Uşak TV
2014-12-13 00:00:00

TÜRKÇEYLE MÂLUL TÜRKİYE’YE OSMANLICA NE ETSİN!

ALİ GALİP BALTAOĞLU

admin@usak.tv 13 Aralık 2014, 00:00

Liselerde Osmanlıca dersi tartışması gündemi işgal ediyor. Aslında gereksiz bir tartışma. Çünkü bu dersi verecek vasıflı kadro ülkemizde bulunmamaktadır. Bu nedenle ancak seçmeli olarak konulabilir. Bu dersin seçmeli olarak verilmesine de kimsenin itirazı yok herhalde.

Bu konuda bir yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmak gerekiyor. Herşeyden önce Osmanlıca diye bir dil yoktur. Sözkonusu olan Osmanlı Türkçesidir. Burada öğretilecek olan eski harflerle Türkçe okuması ve yazması olabilir.

Şimdi gelelim gerçeklere. Bizim çocuklarımız 300 kelimeyle konuşmaktadır. Bir İngiliz çocuğu ise 1500 kelimeyle konuşuyor. Kabile dili mesabesine indirilmiş bir Türkçeyle kültür sanat ve bilim yapılması düşünülebilir mi? Elbette hayır. Bu duruma karşı ciddi bir tedbir alınmış mıdır? Bu sualin cevabı da menfidir maalesef .

Şimdi gelelim Türkiye’nin gerçeklerine. Uşak Üniversitesi sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Temmuz 2014’de Arş.Gör Abdulkerim Diktaş tarafından verilmiş bir tez var. Danışmanlığını yaptığım bu tez, “Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Sosyal Metinleri Anlama Düzeyleri”ni ölçüyor ve sonuçlar üzerinde değerlendirmeleri içeriyor. Tezde konuya has olarak tasarlanan Baltaş ölçütüyle Sosyal Bilgiler Öğretmeni olacak 7 ayrı sınıftan 21 öğrenci üzerinde çalışılmıştır. Öğretmen adaylarımızın kelime hazinesi hakkında fikir verecek veriler şöyle özetlenebilir.

Azim kelimesine 2 kişi doğru anlam verirken 17 kişi yanlış anlam vermiş 2 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %90.5’tur.

Gayri Tabii kelimesine 2 kişi doğru anlam verirken 6 kişi yanlış anlam vermiş 13 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %90.5’tur.

Hassaten kelimesine 1 kişi doğru anlam verirken 2 kişi yanlış anlam vermiş 18 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %95.5’tur.

Aşikâr kelimesine 8 kişi doğru anlam verirken 10 kişi yanlış anlam vermiş 3 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %62’dir.

Hülâsa kelimesine doğru anlam veren yoktur. 3 kişi yanlış anlam vermiş 18 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %100’dür.

İntibak kelimesine 1 kişi doğru anlam verirken 2 kişi yanlış anlam vermiş 18 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %95.5’tur.

İdrak kelimesine 11 kişi doğru anlam verirken 5 kişi yanlış anlam vermiş 5 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %47.5’tur.

Muhtelif kelimesine 2 kişi doğru anlam verirken 4 kişi yanlış anlam vermiş 15 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %90.5’tur.

Mâlul kelimesine doğru anlam veren yoktur. 4 kişi yanlış anlam vermiş 17 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %100’dür.

Mukaddes kelimesine 5 kişi doğru anlam verirken 6 kişi yanlış anlam vermiş 10 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı % 76’dır.

Müessir kelimesine 4 kişi doğru anlam verirken 1 kişi yanlış anlam vermiş 16 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı % 81’dir.

Mukâbil kelimesine doğru anlam veren yoktur. 3 kişi yanlış anlam vermiş 18 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %100’dür.

Müşterek kelimesine 6 kişi doğru anlam verirken 4 kişi yanlış anlam vermiş 11 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı % 71.5’tur.

Muâyyen kelimesine doğru anlam veren yoktur. 3 kişi yanlış anlam vermiş 18 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %100’dür.

Mâtuf kelimesine 1 kişi doğru anlam verirken 1 kişi yanlış anlam vermiş 19 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %95.5’tur.

İstinad kelimesine 1 kişi doğru anlam verirken 3 kişi yanlış anlam vermiş 17 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı %95.5’tur.

Tanzim kelimesine 4 kişi doğru anlam verirken 4 kişi yanlış anlam vermiş 13 kişi de bilmediğini ifade etmiştir. Kelimenin bilinmeme oranı % 81.’dir.

Yukarıdaki manzarayı ibretle inceleyin lütfen. Bu herhangi bir araştırmanın sonucu değildir. Türk Milli Eğitim sisteminin üniversiteye öğretmen olmak üzere gönderdiği çocuklarımızın acıklı halidir. Yıllardır dilimizde tüy bitti. Bu çocuklar sade Türkçe’nin önde gelen hikâyecilerinden Ömer Seyfettin’i bile sadeleştirilmiş metinlerden okuyorlar. Bu çocuklar Halit Ziya Uşaklıgil’i, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nu, Yahya Kemal Beyatlı’yı Kemal Tahir’i kendi dilinden okuyup anlayamaz durumdalar. Çocuklarımız değil, onları yetiştiren öğretmenlerimiz de aynı durumdalar. Hali pür melalimiz şudur: “Kendisi muhtacı himmet bir dede, nerede kaldı gayriye himmet ede”.

Sonuç olarak Osmanlıca’dan önce tüm müfredatımız elden geçirilmeli ve kullanılmayan veya az kullanılan kelimeler hayata yeniden kazandırılmalıdır. Çocuklarımıza sadeleştirilmiş metinler okutmaktan vazgeçilmelidir. Başta Türkçe ve Edebiyat dersleri olmak üzere tüm sosyal derslerin müfredatları, hem öğretmenlerimizin hem de çocuklarımızın kelime hazinelerini genişletecek tarzda yeniden düzenlenmelidir. Öncelikli hedefimiz çocuklarımızın ve onları yetiştiren öğretmenlerimizin kelime hazinelerini 300-400 kelimeden 600-800 kelimeye çıkartmak olmalıdır. Metinlerimizde halihazırda yaşayan kelimeleri yeni nesil bilmemekte ve anlamamaktadır. Türkçe kelimelerin yeni nesle kazandırılması Türkçeyle mâlul Türkiye’nin mâluliyetinin azaltılmasında yegane çaredir. Bugüne kadar MEB’nın bu yolda bir tedbirine rastlamazken Osmanlıca tartışmasının gündem olması çok anlamlı görünmüyor. Ülkemizde yaşananlarda anlam aramak da lüks galiba! Zira ne kadar kelime o kadar tefekkür! Ne kadar tefekkür o kadar mana! Tavuk mu yumurtadan çıkıyordu, yumurta mı tavuktan!

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.