıklara hiç bakmaz. İzbedir, bakımsız ve içinden yollar geçirerek önemsemez. Mezarlıklara, okullara, camilere halkın yaşam alanlarına belediye hizmetlerini sunmaz.

o   Yönettiği yerleşimin sağlık ihtiyaçlarına duyarsızdır. Örneğin, kanser vakaları hızla artarken 35 yıl önce döşenmiş asbestli su borularının buna neden olup olmayacağını araştırmaz ve iyileştirmeye çabalamaz, üstelik kentin altyapısını tamamladığını iddia eder.

o   En büyük korkusu bilgiyi, toplum temelli yaymaz. Toplumsal aydınlanma adına emekli, ev kadını, gençlerin bilinçlenmesine değer vermez. Yönettiği kitleyi sosyalleştirme, topluma ve vatandaşın kişisel gelişimi için programlar düzenlemez. Aile içi demokrasi, bilgisayar okuryazarlığı, hobi kursları, temel vatandaşlık, tüketici hakları vb toplumun mutlak ihtiyacı eğitimleri yani belediyenin sosyal eğitim işlevini önemsemez.

Çevremizde daha birçok örneğini görebileceğimiz olmazlar, sağlıklı gelecek için bilinçli oy kullanmayı gerektiriyor. Çünkü yönetilememenin, partizan, kindar yaklaşımların bedelini toplum olarak ödeme lüksümüz artık yok! Maalesef bu yapıda başkanlık; vizyondan yoksun, paranın gücüyle seçilen, fikri cüce baronların bireysel çıkarlarını koruma ve egolarını tatmin aracıdır.

Yönettiği yerleşimde üyesi olduğu partinin seçildiği günden beri üye sayısını artıramayan, sosyal belediyeciliği önemsemeden, belediyeciliği taş döşemekten ibaret görenlerin performansını ölçmeyen siyasi partiler için risktir. Ülke genelinde oy kayıplarının bir diğer nedeni de: Acaba parti genel merkezlerince seçilmişlerin denetlenmemesi midir?

YORUM EKLE
banner534
SIRADAKİ HABER