SÖYLEMEDİĞİM SÖZLERİ SÖYLETEN BAŞSAVCI GÜMÜŞ: NEREDEN ÖĞRENDİN SEN BU İŞLERİ?

SÖYLEMEDİĞİM  SÖZLERİ  SÖYLETEN BAŞSAVCI GÜMÜŞ: NEREDEN ÖĞRENDİN SEN BU İŞLERİ?
banner599

Mustafa GÜMÜŞ’ü anlatmak ve anlatmak ne mümkün değerli okurlar! Aklın almayacağı hile ve desiselere başvurarak, kumpas kurmanın bütün versiyonlarını ve inceliklerini, iddianamesinde  adeta bir nakış gibi işleyen bir yargı adamı tahayyül edebiliyor musunuz? Bakınız, başsavcı GÜMÜŞ İddianamenin değerlendirme ve sonuç kısmının devamındaki paragrafta, güya benim söylediğimi ifade ettiği,  şu cümleleri dikkatinize aynen sunuyorum:

Demişim ki: “07 Şubat 2012 ve 17-25 Aralık 2013 darbe girişimleri karşısında yerimiz ve yönümüz nettir (17-25 Aralık’a darbe girişimi diyorum ama güya 7 Şubat’a da darbe girişimi  diyormuşum!), 2012 yılından sonra içimize sokulan Truva atları olduğu anlaşılan ve Türkiye'nin düşmanları ile işbirliği yaparak büyük ve güçlü Türkiye'nin önünü kesmeye yönelik taşeronluğa soyunmuş ihanet çetesine karşı da tavrım açık ve nettir"

Benim Açıklamalarımda ve İfadelerimde Böyle Bir Cümle Yok!

Şimdi soruyorum. Bu cümleleri nereden alarak  buraya yapıştırdın ey başsavcı GÜMÜŞ?

Bir tahrifat ustasısın ve şeytanın bile aklına gelemeyecek desiselerin mucidisin. Önce savunma ve beyanatlarımdan parçalar yazıyorsun. Sonra bu ifadelerimin içine uydurma ifadeyi ustalıkla yerleştiriyor ve böylece sözlerimde güya çelişki  meydana getiriyorsun? Ne savcıymışsın…

Olmayan suçları uyduran, demediğim sözleri söyleten bir başsavcı olarak hep hatırlanacaksın!  

          Şeytani Bir Delil Oluşturma  Operasyonu!

Şöyle bir metot uyguluyor başsavcı: Örneğin "30 yılı aşkın akademik hayatım boyunca bu örgüte hiç mensubiyetim ve sıcak bakmışlığım olmadı,dediğimi (ki doğrudur),

1992 yılında 1. Körfez Savaşı sırasında Irak’tan   İsrail'e 2-3 tane füze fırlatılmıştı, Fetullah Gülen, televizyonlara çıkarak İsrail'de çocuklar ölüyor diye herkesi şaşırtan bir beyanda bulunmuştu, Bağdat'ta bir milyon civarında insan ölmüşken, İsrail ülkesine atılan 1-2 tesirsiz füzeye karşı bu şahsın tepki göstermesinin çok manidar olduğu, bu durumun bu şahsiyetin iç durumunu veya hayata bakışını açığa çıkaran en büyük delil ve veridir"  dediğimi,  (ki doğrudur)

İfade ediyor ve aslında kendimi gizlemek amacıyla bunları söylediğimi iddia ediyor.

Neden böyle söylüyor?  Çünkü FETÖ aleyhine bir çok  sözlerim, faaliyetlerim ve davranışlarım  var ve bunları etkisiz kılmanın başka bir yolu da yok!

 15 Temmuz öncesi, kritik 15 Temmuz gecesi ve 15 Temmuz sonrası Feto’yu eleştiren çok sayıda konuşmalarım ve paylaşımlarım ortada duruyor.   Ayrıca, 15 Temmuz’u anlatmak ve unutturmamak adına üniversitede yaptığımız pek çok faaliyet ile birlikte spor kompleksimize “ÖMER HALİSDEMİR SPOR MERKEZİ” ismini, sinema salonumuza “ŞEHİD EROL OLÇOK SİNEMA SALONU” ismini vermemiz gibi  çok sayıda FETÖ karşıtı eylemlerim  ve söylemlerim de herkesin malumu!  Başsavcı bütün bu delilleri  etkisiz kılmak ve bu delilleri    kendince geçersiz hale getirmek istiyor.

Bu nedenle  Başsavcı,  takiyye (inancını saklama, gizli tutma) yaptığımı iddia ederek böylece FETÖ karşıtı iş ve eylemlerimi karartacağını düşünüyor!  Nitekim iddianamesindeki değerlendirmenin sonunu bu yaklaşımla bağlıyor.   Bu yaklaşımını delil haline getirmek için ise ince bir işçilik çekiyor!

Tam Bir FETÖ Taktiği Tahrifat

  1992 yılından beri bu örgütün kime hizmet ettiği hususunda bilgim ve çıkarımlarım olduğunu ve bu harekete 30 yıldır  hiçbir sempati beslemediğimi söylüyorum. FETÖ’yü kullanan güçlerin ilk denemesini   MİT krizi sırasında 7 Şubat 2012’de yaptığını söylüyorum.   Başsavcı araya  “…2012 yılından sonra içimize sokulan truva atları olduğu anlaşılan” uydurma  cümlesini  sıkıştırarak ve   “bu hareketin Truva atı olduğunu 2012 yılında anladığımı” söyleterek ifadelerimde tutarsızlık meydana getiriyor!

   Ey Mustafa GÜMÜŞ  ben olsam,  “30 yıldır bu örgüte sıcak bakmışlığım yoktur”  ve bu yapının “1992 de hizmet ettiği mihrakı tam olarak tespit ettim” dedikten sonra, “2012 yılından sonra içimize sokulan Truva atları olduğu anlaşılan” diyen bir adama şüpheyle bakarım. Öyle değil mi?

 Ancak köşeye sıkışmış bir FETÖ’cünün yapacağı savunma dedirtmek için böyle ilaveler yapıyorsun öyle mi?  Nitekim mahkeme de bu minval üzere sözde değerlendirme yaptı!

Sen bu numaraları nerede öğrendin ey Mustafa GÜMÜŞ?  Bütün bunlar FETÖ’nün karargahı İstanbul Altunizade yurdu ve çevresinde yetiştirildiğin tezini güçlendiren verilerdir. Seni korumaya alan güçler, gerçekten FETÖ ile mücadele ediyorlarsa,  senin  büyük bir ihtimalle bir FETÖ mahsulü olduğunu, FETÖ taktik ve stratejileriyle FETÖ muhaliflerini yaktığını, yok ettiğini muhakkak bilmemeliler!

Başsavcı Somut Delilleri  Kararttı

 

 GÜMÜŞ’ün somut delilleri görmezden gelme eylemleri de yukarıda izah ettiğimiz aleyhime delil üretme hilesi kadar kirli eylemlerdir.

   Görmezden gelme fiilinde diyebilir ki, görmedim, göremedim,  ben de insanım! Savunması daha kolaydır.   Ama başsavcı bu savunmayı yapamayacak kadar  çok kanıt bıraktı arkasında!  Bana takiyye iddiasında bulunurken, hiçbir şekilde takiyye yapmadığımın açık kanıtlarını bilinçli olarak  gizledi!  Şöyle ki;

Benim rektörlük makamını temsilen gerçek hesabımın  dışında     müstear isimlerle twit hesaplarım da vardı.  Bu hesapları 17/25 Aralık’tan sonra FETÖ’nün önde gelen isimlerinin sosyal paylaşımlarına cevap vermek ve onların propaganda faaliyetlerini etkisiz kılmak amacıyla açmıştım. Buralardan bir çok paylaşım yaptım. FETÖ’cüler tarafından hesaplarım defalarca çökertildi. Her seferinde yeniden hesap açtım. Hesaplarımdan geriye kalan ZEYİT (Zeyt4)  hesabıydı.

17-25 Aralık sürecinden hemen sonraki dönemde  yani 2014 yılındaki müstear isimle  yapılan çok sayıda  paylaşımlarımı ve FETÖ eleştirilerimi  diğer delillerimizle birlikte savcılığa sunduk.  Başsavcı bunu bilerek  görmedi.  Görmek istemedi.  Takiyye yaptığımı iddia ederken şu sorunun cevabını da vermedi.

Takiyye olarak nitelediği gerçek hesaplarımdaki bir çok Feto eleştirilerimin, benzer şekilde müstear isimli hesabımda  da olması   ne anlama gelir? Tesadüf müdür?

 Takiyye yapan bir FETÖ’cü, kimliğinin bilinmediği hesapta da takiyye yapar mı?

Böyle bir saçmalık olur mu?  Hem de 2014 yılı ortalarında!

Yukarıdaki konu ile ilgili olarak, beyanat ve ifadelerimde geçen farklı zamanlardaki  gerçek ve müstear adla yapılmış iki paylaşımı karşılaştırmanız dileğiyle sunuyorum:

15 Haziran 2014 tarihinde müstear Zeyit ismiyle: FETÖ’cü Kütahya milletvekili İdris BAL’a cevaben:   “İsrail’de 60 yıldır adım başı kontrol noktası ABD Irakta  1 milyon insan öldürdü. Gülen İsrail Çocuklarının korkutulduğuna içerledi.”

18 Temmuz 2016 tarihinde  Rektör Sait ÇELİK ismiyle:  “Körfez savaşında Irak naklen yayınla bombalanırken Saddam’ın 1-2 füzesi İsrail’e düştüğünde feveran eden haindir Fethullah”

paylaşımları tarafımdan  yapılmıştır.

İşte başsavcı bu ve benzeri bir çok delilleri de görmezden gelip iddianamenin en son paragrafında

diyerek beni yalancı  FETÖ’cü ilan etmiş ve  kumpasına son noktayı koymuştur!

            Oysa bir çok benzer örnekte olduğu gibi yukarıda da görüldüğü üzere gerçek ve müstear isimlerle Fethullah eleştirilerimi benzer şekilde   paylaşmam,  bu konuda oluşabilecek her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak nitelikte somut delillerdi. Başsavcının asla görmedim, fark etmedim diyebileceği bir olgu değildir!  

Benim FETÖ mücadelem gerçektir. Hakkımda böyle uydurma  bir iddianame yazarak   mahkumiyet çıkmasını  sağlayan  başsavcının FETÖ’ye hizmet ettiği ise bir başka gerçektir. Bunca açık ve somut gerçeğe rağmen, bir ağır ceza heyetinin  asla suç olmayan, gerçekte sorumlusu bile olmadığım, eften püften gerekçeler öne sürerek 7 yıl 11 ay mahkumiyet verebilmesi de  gerçek olmanın da ötesinde ayrı bir trajedidir.

            Bu bir imdat çığlığıdır.  Sayın Cumhurbaşkanımızın dolayısıyla milletimizin emanetine ihanet edenler vardır. Bunların bir kısmı kardeş bildiklerimizdir. Sayın Adalet Bakanı ve HSK üyelerinin bu çığlığı, yanan bir yürekten yükselen bu sayhayı  duymalarını diliyorum. Bu çığlığın sahibi devletimizin beka savaşından galip çıkması için çalışan  ve  bunun için çalışılması gerektiğini her mahfilde açık yüreklilikle ifade eden bir şahsiyet olup, bir tokada  (sarımsak tarlasını)  satacak bir adam değildir.   Devletimize ve milletimize küsmeden, dilsiz şeytan da olmadan, her daim hakkı haykırmak derdinde olan bu kardeşinize kulak vermenizi istirham ediyorum. Talebim kendi adıma değil, bu tür operasyonlara maruz kalmış dava adamları adınadır. Bu sistem benim gibi FETÖ karşıtı bir adamı hiçbir somut delil olmadan,  uydurma delillerle  FETÖ’den mahkum edebiliyorsa (ki FETÖ’cüler ettiğini buldu demişlerdir) ve doğruya tanıklık eden çok sayıda siyasi, sivil toplum kuruluşu, Uşak eşrafı/Uşak halkı ve Ankara bürokrasisi etkisiz kılınabiliyorsa, bunun sebepleri üzerinde durulmalı ve yanlışların üzerine derhal  gidilmelidir.  Aksi taktirde devletimiz zaafa düşecektir.

 

Başsavcının Hakikati Kumpastır!

Bu aşamadan sonra başsavcı açısından açık hakikat şudur. Takiyye  yoluyla gizlenmek için yaptığımı  iddia ettiği 15 Temmuz ve sonrası   gerçek hesap  eleştirileri,  müstear isimle  kim olduğu bilinmeyen bir hesaptan da 2 yıl 1 ay 3  gün önce tekrarlanmıştır.   Başsavcı bu ve bunun gibi çok sayıda gerçeklere rağmen, 15 Temmuz öncesi, 15 Temmuz gecesi ve sonrası paylaşımlarıma ve FETÖ mücadeleme   takiyye demiştir! Bunun   tek bir açıklaması vardır. Başsavcı GÜMÜŞ bu gerçekleri örterek kumpasına kılıf uydurmuştur.

 Başsavcı da başsavcının suç ortakları da bilmeliler ki hayatımın hiçbir döneminde takiyye yapmadım, takiyye yapmaya ihtiyaç da duymadım. Takiyye yapmayı kendime ve kişiliğime hakaret sayarım. Bunu en büyük kanıtlarından biri de darbe gecesi bir çok bürokrat korkuyla kimin kazanacağı konusunun netleşmesini beklerken,  tarafımı açıkça ortaya koymamdır.

Takiyye ha sayın başsavcı? Takiyyecileri o gece sus pus olup sabah kahraman kesilenlerde arayacaksın! Mesela senin, o meşum gecede, darbeye karşı olduğuna dair niçin hiçbir iz/emare yok!

Başsavcı Beni  Yurtta Sulh Konseyi Üyesi  de  Yaptı! 

Ey Mustafa GÜMÜŞ, yaptığınız operasyona dair Türkiye’deki önemli kişilerden ve Uşak kamuoyundan eleştiriler geldikçe şahsımı FETÖ’nün Uşak’taki başı ilan etmekten utanmadınız.  Ekibindeki kolluk görevlileri  marifetiyle   “rektörü savunmayın, bu çocuk oyuncağı mı, devletin elinde gizli ve  önemli bilgiler/belgeler olmadan bir rektör tutuklanır mı hiç” gibi gizemli ifadelerle kamuoyunu manipüle edip susturulmaya çalışıldı.  Bu algı çalışması, dönemin ilgili emniyet şube müdürlüklerindeki kripto FETÖ’cülerin ve bu FETÖ’cülerle işbirliği yapan çıkar şebekesi pavyon müptelası ayyaşların ketenperesiydi maalesef! Uşak emniyet teşkilatında bu işleri yürütürken, işlerine haram karıştırmalarına dair şüpheler ve sözde FETÖ mücadelesi,  eninde veya  sonunda sayın İçişleri bakanımız Süleyman SOYLU’nun  önüne gelecektir.

Neler yapmadınız ki başsavcı GÜMÜŞ?  Neler yapılmadı ki;  Kamuoyu sizi sıkıştırdıkça gizli olması gereken dosyamdaki uyduruk iddialarınızı şebeke üyelerine ileterek beni Yurtta Sulh Konseyi Üyesi dahi yaptınız. Senin ve ekibinin dışında hiçbir yerde olmaması gereken bu iftira, şebekenin sosyal medya paylaşımındaydı.

 Hani soruşturma dosyası gizliydi Mustafa GÜMÜŞ! Aşağıdaki  8.01.2017 tarihli Beştepe trol hesabında yapılan paylaşımın, 11.01.2017 tarihlerinde Murat KOPARAN tarafından  tekrarlandığını görüyoruz. Aynı şebeke aynı mihrak!  (Ayrıca (Bkz. “Hukuk İflas Edince Rektör Yurtta Sulh Konseyi Üyesi Oluyor!”  Başlıklı makale:   https://www.baltaoglu.net/93-guncel/202-hukuk-iflas-edince-rektor-yurtta-sulh-konseyi-uyesi-oluyor.html)

Başsavcı vekili  Hacı Aykut AYDIN ile  müfteri Murat KOPARAN’ın sosyal medya ilişkisini tespit ettiğimizde şaşırdık mı? Elbette hayır!   Aşağıdaki belge de bunun göstergesi olup   nasıl bir kumpasa gittiğimizin  sosyal medyadaki bir başka delilidir.


38 Klasör / Dokuz Çuval Delil Dosyası

Şimdiye kadar 9 bölümde ifade etmeye çalıştığım sadece iddianame ve mahkemediki iftiralar, çarpıtmalar, tahrifatlar ve delil karartıp suç icat etmelere aittir sevgili okurlar.

Kasıtlı bir şekilde  uzun süre devlet kurumlarını meşgul ederek başsavcının hakkımda topladığı 38 klasöre henüz sıra gelmedi. Vaktim oldukça devletin resmi belgelerini, başsavcının iddianameye nasıl aktardığı üzerinde duracağım? Bu belgelerde  de varsa yapmış olduğu sahtecilikleri, karartmaları, çarpıtmaları ve tahrifatları, tek tek inceleyerek yazmaya devam edeceğim.  Ancak gelecek yazıma yalancı şahitlikleri, kurguları,  analitik olarak değerlendirerek  devam edeceğim inşallah.

 Buradan bir fikrimi açıkça söylemek istiyorum. Mustafa GÜMÜŞ, o meşum darbenin sıcak zamanlarında ben ve daha nice FETÖ’cü olmayanlar hakkında dosya hazırlayarak oluşturduğu korku atmosferinde masumların canını yakmış,  devletin kurumlarını  gereksiz yere meşgul ederek binlerce  yazışma yapmış  ve gerçek FETÖ’cülerin delilleri yok etmesi  ve kaçması  için zaman kazanmasını da sağlamıştır. Kamu gücünü, FETÖ peşinde gidilecek o önemli günlerde, zamanı FETÖ’cü olmayanlar ardında harcatarak  FETÖ’ye  büyük hizmet etmiştir!  

Sonuç olarak dostlar. Hakkı haykırmaya devam edeceğim. Bunları Adalet Bakanlığı, HSK ve Türkiye’de  bütün bilmesi gereken herkes bilecek ki bir daha böyle cürümlere cüret edilmesin. Yapanın yanına yaptığı kâr kalmasın. Bana bu kumpası kuran şebeke, ellerinden geldiği ölçüde, FETÖ dosyalarını karartmaya ve masumların canlarını yakmaya devam edeceklerdir! Zira huylu huyundan vazgeçmez. Bu zihniyetteki kişiler vasıtasıyla, devletin kılcal damarlarına sızmış olan FETÖ, bir yerlerde yaşıyor ve yaşatılıyor!  Bu millet bu ihaneti affetmeyecektir.

Yaşadığımız somut örnekten yola çıkarak, Ülke olarak arınmamıza ve daha iyiye gitmemize vesile olması dileğiyle  bu yazımı, kumpas şebekesine atfen, üstad Sezai KARAKOÇ’un aşağıdaki dizeleriyle bitirmek istiyorum: 

Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak.

banner595

Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar,
Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar.
Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.

Kazım ŞEN

banner592
YORUM EKLE
banner591
SIRADAKİ HABER