NEWYORK

İstanbul dan 11 saat süren uçak yolculuğunun ardından pasaport kontrolünde 10 parmağımızın elektronik izi ta 2005 yılında 10 yıllık A.B.D. vizesi alırken İstanbul da konsoloslukta verdiğim parmak iziyle karşılaştırıp giriş veriyorlar.

        Bizi hava limanına almaya gelen Selim, Finans üzerine yüksek lisans yapan aynı zamanda turizm işlerinde çalışan bir delikanlı… Yol boyunca bize NEWYORK hakkında bilgi veriyor. Ta… 1930- 1940 arası yapılan yolları, köprüleri nehirlerin altından gecen tünellerin o yıllarda yapıldığını bizimse, İstanbul boğazının altında yapılan MARMARAYI onlardan 80 sene sonra yapmaya başladığımızı anlatıyor.

        Meşhur Manhattan  New York kenti' nin 5 ana bölgesinden biridir. İp çekilmiş gibi cadde ve sokakları; tornadan çıkmış gibi 80-90 katlı binaları ve gökdelenleri de aynı tarihlerde inşa etmişler. 1930 yılında yapılan 86 katlı binaya çıkmak için, kişi başına 25 dolar ödüyorsunuz sonrada sıraya girip 86’ıncı kata çıkıyorsunuz. Akşamüstü hava soğuk olduğundan bin dolayında inen-çıkan vardı. Daha önce bir arkadaş 5-6 saat sıra beklediklerini anlatmıştı. 1930 da ki teknoloji ile yapılan bu binanın 86. Katından bütün NEWYORK u ayaklarınızın altındaymış gibi izliyorsunuz. İzleyiciler arasında pek çok Türkçe konuşanları görüyorsunuz. NEWYORK’ u gezen kalabalık kafileler halinde vatandaşlarımızla karşılaşıyoruz. Burada 25 bin dolayında Türk yaşıyor. Türk mahallesi var. Diyanetin camileri ve din görevlileri, İslam kültür merkezleri, Türk isimli pek çok market, lokanta ve işyerlerini gözlemliyoruz. Ne tarafa baksak bizden birilerini görmek bizi fazlasıyla mutlu ediyor. Yabancı kalmıyoruz bu yerlerde… Kahvaltılar, yemekler hep bize göre; kullanılan malzemenin çoğu ülkemizden gelmiş. Pınar su, kırmızı pul biber, dalan el sabunu v.s. küçük şeyler olsa da bize haz veriyor.

        Türklere ait İş yerindeki televizyonlar Türk kanallarını gösteriyor. Samanyolu TV grubundan EBRU TV,  NEWYORK dan dünyaya İngilizce yayın yapıyor. Hatırlayacaksınız EBRU TV Van depreminde canlı yayında A.B.D. de 900 milyon dolar yardım toplamıştı. Bizimkilerin işyerlerinin  hepsinde namaz için mescidler var. Tıpkı Osmanlının Her gittiği yere camiler yaptırdığı gibi… Müslümanların nişanesi mescidler, camiler, İslam Kültür Merkezleri, kitap evleri her tarafa yayılmış. Necip FAZIL’ ın dediği gibi “ Ardına çil, çil kubbeler serpen ordu” misali…

        Satılan ürün fiyatları derseniz, oranın aylık asgari 3000 dolar gelirine göre bedavaya yakın; benzin 1,4 TL, tüm arabalar Türkiye’den %60 daha ucuz. Akşam yemeğinde 6 kişiydik herkes kebap türü bir şeyler söyledi 100 dolar hesap geldi. Et, süt, yumurta deterjan, tekstil,  adidas ayakkabı, saat, elektronik eşya bizim yarı fiyatımız. Yeni çıkan İphone 5 telefon 649 dolar yani 1170 TL Ülkemizde malum 2600TL den 14 aralıkta satışa verildi. Halkımız geceden sıraya girmiş almak için. 2011 yılında telefon çılgınlığına bu Ülke insanı 2 milyar dolar verdi. Devlette telefon ithalatı azaltmak için vergiyi arttırdı. Bakalım 2012 de telefon alımına ne ödemişiz? Göreceğiz. İşte az gelişmiş ülkeler sosyolojisi; herkesin elinde iPhone 5 ve Samsung galaxy 3 var. Dövizi yanlız turizm ve ihracattan karşılayan ülkemiz… Sadece telefona 2 milyar dolar döviz ödeyebiliyor. Hani Atasözümüz ne diyor? “Ayranı Yok İçmeye…ballı süt içiyor”. A.B.D. de üretim çok azalmış. Mağazalarda gördüğümüz her şeyin %90 nı dışarıda yaptırılıp ülkeye getiriliyor. Ünlü Amerikan arabaları Cadillaclar hemen hemen görünmüyor. Her taraf JAPON arabası. Şu tespiti dikkatinize sunuyorum.  Önceden  A.B.D. ‘nin en büyük piyasa değerine sahip şirketi GENERAL MOTORS,  A.B.D. de 500 bin, yurtdışında da 80 bin kişi çalıştırıyordu. Bu günün en büyük A.B.D. şirketi “APPLE” ise A.B.D. de 4 bin, Asya da ki tedarikçilerinde ise 700 bin kişi çalıştırıyor. Bu ne demek A.B.D. ve Avrupa da sokağa bırakılanlar iş bulabilecek mi? Cevap: Hayır çünkü emeğe dayalı üretim yapan sektörler Uzak doğuya göçe devam ediyor. Ellerinde uçak, helikopter ve ölüm saçan silah sanayi kaldı. Onlarda o kervana katılırsa iş kapısı bu ülkelerde neresi olacak.

       Dünyanın en iyi prestijli Üniversiteleri A.B.D. ve Avrupa da olması bizleri yanıltmasın. Fakülteleri bitirenlerin yüzde 60 ı yabancı gençler. Dahası buralarda okumayı yazmayı sökmeden okulu bırakanların oranı yüzde 20, Çin de ise yüzde 4 .

       Bu tabloya bakarak cevaplayın bakalım;  YARINLAR KİMİN?

 

                                 18 ARALIK 2012

                               HALİS ARSLAN

 

                                      "Mehmedim sevinin başlar yüksekte

                                        Ölsek de sevinin eve dönsek de

                                        Sanma bu tekerlek kalır tümsekte

                                        Yarın elbet bizim elbet bizimdir

                                        Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir”.

                                                                             N.Fazıl KISAKÜREK

YORUM EKLE