Sayın  ÖZIŞIK  size öncelikle çok bilinen bir aforizmayı  tekrar edeyim. Gerçeklerin er veya geç ortaya çıkmak gibi bir karakteri vardır. Ve Uşak’ta gerçekler yavaş yavaş  ortaya dökülmeye başladı. Paniğe gerek yok,  acıyacak! 
Siz Süleyman Bey,  Uşakta dönen dolapların medyadaki gücü ve perdesi oldunuz. Şu gelinen noktada    ben ne yapmışım demiyorsanız, sorun var! Hırsızlıkla yolsuzlukla, FETÖ ile mücadelenizde samimi olsaydınız ben ne yapmışım demeniz gerekirdi. Beni kimler kullanmış, hangi emellerine alet etmiş diye kara kara düşünmeniz icap ederdi. Maalesef böyle olmadı.  Zatıaliniz CAHAN’ı kurtarma derdinde.  Hayır, hayır yanlış oldu! Türkiye çapında faaliyet gösteren bir çeteyi saklama çabasında!   Bu nedenle  doğru söylemiyor, algıya oynuyor,  gerçekleri çarpıtıyor ve   hâla yönlendirme yapıyorsunuz. 
     Hatırlıyor musunuz  SAYIN ÖZIŞIK.  2 Kasım 2016’da UŞAK'TA NELER OLUYOR? başlığı altında rektör Sait ÇELİK’in  FETÖ’cü olduğunu tüm Türkiye’ye duyurmuştunuz. Olayı yerelden ULUSALA  taşımıştınız.  Uşak’ı ve Uşak’ta olanları sizden daha iyi bilen ve takip eden ben,   3 Kasım 2016’da CAHAN SEVDALISI ÖZIŞIK, REKTÖRÜN  TUTUKLANMASINI İSTİYOR HAYDİ SAVCILAR GÖREVE!” başlıklı bir makale yazmıştım. Bu makale hakkında  savcılar değil ama,  Nurullah  CAHAN  erişimin engellenmesi kararı  aldırmıştı. Bana göre o yazı Nurullah CAHAN’ın da haklarına işaret ediyor ve koruyordu ama, mahkeme öyle karar vermişti. Yargı Nurullah CAHAN’ın eşiyle ilgili bahisleri Nurullah CAHAN’ın kişilik haklarına aykırı bulmuştu.  CAHAN’ı eşi abla değildi hiçbir zaman olmamıştı! Bu yargı kararını haksız buldum ama  yargı kararına boynumuz kıldan inceydi.     
Şahsen ben, rektörün başvurusuyla erişimin engellenmesi kararı alınan,  sizin o günkü yazınızdan tam bir ay yirmi gün sonra, rektör ÇELİK gözaltına alındı. Göreve çağıdığınız savcılar göreve koşmuştu. Malumaliniz, Türkiye’de operasyonların medyayla birlikte yapılması bir FETÖ sünnetiydi . Önce itibar yok edilir sonra operasyon yapılırdı. FETÖ böyle eğitmişti adamlarını. FETÖ operasyonlarını yakından takip etmiş ve fark etmiş biri olarak, bu olayın medya ayağında görev icra ettiğinizi anlamıştım.  O meşhur yazınız,  bana ve rektöre kurulan  bu kumpasın bir parçasıydı.  Evet Rektör Sait ÇELİK’in  Nurullah CAHAN’ın başını çektiği, Ak Parti içinde ve dışında uzantıları olan bir konsorsiyumun  katkısıyla kumpasa kurban gittiğini düşünüyorum ve söylüyorum. Nitekim siz de bunu çok iyi  biliyorsunuz ki;  “Uşak Belediye Başkanı, 17/25 Aralık sonrası henüz kimsenin FETÖ ile mücadele etmeye cesaret etmediği dönemde, dönemin FETÖ'cü başsavcısı ile  FETÖ'cü rektörün foyasını ortaya çıkarıp onları hapse attıran adamdı” diye yazmışsınız. Bu söz AÇIK  bir İTİRAF. Bunu SAYIN CAHAN’da çıktığı televizyon yayınlarında İTİRAF etmiş sanırım.  Gerçi bu sözler  bana  de şecaat arzeden merdi kıpti özlü sözünü hatırlattı.  Kendisi FETÖ’cülerle iç içe olan CAHAN’ın rektör FETÖ’cüydü ben onu cezaevine gönderdim demesi başlı başına şüphe konusu değil midir?  Sadece bu gerçek bile rektörün masum olabileceğinin en önemli karinelerinden diye düşünüyorum.  
Söyleminizin içinde düzeltilmesi gereken taraflar da var Sayın ÖZIŞIK.   Başsavcıyı değil ama rektörü hapse attıran adam CAHAN  ve arkasındaki güçtür, bu kısmı çok doğru.  O gücün medyadaki ayağı sizsiniz bu da doğru. Ancak rektörün foyasını ortaya çıkarma iddiası  yanlış. Rektör neyi gizlemiş ve bu arkadaş neyi ortaya çıkarmış merak konusudur!  
Şu anda CAHAN ve ekibinin foyası ortaya çıkıyor Sayın  ÖZIŞIK.  Başsavcı  Ali BAYRAM’ın  cezaevinde olduğu da doğru değil diye biliyorum. Sanıyorum bu savcı  Uşak’ta değil İzmir’ de ihraç edildi.  Yine tutuksuz olarak yargılanıyor.  Tutuklu bile olsa onun tutukluluğunda Nurullah CAHAN’ın nasıl bir katkısı olduğunu bilmiyoruz. 
Bakın Sayın ÖZIŞIK. Rektörü tutuklayan Savcı Bahadır SAKAOĞLU’nun bu kumpasın aracı olduğunu,  eski  Başsavcı Vekili Hacı Aykut AYDIN’ın da iddianamesine haram kattığına inanıyorum. Hayır, hayır açıkça biliyorum. İddia değil bunlar benim açımdan somut gerçekler. Bunu defalarca yazdım. Savcının kendisine de yazdım. Bakınız. Gerçekler burada yazıyor. Dikkatle incelemenizi öneririm. 
http://www.baltaoglu.net/guncel/196-usak-universitesinde-buyuk-kumpas-feto-nasil-meto-oldu.html
http://www.baltaoglu.net/guncel/197-ah-savcim-ah-ne-yaptin-sen.html

SAYIN ÖZIŞIK şöyle yazmışsınız. 
“Ne acıdır ki Uşak'ta görev yapan bazı kamu görevlileri, FETÖ'cü bu isimler hakkında yürütülen soruşturmanın akamete uğraması için, hem Uşak Cumhuriyet Başsavcısı'na, hem de Nurullah CAHAN'a operasyon çekmeye çalışıyor,  Gerek AK Parti Genel Merkezi, gerekse İçişleri Bakanlığı, bu haberi  kimlerin yaptırdığını biliyor ve yakında gereği yapılacak” 
Şimdi SAYIN ÖZIŞIK, açık konuşun. Kim bu CAHAN’a  ve başsavcıya operasyon  çekmeye çalışanlar?  Şayet bunların içinde beni kastediyorsanız, ki ben kamu görevlisiyim, operasyon çekmiyorum. Açık açık yazıyor iddia ediyor, delillerimi de açıkça ortaya koyuyorum.  Tek başınayım. Tarikatım cemaatim, örgütüm, çetem yok. Rektöre ve bana kumpas kuran belediyecileri ve işbirlikçilerini  deşifre ediyorum. HSYK/HSK gibi kurumlara savcıları şikâyet ediyorum. Açıkça, mertçe, erkekçe! Bu tabirlerin ne demek olduğu hakkında fikriniz var mı? İsim vermeden yuvarlak konuşan adamlar anlamaz ama! 
Kaçmıyorum buradayım.  Beni FETÖ’cü diye iddianameye yazan savcının FETÖ’cü olmasının muhtemel olduğunu söylüyor, bu konudaki bilgilerimi devletin ilgili kurumlarıyla paylaşıyorum. Mesele Ak Parti ise, kuruluşundan itibaren    Ak Parti üyesiyim. Ak Partinin yanlış yapanlardan yolsuzluğa, hırsızlığa  ve FETÖ’ye bulaşanlardan bir an önce temizlenmesi meselesini  dert etmiş bir adamım. Bunu  memleket meselesi olarak görüyorum.  Çizgim belli yani. 
Ayrıca, siz kimi Ak Parti Genel Merkezi veya İçişleri Bakanlığıyla tehdit ediyorsunuz? Çok korktuk, dizlerimiz titredi SAYIN ÖZIŞIK. Şaka mısınız siz,  ilk önce kimlere destek olduğunuzla ilgili bir fikriniz olmalı. Ben ve benim gibi adamlara siz  ve sizin gibi adamlar FETÖ’cü diyemez.  Bana FETÖ’cü demek güneş batıdan doğuyor demektir!   Ben sizin gibi FETÖ’ye ölümüne destek veren sonra döndüğünü söyleyen ,  FETÖ   avcılarından değilim! 
Siz neyi savunuyorsunuz?  Şu kadarını söyleyeyim bu kumpas tam manasıyla ortaya çıktığında dava konusu olacak, bu haksız olduğunu düşündüğüm operasyonun medyada algı ayağının oluşturulmasında siz de yargılanacaksınız kanaatindeyim.  Yargılanmasanız bile  ben sizi  itirafınızdan dolayı mahkemeye davet ettireceğim. Açıklayacaksınız orada CAHAN rektör ÇELİK’in tutuklanmasını nasıl sağladı? Size ne anlattı da sizi ikna etti, bilmek isteriz. 
 Müthiş bir iddiada bulundunuz.  İspat edin ve  bize yardımcı olun. Bu CAHAN denen zat rektörün foyasını nasıl ortaya çıkarmıştır? Bu hususta savcılığa hangi delili sunmuştur?  Ben rektörü CAHAN’ın içeri attırdığını düşünüyorum ama kumpas kurarak!   Elinizdeki delillerle benim elimdeki delilleri bir karşılaştıralım, gerçek ortaya çıksın. 
Hatırlıyor musunuz rektörü cezaevine götüren süreçte yazdıklarınızı. Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, öğrenciler rahatsız diye yazmıştınız. Doğru değildi. MHP belge üstüne belge yayınlıyor demiştiniz, hiçbir belge sunmamıştınız.  Soruşturma dosyasında MHP il başkanının soyut iddiaları vardı. STK’lar rektörün FETÖ ile irtibatını milletvekillerine sunuyor milletvekilleri gereğini yapmıyor diye yazdınız, bu iddianızı vekiller doğrulamadı. Rektörün 2011 yılından bu yana üniversitede yanında tuttuğu herkes ama herkes FETÖ'den hapse atıldı dediniz. Bu herkesi hala bilmiyoruz!  650 öğretim elemanı olan üniversitede rektöre çok yakın olup ta cezaevinde olanların ismini saymadınız. Bu HERKESİ BİZ ÖĞRENEMEDİK.  Ama mevcut hiçbir dekanının, müdürün, tutuklanmadığını, aktif ve etkin görevdeki  hiçbir idarecinin  tutuklanmadığını biliyoruz. Rektör FETÖ’cü ama bir dekanı bile FETÖ’cü değil öyle mi? Bu ne yaman çelişki! 
O yazıda o kadar endazeyi kaçırdınız ki; size göre, rektöre dokunmaya çalışanlar vardı fakat rektör korunuyordu.    2001-2002 yıllarında FETÖ ile bağlantılı olanlardan hesap sorulurken rektör Sait ÇELİK'i kim, neden koruyor diye sordunuz?  Bu çok ilgi çekiciydi.  Sayın  Cumhurbaşkanımızın  "FETÖ’cüleri koruyanları bana bildirin"  dediği için bu işin peşini bırakmayacağınızı söyleyerek iftiralarınızı meşrulaştırmaya çalıştınız.  Aşağıda göreceğiniz biz gibi, Yahya Kaptan adlı sahte  hesaptan da  insanlara iftira atılırken, Cumhurbaşkanımızın   ihbar edin gerekçesinin kullanılması enteresandı.  Ama sevgili kardeşim Cumhurbaşkanı insanlara iftira atın demedi ki size. Bildiğinizi konuşun dedi. Ayrıca bu konularda sizin gibi adamlar konuşmamalı!    Bizzat siz 2012-2013 yıllarında FETÖ’ye verdiğiniz destekten ağırlaştırılmış müebbet yerdiniz! 
 Çok ayıp ettiniz. Sadece ve sadece iftira ettiniz. Ben de sizin gibi rektörün iddianamesini merakla bekliyorum. Bu iddialarınızı o iddianamede görebilecek miyiz bakalım. 
Bakın SAYIN ÖZIŞIK ne ben, ne de kumpasla içeri attırdığınız rektör sizin FETÖ’yü savunma için attığınız twitlerin  utancını taşımıyoruz. Sorular çalınırken bunları dillendirenleri itibarsızlaştırma çalışmaları yapmış, FETO’nun resimlerine bakmaya doyamamış, millete de bu imkânları sunmak için çok çalışmışsınız. FETO’yu eleştirenleri salya akıtan köpekler, anıran eşekler, şeytanın bile kabul etmeyeceği tipler olarak tasvir etmişsiniz. Yazık etmişsiniz kendinize hala utanmadan konuşabiliyorsunuz!  Bugün Nurullah CAHAN’ın suçlarını ve/veya yanlışlarını,  FETÖ irtibatlarını saklamaya çalışarak neye hizmet ediyorsunuz.? 

Bakın SAYIN ÖZIŞIK, ben sizin,   gerekirse gerçek FETÖ’cüleri saklama pahasına da olsa bir rant çetesine hizmet ettiğinizi  düşünüyorum. Öyle olmasa; 
Nurullah CAHAN’ın  en yakınlarının FETÖ’cü olduğunu ve FETÖ ile ilişkileri olduğunu bilirdiniz. Rektör Sait ÇELİK gibi namus abidesi bir adama iftira etmez, ettirmediniz. Biliyorum çok güçlüsünüz, saçma sapan yazınızı Ülke TV’de Ersoy Dede ve Hikmet GENÇ’e  yorum diye okutacak ve yorumlatacak gücünüz var!  Bilin ki, bu güce,  ben  ve rektör Sait ÇELİK gibi dava adamlarının sırtında ulaştınız.  Katillerimizi bizzat bir yarattık ve şu anda REİSE  davanın  katillerini göstermeye uğraşıyoruz.  Gerçek dava adamlarını etkisiz kılma becerisini gösterdiniz. Başarılı oldunuz.  Neden? Çünkü biz ben demeye utandık!  Bugün bile bu gerçekleri zaruretten yazıyor, ben demenin utancını yaşıyoruz!  REİS’e yakın adamlarınızın REİS’i yanıltma gücü de bir yere kadardır yakında göreceksiniz! 
Sayın  ÖZIŞIK, ben Ali Galip BALTAOĞLU. Serik’te  37 yılllık kadim  dostum, Serik Belediye Başkanı Ramazan ÇALIK’la birlikte halka hizmet veriyor, Ak Parti Belediyeciliği’nin ne olduğunu, neredeyse 30 yıldır hizmet almamış Serik’e gösteriyoruz. Bunu tüm Antalya ve Serik’i tanıyanlar bilir. Başkana danışmanlık yaptığım sizin adamlarınız tarafından da çok iyi biliniyor. Bana ve başkana  FETÖ’cü dedi o adamlarınız! Rektöre yaptıklarını  burada da yapmak istediler.  Sosyal medyada ortalığı karıştırdılar.  Uşak’ta kurdukları kumpası burada da kurdular ama başarılı olamadılar! 
      Ben bir adamın dava adamı olup olmadığını zor zamanda anlarım. Rant kavgasında kimin dava adamı olduğu anlaşılmaz, Sayın ÖZIŞIK!  
Evet SAYIN ÖZIŞIK, ben bu belediyede bir çok işle beraber  metin yazarlığı  görevini de icra ediyorum. Başkan ÇALIK’ın 30 Mart 2014’te başkanlığı kazandığı tarihten bu yana, bütün özel   yazılarını  başkan adına  ben yazarım. 
Hatırlıyor musunuz Süleyman Bey, FETÖ ile mücadelede yalnız bırakılan REİS’i!   
REİS Cumhurbaşkanlığı seçimine giriyordu. Gerçekten çok yalnızdı!  Sesi kısılana dek Türkiye’yi dolaşmıştı!  Adam,  ettiklerinden çeşitli kadrolara yerleştirdiklerinden, seçilmişlerden bürokratlardan çıt çıkmıyordu. 
10 Ağustos 2014’ü  hatırladın mı?
İşte o tarihlerde   Serik Belediye Başkanı kadim dostumla oturduk ne yapabiliriz diye konuştuk. Hiç kimseden ses çıkmıyordu. Olmaz dedik bu kabul edilemez. Bir şeyler yapmalıyız, bir taşta biz koymalıyız dedik. REİS yalnız dedik.  Sonuçta    Ulusal gazetelerde ilan vererek REİS’e açık destek vermeye karar verdik.   Bunu milli bir vazife addettik. Zira Allah’tan başka hiçbir güçten korkumuz yoktu bizim!  Hiçbir belediye başkanı  açık bir destek açıklamamıştı  o zamana kadar! 
İşin doğrusu şuydu.  Sizin gibiler sessizliğe gömülmüştü. Biliyordunuz devlet FETÖ idi o zamanlar!  Siz ve sizin gibiler  olayın KAZANANINI  görmeye çalışıyordu!   Darbe başarılı olsaydı hepiniz için saf değiştirmek kolaydı.  Sivri çıkışlar yapmamıştınız. Gerekte yoktu,  değil mi, sivri çıkışlara! Donkişotluk bizim gibi marabalara (dava adamlarına)  yakışırdı! 
İşte o günlerde,  FETÖ’nün devlet kurumlarına egemen olduğu zamanlarda,  “Ayağa Kalk Türkiye” başlıklı destek yazımız 5 Ağustos 2014’te Yeni Şafak,    7 Ağustos 2014 Star gazetesinde tam sayfa yayınlanmıştı. İşte o yazının büyükçe bir kısmı 8 Ağustos 2014’te, Ülke Tv’de Ersoy DEDE’nin programında usta ozanımız Uğur IŞILAK tarafından okundu. 
Aşağıda gazetelerde yayınlanan bu yazı ve tasarımı dikkatlerinize sunuyorum.  

Şimdi de aşağıda sunduğum bu linki dikkatlice izleyiniz, Süleyman bey…ÜLKE TV’DE 8 AĞOSTOS 2014’DE YAYINLANDI. 
https://www.youtube.com/watch?v=Qci5i6uKwqU
 Ersoy DEDE  veya Uğur IŞILAK, bu metinden bazı yerleri, metnin uzunluğunu gerekçe göstererek okumamıştı. Veya okuyamamıştı. İnceleyin bakalım. Aşağıda metinde BÜYÜK HARFLERLE YAZILMIŞ kısımlar ÜLKE TV’de  de sizce neden , okunmamış veya  okunamamıştır, yayınlanmamıştır?      
“Gün senin günündür. 10 Ağustos 2014'de Cumhur, Başkanı'nı seçecek. Milletimizin tarih sahnesine çıkacağı, güçler dengesi içinde yerini alacağı yeni bir milattayız. Gün, milletin iradesini gösterme günüdür. Gün, vesayetçileri tarihe gömme günüdür. GÜN, MAZLUMLARIN SESİ OLANI, GÜÇLÜLERİN HİMÂYESİNDE İTİBAR ARAYANLARIN ÜZERİNE ÇIKARTMA GÜNÜDÜR. Gün, millete tuzak kuran millet düşmanı şer odaklarını yerle bir etme günüdür. Gün, milletin adamını, milletin başına geçirme günüdür. 
Biliyor ve inanıyorum ki; 10 Ağustos 2014'ü zalimler de, mazlumlar da, hiç unutmayacak. RAHATSIZLAR, ARAMIZA SOKTUKLARI TRUVA ATLARINI FARK EDİP TEMİZLİĞE GİRİŞEN, OYUNU GÖREN VE MİLLETİNE GÖSTEREN, LİDERDEN RAHATSIZLAR. RAHATSIZLARIN RAHATSIZLIĞINI GÖREN MİLLETİM. SANA KURULAN TUZAĞI GÖRDÜN VE 30 MART 2014 MAHALLİ SEÇİMLERİNDE GEREĞİNİ YAPTIN. YİNE NÖBET VAKTİ, YİNE GÖREV ZAMANI, SON NOKTAYI KOY ARTIK, İSTİKLALİNE KASTEDENLERİ EN İYİ SEN BİLİYORSUN!
10 Ağustos 2014'de sandıktan, millî iradenin dâvudî sesi yükselsin. O gür ve kutlu ses, düşmanlara kahır, dostlara müjde olsun. İSRAİL'İ OTORİTE BELLEYENLERE, GEZİDEN MEDET UMANLARA, BU ÜLKEYİ ETNİK OLARAK AYRIŞTIRMAYA ÇALIŞANLARA, MEZHEP VE MEŞREP AYRIMINI KÖRÜKLEYENLERE MEKTUP OLSUN. GÜN, İSTANBUL İŞGAL EDİLDİĞİNDE SÜLEYMAN NAZİF'E "KARA BİR GÜN"Ü YAZDIRANLARA HESAP SORMA GÜNÜDÜR. Gün, şerefine, haysiyetine, bağımsızlığına sahip çıkma günüdür.
Bu aziz millet neler görmedi, neler yapmadı, neleri başarmadı ki! Biliyorum bunu da yaparsın. 10 Ağustos 2014'ü, bu milletin düşmanlarına dar et ey milletim. SANA HÂDİM OLANI YÜKSELTME, EMPERYALİSTLERE UŞAKLIK EDENİ KAHRETME GÜNÜDÜR BUGÜN. Kanla beslenen sömürgecilerin kara gününün tarihini hep birlikte yazma günüdür bugün. ZALİM OTORİTELERDEN İZİN ALMAYI MEZİYET ZANNEDEN HAİNLER VAR BU ÜLKEDE! SURİYE'DEKİ TÜRKMENLERE YARDIM GÖTÜREN MİT TIRININ ÖNÜNÜ KESENLER VAR BU ÜLKEDE! MİLLETE HİZMET EDENLERİ DİNLEYEN, EDİNDİKLERİ BİLGİLERİ YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİNE SATANLAR VAR BU ÜLKEDE! Ümitsiz ve meyus olma, yeter ki gereğini yap. DIŞARIDAKİ EFENDİLERİN, İÇERİDEKİ UŞAKLARIN, KARA GÜNÜ OLSUN BUGÜN. 
BU MİLLETİ BÖLMEYE, PARÇALAMAYA ÇALIŞANLARIN VE İSLAM ALEMİ’NE NİFAK SAÇANLARIN KIYAMETİ OLSUN BUGÜN. Gün, senin günündür, ey aziz millet. Unutmayalım, 12 yıllık iktidarında Türkiye Cumhuriyeti'ni her alanda iki ‘ye üç'e on'a, yirmi'ye katlayan bir lideri oylayacağız.        
Bakın  SAYIN ÖZIŞIK, rantçı dostlarınla karıştırma beni, onlara  hiç benzemem. Benden 10 yaş küçüksün. Hırslı bir adamsın. Ama benim gördüklerimi görebilmiş bir adam da değilsin. FETÖ’nün 1982 yılından beri ABD ve Siyonist uşağı olduğunu bilir ve söylerim. Dahası  bu konuyu milli bir mesele olarak gördüğüm için, teşhislerimi, gözlemlerimi de derslerimde öğrencilerime anlatırım.  Hiç kimseden korkmadan  yaparım bunu. Bütün öğrencilerim de bunu bilir şahitlik ederler. Bu şahitlikler sizin CANLI ŞAHİTLİĞİNİZE benzemez.! Çünkü içinde yalan dolan iftira yoktur! Sizler, Türkçe Olimpiyatları kandırmamasında (illüzyonunda)  salya sümük ağlarken, ben öğrencilerimi aydınlatıyordum.  Yalan söylüyorlar, eğitim dilleri İngilizce, anglo-sakson kültürünün propagandistleridir bunlar diyordum. Emperyalistlerin Türkiye’de kolu diyordum. Din bu değil diyordum. 
 Daha düne kadar para FETÖ’deyken FETÖ’ye övgüler düzen bir adamsın.  Ne benim, ne kadim dostum Serik belediye başkanının gidecek başka vatanı yok  Başka vatanda yaşam arzusu da yok! Sahte hesap sahibi adamlarına söyle boşuna uğraşmasınlar. Bizi FETÖ’den yıkmazsınız. Güçlü kabul ettiğiniz dostlarınızı araya sokarak, Ülke TV’ye yanlış bilgi vermeyin. Bu televizyonların itibarı ile oynamayın. FETÖ dostu rantçı dostlarınızı korumak  için gerçek dışı bilgiler veren yazılarınızın hiçbir anlamı olmadığını bilin. Tüm Uşak gerçekleri biliyor.    
 ÜLKE TV’de  çalışan arkadaşlar dahi o tarihlerde FETÖ ve emperyalistler hakkında yukarıda büyük harflerle kurulan cümleleri, yayınlama   cesaretine sahip değildi.
Bakın SAYIN ÖZIŞIK,  şu üç kuruşluk hayat için inanın bu kadar yamulmaya, fırıldak olmaya  gerek yok. Bizler yaşayacağımız kadar yaşadık. Çocuklarımız torunlarımız Siyonistler’in emperyalistlerin uşağı olmadan bu topraklarda onuruyla hür olarak yaşasın istiyoruz. Bu sebeple de REİS’i  destekledik, destekliyoruz.  REİS  milli mücadele demeden biz bunun milli bir mücadele olduğunu  5 Ağustos 2014’de  söylemişiz. Uşak Belediyesi’nden  ve iktidar erkinden kazanılan rantlar uğruna  insanlara iftira atmak, cezaevine göndermek ve bunu FETÖ  ile mücadele kisvesine büründürmek  doğru değildir. FETÖ’cü olmayanları FETÖ’cü diye cezaevine göndermek vatana ihanet değilse, FETÖ’ye hizmet etmek değilse nedir?  Sizin gibiler fark etmese de , sizin gibilerin etkin olduğu devlet  düzeninde devletin bekası tehlikede!  Ne benim, ne kardeşim Serik Belediye Başkanı Prof.Dr. Ramazan ÇALIK’ın MİLLİ DURUŞUNA sizlerin gölgesi bile  erişemez, bilesiniz.  İyi zamanda gak guk etmeye benzemez bu işler. Zor zamanlara bakarız biz! 
Evet SAYIN ÖZIŞIK, evvel ki   yine “BU OLAYLARIN,  CANLI ŞAHİDİYİM” diye yazmışsınız. Canlı şahitliğinizde iş yok. Gerçek şu ki, siz gerçekleri yazmıyorsunuz ve sizin şahitliğinize de  ihtiyacımız yok. İslam hukukuna göre bir kez doğruya şahitlik etmemişseniz,  biz sizin şahadetinize ölünceye kadar ihtiyaç duymayız. Şer’en de meşru ve doğru  değildir zaten. Rektör Sait ÇELİK’le ilgili yazdığınız hiçbir yazı doğru değildi. İftiralardan ibaretti. Bir rektöre yalancı şahitlerle kumpas kuranların piarını yapan size niye güvenelim.  
CAHAN’ın yolcu oluşuna çok bozulmuşsunuz. İlin milletvekillerine ve teşkilata fatura çıkartıyorsunuz. Ne kadar önemli adammış bu Nurullah CAHAN meğer.   Dahası anlaşılan gemileri yakmışsınız. “Bir ilin valisi, "Bu belediye başkanı gidecek, ben kayyum olacağım"hırsına kapılıyor. Yanına emrindeki devlet görevlilerini de alıp, belediye hakkında kara propaganda başlatıyor,” diyorsunuz.
Gerçi burada da her zaman olduğu gibi somut konuşmuyor ve bu valinin hangi vali olduğunu ifade etmiyorsunuz ama biz söz konusu valinin Uşak Valisi Sayın  Salim DEMİR olduğunu hemen anlıyoruz.  
Bakın SAYIN ÖZIŞIK, Vali Bey’in şahsını tanımam.  Ancak size bu yazıyı yazdırdıklarına göre kesin adam gibi adamdır.   Paniğinizin sebebini anlıyorum da   bu kadar   ileri gidebilmenizi anlamıyorum. Bu durum  gösteriyor ki, devlet olduğunuza birileri sizi  inandırmış!  Ölecek insanlara ölmeden önce bir  iyilik hali gelir. Onun gibi bir halle karşı karşıya olduğunuz anlaşılıyor.    Bu yazıları yazabilmek ne cürettir, neye ve kime güveniyorsunuz?    Kafayı mı yediniz?  Bir vali belediyeye neden kayyum olarak atanmak istesin?  İşimi yok valinin!  Bu iftiradan ne umuyorsunuz?  Mantıklı geliyor mu söyledikleriniz size? Gerçekler ortaya çıkmaya başladığında, başladınız milletvekillerine, teşkilata ve en sonunda valiye bulaşmaya.   Bu  abuk subuk mantık ve muhakeme içermeyen sözlerden ne murat ediyorsunuz?   Gerçekten ilginç!  
Bakın  Sayın ÖZIŞIK  siz hedef gösteriyorsunuz, sosyal medyadaki haysiyet cellatları harekete geçiyor. Hasan RIZA İLBEYLİ diye sahte bir hesap var. Bu kişi üniversitede çalışan şube müdürü Sezayi DAŞDEMİR’dir. Veya şifresi DAŞDEMİR’de olan bir hesaptır.  Rektöre ve bana  kurulan kumpasta aktif olarak görev yaptı. Sosyal medyada haysiyet cellatlığı yaptı. Hakaretten ve yüz kızartıcı işlerden cezaları vardı. Hiçbir ülkücünün ülkücü kabul etmeyeceği bir şahıstır.  Bu  şahıs, bir cezasını da Azerbaycanlı bir öğrencinin 1800 TL harç parasını kendi banka hesabına yatırtıp çocuğun harç parasını üniversiteye yatırmadığı için aldı.  Öğrenci zamanından bir ay sonra, birinden borç bulup  harcını yatırdı. Bu aşamadan sonra parası ödenince öğrenci savcılık şikâyetini gerçi çekti. Üniversitedeki disiplin soruşturmasından kademe ilerlemesi cezası almıştı. Aldığı  birçok cezayla  memuriyetten atılma durumuna gelmişti. Memuriyetten atılması beklenirken,  rektör tutuklandıktan hemen sonra  rektör vekili Sayın DALKIRAN  bu adamın bütün cezalarını  kaldırmıştı. Muhtemelen bu cezayı da kaldırmıştır. Uçan kuşa borcu olan, 20’nin üzerinde icra takibi olan çok onurlu bir arkadaştır kendisi. Bir devletin zevale ermesi bu adamların adam kabul edilmesiyle oluyor Sayın ÖZIŞIK!  Şimdi gelelim bu kişinin,   Sezayi DAŞDEMİR olduğunu, yani bir kamu görevlisi olduğunu nereden biliyorum. 
Anlatayım. Çok basit. Biz bu hesabın bu arkadaş olduğundan şüpheleniyorduk ama emin olamıyorduk. Şüpheli sayısı ikiydi. Bildiğimiz iki kişiden biriydi.  
Bu resme bakın. Uşak milletvekili kardeşim Alim Tunç’la meclis lokantasında  akşam  yemek yiyoruz. Fotoğrafın çekildiği açıda  Sezayi DAŞDEMİR oturuyor.  MHP il başkanı ve birkaç kişiyle beraber. Bu resim daha sonra  Hasan RIZA İLBEYLİ hesabında  yayınlandı.

Biz de oradan aldık. Bu hesap sahibi DAŞDEMİR,  rektörü tutuklayan Bahadır SAKAOĞLU savcının da sosyal medyada arkadaşıydı Gerçi bu arkadaşın işlediği bir suçun  iddianamesini yazıp mahkum ettiren  adamdır SAKAOĞLU. Ama   sonra dost  ve müttefik olmuşlar rektöre operasyonu beraber yapmışlar anlaşılan! 
  DAŞDEMİR’in  adli dosyaları karıştırıldığında bu adam hala nasıl devlet memuru olur diyeceksiniz.  Bu kişinin Sezayi DAŞDEMİR olduğuna doğal olarak sadece ben değil Uşak milletvekili  Alim TUNÇ’ta tanıktır.  
Şimdi gelelim asıl meseleye Sayın ÖZIŞIK  siz bu tür adamların, eşkiyaların, kanunsuzların medyadaki sözcüsüzünüz. Onlarda sizin sahte hesaplardan kamuoyunu zehirleyen karanlık, at izini it izine karıştıran müttefikleriniz. Son yazınızda valiyi hedef gösterdiniz, sosyal medyadaki yansımasına bakın bakalım!  

Bu hasiyet celladı valiye soruyor. Seni nasıl vali yapmışlar diye. Aşağılık küfürler ediyor gazetecilere. Şimdi bende   size soruyorum  Sayın ÖZIŞIK. Ne hakkınız var buna?  Yaptığınızı beğendiniz mi? Bu suç makinesi eşkıyalarla ne işiniz var?  Türkçede çok güzel bir atasözü var. Bana arkadaşını söyle senin kim olduğunu söyleyeyim diye!  Anladınız mı Süleyman Bey. Arkadaşlarınız uygunsuz.  Hakkınızda ne düşünelim istersiniz?  Sahte hesapların arkasına gizlenerek bir gazeteciye kansız, bir gazeteye pezevenk diye hakaret eden seviyesiz adamlarla  ne işiniz var sizin! Bu adam MHP’li geçiniyor, MHP il başkanının dibinden ayrılmıyor, nitekim resmi çektiği mecliste de onunla beraberdi! Ak Partili belediye başkanından ona ne? Ak partili mi yoksa? Hak adına sizin yaptığınızı  yapıp CAHAN’ın haklarını mı koruyor! Türkçü, ülkücü geçinip çocukların parasına çökmeye kalkan, Müslüman, namazlı niyazlı geçinip masumları cezaevine gönderen münafıklardan bıktım artık.  
Sahte hesaplardan Ak partili görünerek, REİS lehine propaganda yapıyor  gibi yaparak, MHP’de siyaset yapan,   bu  ve benzeri provokatörlerin CAHAN’a sahip çıkmasını, valiyle belediyeyi kavgaya sokmaya çalışmasını, ülkede yönetim erkini zaafa uğratmak için uğraşmasını,  yüksek yorum kabiliyetinizle bir değerlendirir misiniz Sayın ÖZIŞIK?  Bütün bunlar FETÖ’nün ülkeye yapmak istediği şeyler olabilir mi? Siz de bunların aracı olabilir misiniz? 
Ak Parti ve iktidar erki içinde mikserlik görevini  yapan bu yoldaşınıza, bu provokatöre  bir sözünüz var mı?   Bu tür provokatörler Uşak’ta Ak Partiye mütemadiyen operasyon yaptı. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Yettiniz gali/gari  Sayın ÖZIŞIK! 
Bu  arada Sayın  Dalkıran’a, Uşak Üniversirtesi rektörüne de  sesleniyorum. Bu adamın bütün cezalarının kaldırılmasına, kendim adına da kamu adına da İTİRAZ EDİYORUM. Şimdi Sayın rektör vekiline  tekrar ihbar ediyorum. Yapmayın bu eşkıyalara hizmet etmeyin, kendinize yazık ettiniz de daha fazla etmeyin.  Zararın neresinden dönülürse kârdır. Girdiğiniz yol çıkmaz sokak.  Son kez Sayın Dalkıran’a buradan sesleniyorum!    
Bu vesileyle  valimize  de sesleniyorum. Bu provokatörün, sosyal medyada ona buna küfür eden ahlak düşkününün provokasyonlarından Uşak’ın kurtarılması lazım.Bu şahsın.    Adliyedeki suç dosyaları ile üniversitede  idari soruşturmalardaki suç  dosyalarının incelenerek devlet tarafından soruşturulmasını, Uşak’ta açık provokatörlük yapan bu adamdan devletin arındırılması için gerekli işlemlerin yapılmasını istiyor ve  İHBAR ediyorum.  Bu adamın kim tarafından korunduğu cezalarının nasıl affedildiği, üniversitedeki profesörlerin bu işlere nasıl alet edildiği ortaya çıktığında sayın vali de Uşak’taki resmi görecektir kanaatindeyim. 
Dönelim  size dair mektubumuza  Sayın ÖZIŞIK. 
 Sonuç olarak, SAYIN ÖZIŞIK. “Seçmenin fikri sorulmadan, sadece "Bazı" milletvekillerinin veyahut teşkilat başkanlarının beyanı ile belediye başkanlarının istifasını istemek, AK Parti'ye beklenmedik zararlar verebilir” demişsiniz.  Ak Partiyi tehdit etmişsiniz. Merak buyurmayın. Ak Parti’de  sizin savunduğunuz adamlar ve benzerlerinin  verdiği zararlar telafi edilmeye çalışılıyor. Bugünlerde sosyal medyadaki karanlık adamlarınızın devlet görevlilerine hakaretlerini ibretle izliyorum. Hatta Cumhurbaşkanımıza yaptıkları üstü kapalı sözlerini   ve küstahlıklarını gözlemlediğimde eceli gelen köpek özdeyişini hatırlıyorum. Bilin ki onlar halk değil!  
  Uşakta ki halk adına konuşmayın.  Uşak’ta tespitlerinizin 7 Haziran 2015 seçimlerinde nasıl gümlediğini ve fos çıktığını daha önce yazmıştım. Uşak’ta  belediyenin adamı, Erol Bey’in  istendiğini, halkın sokaklarda büyük bir coşkuyla bunu belli ettiğini yazmıştınız. Bizde öyle değil, yanlış seçim yapıldı,  partimiz kaybedecek demiştik. Bizim dediğimiz çıktı.    Meğer Uşak Erol hocayı istemiyormuş, ama Alim Tunç’u istiyormuş. Halk bunu 1 kasım 2015’te sandıkta gösterdi. Hatırlıyor musunuz? Demem o ki, Uşak da halk adına ahkam kesmeyin!  
Ben size söyleyeyim,  Uşak Halkı  Ak partinin FETÖ’cülerden acilen temizlenmesini ve beytülmala el uzatanların ellerinin kırılmasını   arzu ediyor.   Halk Ak Partinin, FETÖ’cülerden, FETÖ besleyenlerden,  belediyeye hırsızlık,  yolsuzluk ve şaibe bulaştıranlardan, insanları kumpas kurarak cezaevine gönderenlerden temizlenmesini istiyor. Ve bu temizlik için halkın görüşü bellidir.  Halk oylamasına ayrıca ihtiyaç yoktur. Görev de adli makamlarındır. Gün gelir devlet devletliğini yapar, yaşayan da görür. 

Bu arada sosyal medyada www.usak.tv sahibi Kazım ŞEN’e para gönderdiğimi söyleyen  sizin belediyeci çakala da bir çift sözüm var Sayın ÖZIŞIK    Cebimdeki helal paramı istediğime gönderirim. Gönderdim, gönderiyorum ve göndereceğim. Hiç kimseyi alakadar etmez. Amacı ne diye soruyor salak.  İzah edeyim ama anlar mı  acaba!  Amacım bu tür yazıları sosyal medyada yazarak haysiyet cellatlığı yapan  sizin gibi hırsızlardan ve kumpasçılardan  memleketin temizlenmesine  katkıda bulunmak. Uşak’ta yaşayan her namuslu insanın yapması gerekeni 21 yıl Uşak’ta yaşamış biri olarak ben yapıyorum. Kente olan vefa borcumu ödüyorum.  Yanlış yapanlarla  mücadele edeni yaşatmaya çalışıyorum.  Sizi anlıyorum.   Herkesi kendiniz gibi çakal ve  hırsız sanıyorsunuz. Ona, buna,  basındaki beslemelerinize belediyeden kamu malını peşkeş çektiğiniz için, beni de öyle zannediyor olabilirsiniz. Belediye kaynakları beytülmaldır. Ona el uzatanlar da SİZİN GİBİ NESEBİ GAYRİ SAHİH MAHLUKLARDIR.  Ayrıca Serik Belediyesi’nin kasasını da kendi paramdan daha iyi koruyorum. Sizin gibi belediyelere dadanmış kubur farelerinden tüyü bitmedik yetimin hakkını korumak en başta gelen görevimdir. Sizin gibilerden her yerde çok!   Müsterih olun, kime ne  para gönderirsem cebimdeki helal paramdır.  
Ayrıca bu bilgiyi Kazım ŞEN’i  ve yanında tuzağa çektiğiniz bir başka gazeteci arkadaşı dağa kaldırıp telefonlarını gasp ederek  edindiğinizi de biliyorum. Kazım ŞEN’in gasp ederek çaldığınız  telefonundan bir haberleşmemizi tespit edip bunu yazdınız, kaç para olduğunu da yazsaydınız ya, şerefsiz herifler.  Uşakta adalet sistemi olsaydı sizin gibi hapishane kaçkını eşkıyalar belediye ve bağlı kurumlarında çalışıyor olamazdı. Savcı darp ve gasp mahallinde  düşürdüğünüz  iş kamyonun  anahtarından sizi o gün tespit ederdi. Savcı  Amerikan usulü soruşturma yapıp suçluları yani sizi Amerikan  usulü uçurmuş! Yoksa   keşfe 3 ay sonra çıkıp değiştirilmiş kontaklarda anahtar aramazdı. Hürriyeti tahdit darp  ve gasptan  çoktan cezaevinde olurdunuz. Davanız  çoktan açılmış ve bitmiş  olurdu.   Uşak’ta adalet kurumları işleseydi yani!  Gün olur tahrip ettiğiniz devlet sizi ayağının altına alıp ezecektir. Bundan şüpheniz olmasın. 
NESEBİ GAYRİ SAHİH MAHLUKLAR.  
 Bakın Sayın ÖZIŞIK, Yahya Kaptan, Sarıklı Fred, Reis, Hasan Rıza İlbeyli, Reisi Cumhur,  veya Murat Koparan ve benzeri sahte hesapların sahibi  bir taife var. Sizin sosyal medyadaki tetikçileriniz.  Ortalıkta REİS’çi  geçinen ve belediye adına ortalığa fitne ve çirkef saçanlar bunlar. FETÖ’cüleri yaptıkları yayınlarla GİZLERKEN , rektörün cezaevine gönderilmesinde büyük hizmetlerde bulundular!   Bu güruh Ak Parti’ye ve sendikaya sızmış bir çetenin sosyal medyadaki uzantıları. Bugüne kadar  haysiyet cellatlığı yaptılar. Zatıaliniz AÇIKTAN, bunlar ise SAKLANARAK  haysiyet cellatlığına soyundular.  Rektörü cezaevine gönderirken  beni  de göndermeyi planladılar. Şansları yaver gitmedi. Daha doğrusu iftira ettirmeyi planladıkları adam KENAN KARBULUT iftira etmedi! MİT’çi ve/veya İSTİHBARATÇI  kisvesiyle Bahadır  SAKAOĞLU’nun odasına geleni Yrd.Doç.Dr. Volkan TURAN  Kenan AKARBULUT’u istiraya ikna edemedi. Bahadır SAKAOĞLU ve Yrd.Doç.Dr. Bahadır SAKAOĞLU, eşini de  alacağız, küçük çocuklarına kim bakacak  tehdidine,  BASKI SEANSINA rağmen bu tehdide boyun eğmedi. 24 EKİM 2016’da  Uşak E Tipi Kapalı cezaevinden SAKAOĞLU’nun odasına götürülerek Avukat çağrılmadan gerçekleşen bu görüşmenin yasalara uygun olup olmadığı daha soruşturulmadı bile. Ama gün gelecek bu soruları soracaklar savcılara! (Boyundan büyük işlere girişen  Volkan TURAN   kardeşim. Her yazım için ortak iş tuttuğun savcılara koştun. İftira atıyor dedin. İftira atmak attırmak benin değil senin ahlakındı oysa! Bak yine yazdım yine koş savcılarına emi! Savcılarında yargıyı etkilemeyi teşebbüsten  para cezası kessin, belki öderim! Savcılar bana suç isnat edecekse para cezası göndermeyecek iddianame yazacak! ) 
 Şafakta basacaklardı, rektörü bastılar, beni basamadılar. İşte kendisi de televizyonlarda ikrar ettiği üzere  CAHAN rektörü böyle tutuklattı!  Savcıları mütemadiyen sahte  hesaplardan göreve davet ettiler. Savcılarda sosyal medyadaki bu ısrarlara dayanamayıp   göreve icabet ettiler!

Sonra Uşak’tan Serik’e uzandılar ve burada da aynı şeyi yaptılar. Burada da aynı taktikle saldırdılar. Aşağıdaki örnekleri ve Yahya Kaptanı inceleyip bir tanıyalım.  


Bakın Sayın ÖZIŞIK,  sizin adamlarınız bize FETÖ’cü demiş, Tutmuş mu peki, tutmaz.!   Şimdi  Ak Parti iktidarına sızdırdıkları rant çetesi ve FETÖ’cülerle beraber bu işleri yapan  adamlara bir mesajım var, SAYIN ÖZIŞIK.  Yukarıda izah ettim. 5-7 Ağustos 2014’te  gazetelerde çıkan tam sayfa  REİSE destek metni Ersoy DEDE  kardeşimin programında yayınladı. Ama yazının uzunluğu gerekçe gösterilerek eksik yayınlandı.  O programda örneğin  ZALİM OTORİTELERDEN İZİN ALMAYI MEZİYET ZANNEDEN HAİNLER VAR BU ÜLKEDE! SURİYE'DEKİ TÜRKMENLERE YARDIM GÖTÜREN MİT TIRININ ÖNÜNÜ KESENLER VAR BU ÜLKEDE! MİLLETE HİZMET EDENLERİ DİNLEYEN, EDİNDİKLERİ BİLGİLERİ YABANCI İSTİHBARAT SERVİSLERİNE SATANLAR VAR BU ÜLKEDE! cümlelerini yayınlanmamıştı. Yadırgamıyorum. Korku  ve ihtiyatta  insana dair duygudur. AMA!!!! 
  O tarihte bu cümlelerin altına imza atan Serik Belediye Başkanını FETÖ’cü ilan edemezsiniz, kimse yemez! Devlet hafıza demektir. Devlet not tutar. Biz de gerektiğinde hatırlatırız.   Bu metin Uşak’ta yazıldı.  Portakal ajans sahibi Zübeyr  Yıldırım tarafından tasarımı  yapıldı.  Serik Belediye Başkanı Ramazan ÇALIK tarafından da altına imza atıldı. İki ulusal gazetede de tam sayfa yayınlandı. Ogünlerde çok kişi yeraltındaydı. Sizde yeraltındaydınız Sayın ÖZIŞIK. İhtiyatlı makaleler yazıyordunuz. Neden?
  Sizin sırtınızda hep yumurta küfesi olurdu, değil mi? Kıymetli yumurtalarınızı korurdunuz! Bizler ağaç kovuğundan çıkmıştık yumurta biriktirmemiştik,  hayatımızın da kıymeti yoktu!  Bu sebeple 15 Temmuz gecesi EV KİRA AMA MEMLEKET BİZİM diyenler tankların üstündeydi. Yumurta biriktirmeyen ben de oradaydım, siz neredeydiniz Süleyman Bey! 
     Sosyal  medyada at izini it izine karıştıran  Koparanlar, Sarıklı Fredler,  Beştepeler, Yahya Kaptanlar, o tarihte böyle bir metin yazmaya aklınız yetmez de, böyle bir metne imza atmaya yüreğiniz  yeter  miydi?   Soytarılığın lüzumu yok.
 Anlaşılan Uşak’ta temizlik başlamıştır, Sayın ÖZIŞIK, debelenmeyin bence! REİS  DİNİ İMANI PARA OLMUŞ  soytarılardan, AT İZİNİ İT İZİNE KARIŞTIRANLARDAN  partiyi kurtardı,  kurtardı! Kurtaramazsa, partiyi bırak  ülke tehlikede. ! Ankara bağlantılı Uşak’taki bu yapı, bu ALLAHSIZ  ve merhametsiz  çete, bu MAKYEVEL’İN ÇOCUKLARI etkisiz hale getirilemezse,  durdurulamazsa, daha çok can yanacak. Şu anda televizyonda REİS konuşuyor. Belediye başkanlarına dinleneceksiniz diyor! MİLLETLE ZITLAŞILMAZ diyor. ALMIŞSINIZ ELİNİZE  BİR KALEM, ORADAN SALLAYIP DURUYORSUNUZ BİZ  BU HAYATA MİLLİ VE YERLİ PROJELERLE  SARILDIK diyor. SİYONİSTLERE HİZMET ETMEYİN diyor. 
 Sizin şahsınızda CAHAN’a bütün FETÖ artıklarına sesleniyorum Sayın ÖZIŞIK. Sizler  ne benim ne Başkan ÇALIK’ın  MİLLİ DURUŞUNUN  ZEKATI BİLE ETMEZSİNİZ. Bu duruşun karşılığı canımız, malımız ve ailemizdir.  Biz yaptıklarımızı bugüne kadar reklam etmediğimiz için siz  bunları bilmiyorsunuz. Bu yazıyı bile utanarak ve mecbur kaldığımız için yazdık. Rant peşinde olanların,  kamu malına beytülmala uzanan nesebi gayri sahihlerin, hainlerin savunucusu olmayın. Boşu boşuna vekillere, teşkilata ve Vali Bey’e saldırmayın. Siz bu işler için küçük gelirsiniz. Kumpas kurarak insanları cezaevlerine gönderenlerin, firavunlaşıp insanlara zulmedenlerin bu hayatta rahat yüzü görmemesi RABBİMİN AYETLERİNDENDİR. Sünnetullah  işleyecek ve HELAK  olacaksınız. ALLAHUEKBER! 
Yazık ettiniz ülkemize de kendinize vesselam. 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.