NE DİYORSAM O!

Bugün sizlere Çinli düşünür Lao Tzu’nun  bir hikayesini anlatmak istiyorum. Bu hikaye aslında Bakara Suresi’nin 216’ncı ayetinde  ifadeye konan “ …. Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey hakkınızda hayırlı olabilir, buna karşılık hoşunuza giden bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz”  gerçeğinin bir başka açıdan ifadesidir. 
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. İnsan dostunu satar mı?” demiş. Bir sabah kalkmışlar ki, at ortada yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.
İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. “Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”
Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyara gidip özür dilemişler. “Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.”
Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden “Bu ihtiyar sahiden saf” diye geçirmişler. Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara. “Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.
“O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru? Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz”
Birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…”
“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatle tamamlamış:
“Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”


  İşte insanoğlu tam da burada yanılıyor, püf noktasını bunu fark etmiyor. Çok aceleci davranıyor. Halbuki maç doksan dakika ömür ise Allah’ın takdiri kadar.  Sonucu bekleme yerine hüküm vermeden acele edenlere tavsiyem bekleyin görün. Ömür bitmeden maç bitmiyor!

Her insanın kaderinin  kendi çabasına göre şekillendiğini ifade eden, tercihlerinin  sonucunu yaşayacağını anlatan (İsra-13-15) ayetler vardır.  Evet,  insanın kaderi,  her an, her saniye, her salise yapıp ettiklerine, söylediklerine ve savunduklarına göre değişir ve her daim   yeniden ve dahi  yeniden yazılmaya devam eder!  Allah tercihlerimizin sonucunu bir bir önümüze çıkartır. Hiç sekmez.  Yüce Allah ihmal etmez, sadece  mühlet  verir.  Kimsenin yaptığı yanına kâr  kalmaz.
Atalar ne güzel demiş, büyük abdestle yapılan, küçük abdestle yıkılır. Bu sebeple pisliklerinin üzerine hayat kuranların sözüne de dinine de imanına da itibar edilmez.!  

Kurdukları çeteyle algı operasyonları yapan tertip ve kumpas kuranların amaçlarına ulaşamayacaklarını hep birlikte göreceğiz! Bu işlere karışanlar pişman olacaklar. Bugün müttefik olanlar yarın birbirlerinin can düşmanı olacaklar. Zira yasak meyve yediler!  Herkes kendi kaderini kendi yazdı! Yanlışlar ilanihaye devam etmez. Sünnetullah gereği hak gelince batıl zail olur. 
Sağda solda benim ismim üzerinden gelişen olaylara dayanarak beni eleştirenler, haksız çıktığımı yazan ve söyleyenler,  haddini aşarak hakaret edenler var. 
Bir kez daha söylüyorum. Ben ne diyorsam o!  Zira ben doğruyu söylüyorum. Aksini iddia edenler yalan söylüyor. Bir yalanı bir milyon kişi tekrar etse, yalan doğru olmuyor.   Ben yalancıların, münafıkların,  algıcıların lafına değil kendi gözlemlerime ve bilgilerime dayanırım. Şahidim ve vekilim Allah’tır. Yalnız ona kulluk eder yalnız ondan yardım dilerim. Kendime değil ölçüme güvenirim!  Bir başka deyişle kendime güvenimin teminatı ölçümdür! 
Allah’ın kitabından ısrarla kaçanların bunu anlamasını beklemiyorum. Hepimiz şaşabiliriz ama Kitap şaşmaz!  “Doğrusu bu Kuran bize  ve milletimize  bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacağız!” (Zuhruf 44) 
Sonuç olarak imtihan dünyası! 

Selam ve Muhabbetle


 
 
YORUM EKLE
YORUMLAR
Berat
Berat - 2 yıl Önce

sayin baltaoğlu, böylesi̇ si̇sli̇ ve puslu ortamlar; bi̇ri̇leri̇ni̇n yalan, i̇fti̇ra ve kumpaslari i̇çi̇n bulunmaz firsat olabi̇li̇r. tari̇h bunun örnekleri̇ i̇le doludur, ancak bi̇lmeli̇yi̇z ki̇ hükmün yegane sahi̇bi̇ Allah'tir. o ne güzel veki̇ldi̇r.
bu zor zamanda duruşunuzdan dolayi si̇zi̇ tebri̇k edi̇yorum. Allah yar ve yardimciniz olsun.

Ali Galip Baltaoğlu..
Ali Galip Baltaoğlu.. - 2 yıl Önce

EyvAllah kardeş.Allahuekber..