UZMANINDAN VEREM UYARISI

UZMANINDAN VEREM UYARISI

UZMANINDAN VEREM UYARISI
banner599

Tüberküloz, ülkemizdeki adıyla verem, havayolu ile bulaşan ve öldürebilen bir hastalıktır Verem hastalığı kalıtsal olmayıp bulaşıcı bir hastalıktır. Hastaların öksürme veya hapşırmaları sırasında etrafa saçtıkları verem mikroplarının sağlam kişiler tarafından solunması ile bulaşmaktadır.

Uşak İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı Uşak Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr.Nihal BAKIRKALAY AYDIN, Tüberküloz(VEREM) hastalığı hakkında toplumun dikkatini artırmak için önemli açıklamalarda bulundu.

TÜBERKÜLOZ (VEREM) HASTALIĞI

Tüberküloz bu mikrobunun adı: Mycobacterium tuberculosis’dir. Dünyanın bütün uluslarından insanlarda, zengin-yoksul, genç-yaşlı herkeste hastalık yapabilir. Tüberküloz, en çok akciğerlerde olmak üzere bütün organlarda hastalık yapabilir. Tedavisiz bırakılırsa ya da kötü tedavi edilirse öldürücü olabilir. Tedavi ile tümüyle şifa sağlanabilir.Tedavi ile hastalarda yüzde yüz şifa sağlanabilir.

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE TÜBERKÜLOZUN DURUMU NEDİR?

Dünyada tüberküloz en çok Güney-Doğu Asya ve Sahra Güneyi Afrika’da bulunmaktadır. Hindistan, Çin ve Endonezya’da Dünya’daki hastaların yarısı bulunmaktadır. Toplam 22 ülkede, dünyadaki tüberküloz hastalarının yüzde 80′i bulunmaktadır. Sahra Güneyi Afrika’da verem hastalığının nüfusa oranı, dünyada en yüksek orandır, bunun temel nedeni HIV/AIDS’tir. Tüberküloz, dünyada ciddi bir halk sağlığı sorunudur.

TÜBERKÜLOZUN DURUMU NEDİR?

Türkiye’de 12-15 milyon bir nüfusun enfekte olduğu, yani vücutlarında henüz hastalık oluşturmamış verem mikrobunun olduğu hesaplanmaktadır. Bu insanların yaklaşık yüzde onu yaşamlarının bir döneminde verem hastası olacaklardır. Türkiye’de yılda yaklaşık 25 bin tüberküloz hastasının ortaya çıktığını tahmin edebiliriz. Bu hasta sayılarının nüfusa oranı, ülkemizde ise kayıtlı hastalar yüz binde 27′dir.

TÜBERKÜLOZ NASIL BULAŞIR ?

Nefes vermekle, özellikle de öksürmek, hapşırmak, konuşmak ile mikroplar çevre havaya saçılır. Sağlıklı kişiler bu mikropları nefesleriyle alırlar. Sokakta, dolmuşta, lokantada öksüren birisinden verem mikrobu alma olasılığı çok düşüktür. Bulaşma için genellikle verem hastası bir kişi ile belirli süre birlikte yaşamak gereklidir. En çok hastanın aile bireylerine ve yakın çalışma arkadaşlarına bulaşma olur. Tedavi başlandıktan sonra bulaşma hızla sona erer. Çatal, kaşık, tabak, bardak, giysi gibi nesnelerle, kan ile, cinsel ilişki ile bulaşma olmaz.Tüberküloz, hava yoluyla bulaşır.

“TÜBERKÜLOZ ENFEKSİYONU” NEDİR?

Tüberküloz mikrobu vücuda girdikten sonra aylarca-yıllarca hastalık yapmadan kalabilir. Bu dönemde vücudun oluşturduğu savunma, mikropları hapseder, sessiz şekilde tutar. Buna tüberküloz enfeksiyonu ya da kişinin enfekte olması diyoruz. Kişi, kendisinin enfekte olduğunu genellikle bilmez. Tüberkülin (PPD) ile cilt testi yapılırsa pozitif olur; bu yolla enfekte olduğu anlaşılır. Bu dönemde mikroplar bir anlamda hapsedilmişlerdir. Tüberküloz enfeksiyonu, cilt testi ile anlaşılır.

TÜBERKÜLOZ HASTALIĞI NEDİR ?

Vücuttaki tüberküloz mikropları aktif hale gelirse hastalık yaparlar. Hastalık ciddidir. Tedavi edilmediği sürece, tuttuğu organda ya da organlarda hasar yapar, bu hasar giderek artar ve öldürücü olabilir.

Tüberküloz hastalığı, en çok akciğerleri tutar. Hastalığın tuttuğu diğer organlar, akciğer zarları, lenf bezleri, kemikler, böbrekler, beyin zarlarıdır. Vücudun hemen bütün organlarında hastalık yapabilir. Hastalığın gelişmesine yol açan vücut direncini kırıcı hastalıklar ve etkenler vardır. AIDS hastalığı bu bakımdan vücut direncini en çok kıran hastalıktır. Hastalığın gelişmesine yol açan diğer direnç kırıcılar, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, bazı kanserler, ilaç ve alkol bağımlılığı, sigara, madenci hastalığı ve diğer bazı ciddi hastalıklardır. Bebeklerde ve yaşlılarda da vücut direnci düştüğünden hastalanma fazla olur.vücut direncinin zayıflaması, mikropların çoğalmasına ve hastalığa yol açar.

TÜBERKÜLOZ TANISI NASIL KONULUR ?

Tüberküloz tanısı, balgamda verem mikrobunun gösterilmesi ile konulur. Hastanın yakınmaları ve akciğer film bulguları ile hastalıktan şüphelenilir.

Hastalarda şu yakınmalar olabilir: iki haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, göğüs ağrıları, iştahsızlık, zayıflama (kilo kaybı), çocuklarda kilo alamama da olabilir; halsizlik, kan tükürme.

Yakınmalar genellikle hafif başlar ve yavaş ilerler. Özellikle öksürük ve diğer yakınmaları olan hastaların gecikmeden verem savaşı dispanseri ya da göğüs hastalıkları uzmanına başvurmaları gerekir. Hastanın yakınmaları ve akciğer film bulguları hastalıktan şüphelenmeyi sağlar. Şüphelenilen hastalarda kesin tüberküloz tanısı mikroskopta basilin gösterilmesi ve besiyerinde basilin üretilmesi ile konur. tüberküloz tanısı, balgamda verem mikrobunun gösterilmesi ile konur.

TÜBERKÜLOZ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tüberkülozun tedavisinde çok güçlü ilaçlar vardır. Bu ilaçları, ülkemizde Verem Savaşı Dispanserleri ücretsiz verir. Tedavi süresi en az altı aydır. Bazı özel durumlarda ilaçları kullanma süresi uzatılabilir. İstirahat, özel beslenme, iklim ve sıkıntı-stres gibi unsurların tüberküloz tedavisinde çok önemli olmadığı gösterilmiştir.  Tedavi, bulaşıcı bir hastalık olan veremle savaşın en önemli yöntemidir. Bu nedenle, tedavinin düzenli sürdürülmesi ve tamamlanması zorunludur.

DOĞRUDAN GÖZETİMLİ TEDAVİ STRATEJİSİ (DGTS)

Doğrudan gözetimli tedavi (DGT), hastalara her doz ilacın, bir görevli tarafından bizzat içirilmesidir.Tüberküloz kontrolü, dünyada 1991′den beri “Doğrudan Gözetimli Tedavi Stratejisi” (DGTS) ile yürütülmektedir. Bu stratejide, tüberküloz kontrol aktivitelerinin sürekliliğini ve bütünlüğünü sağlamak için hükümetin kararlılık içinde olması esastır. Hastalara bakteriyolojik olarak tanı koymayı ve ücretsiz, standart, kısa-süreli rejimlerle tedaviyi esas almaktadır. Türkiye’de “verem” sözcüğü, hemen daima “verem savaşı” şeklinde kullanılmaktadır.

TÜBERKÜLOZ HASTASININ AİLESİNE NE ÖNERİLMELİDİR?

Temaslı muayenesi, eğer hastanın yakınlarında da hastalık varsa erkenden tanı koymayı sağlar. Ülkemizde hastaların yüzde 8-9′una temaslı muayenesi ile tanı konulmaktadır.

Hasta olmayan ve risk taşıyanlara da koruyucu tedavi verilir. Koruyucu tedavi eğer düzenli kullanılırsa, mikrobu almış kişilerin hastalanmasını yüzde 90′a varan oranda önler.

Hastanın ailesinin bir bütün halinde bu konuda seferber olması, tedavinin düzenli ve yeterli süre sürdürülmesinde önemlidir.

Uşak İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğine bağlı Uşak Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr.Nihal BAKIRKALAY AYDIN tüm halkımıza sağlıklı günler dilerim dedi.

banner592
YORUM EKLE
banner591
SIRADAKİ HABER