SAİT ÇELİK YAZIYOR: VALİ SEDDAR YAVUZ’UN İFTİRASI / İNTİKAMI

SAİT ÇELİK YAZIYOR: VALİ SEDDAR YAVUZ’UN İFTİRASI / İNTİKAMI
banner604
banner601

Bir önceki yazımda  Seddar YAVUZ ile yaşanan olayların perde arkasını ve onun şahsıma husumet nedenlerini açıkladım. Bu şahsın anlayışı, kişiliği ve uygulamaları hakkında bilgiler verdim. Rektörlük seçim sürecinde üretilen bir iftiranın,  milletvekillerinin ve belediye başkanının olduğu  bir  yemekte  Seddar YAVUZ  tarafından uluorta dillendirilişini  anlattım.

Bu bölümde ise mahkemedeki iftiralarını satır satır delilleriyle ortaya koyacağım. Bir valinin ismini kamuoyuna yansıyacak bir şekilde yalanla ve iftirayla deşifre etmek benim için çok  acıdır. Ancak unvanı ve rütbesi ne olursa olsun herkesin bir gün yaptığı işlerin neticesi ile karşılaşacağını da unutmaması gerekir. Her ne kadar YAVUZ’un iftiraları vali kisvesi ile olduğu için oldukça etkili olmuş ise de, ben yazarken vali değil Seddar YAVUZ yanına vurgu yapmayı uygun buluyorum.

Mahkeme Dosyasına Giren İftira Metni

            Seddar YAVUZ mahkemeye gelmemiş, aleyhimdeki ifadesini Muş’tan göndermiştir. Şahitler doğruyu söyleyeceklerine dair mahkeme huzurunda yemin ettikleri için Seddar YAVUZ’un da bu iftiraları dillendirirken yemin etmiş olması gerekir.

Seddar bey gönderdiği ifadenin başlangıcında 2014 Mart ayı içerisinde Uşak organize sanayi bölgesinin seçimleri yapılacaktı. FETÖ/PDY ile irtibatlı kişiler dışında kimse seçimde aday olmuyordu. FETÖ/PDY ile irtibatı olmayan işadamları ile görüşerek bir aday çıkartılması gerektiği konusunda istişarelerde bulundum. İstişare sonucunda yönetim kurulu ve başkan adayı belirlendi. Bu esnada Mesut KESKİN adlı gazeteci benim Uşak Valisi olarak OSB seçimlerine müdahale ettiğimi iddia ederek FETÖ/PDY'nin yapılanmasına medya desteği vermiştir. Seçimlerden sonra FETÖ/PDY mensubu olduğunu değerlendirdiğim Ali YILDIRIM OSB başkanı olarak seçilmiştir. Ali YILDIRIM Uşak ilinde FETÖ/PDY nin iş adamları yapılanmasında en önemli isimlerden birisidir  ve halen tutukludur” demektedir.

Bu tanıklığı yapan Seddar YAVUZ, 24 Şubat 2014 tarihinde Uşak’ta göreve başlamış ve başladığı tarihten 25 gün sonra  21 Mart 2014 tarihinde ise OSB seçimi  sonuçlanmıştı (https://www.haberler.com/usak-osb-baskani-yildirim-guven-tazeledi-5814509-haberi/ ). Yani Uşak’a yeni gelmiş; şehri, işadamlarını ve Uşak’ın dinamiklerini henüz tanımıyordu.  “FETÖ, OSB’de çok güçlüydü, FETÖ ile irtibatlı  kimse seçimde aday olmuyordu, “ben ön ayak oldum ve istişareler neticesinde aday çıktı demesi” gerçeği yansıtmamaktadır. FETÖ ile irtibatı olmayıp da aday olmak isteyen çok sayıda iş adamının olmaması mümkün müdür? OSB seçimlerinde yaklaşık 500 kişi oy kullanmıştır. Bu iş adamlarından FETÖ’den tutuklu 3 ya da 4 işadamı vardır.  İş adamlarının ezici bir çoğunluğunun FETÖ ile alakalı olmadıkları bugün gelinen noktada  iyice açığa çıkmıştır. FETÖ’cü olmayıp da sanayiciler tarafından sevilen, sayılan çok sayıda aday olabilecek iş adamımız vardı.  Yeni gelmesi hasebiyle  Uşak’ın dinamiklerini bilmediği halde kendisine ilk önce  ağam paşam  diyen bir ekiple Organize Sanayi Bölgesi seçimlerine katılarak bir çok sanayiciyi küstürmüş ve seçimi eline yüzüne bulaştırmıştır. Zaten höt hötçü, her girdiği yeri disipline etmeye çalışan protokol meftunu bir valinin böyle bir organizasyonu yapabilmesi beklenemezdi. Egosu yüksek birinin istişare ederek aday çıkardık demesinden daha komik ne olabilir.

Seddar YAVUZ’un iş adamlarını rencide edici gafları ve hataları neticesinde seçimleri FETÖ’cü bir ekibin kazanmasının Uşak’a ve üniversitemize büyük zararları dokunmuştur. OSB’ler, Uşak Üniversitesi öğrencilerinin eğitim ve uygulama alanlarıdır. Bu seçimden sonra mecburen Tekstil OSB ile ilişkilerimizi daha da sınırlandırmak zorunda kaldık.

Seddar YAVUZ’un Uşak’ta balıklamaya daldığı ve kaybettiği sadece Tekstil Organize Sanayi Bölgesi seçimleri ve rektörlük seçimleri değildir. Diğer biri de Karma Organize Sanayi Bölgesi seçimleridir. Sanayicilerin tepkisini çekecek ölçüde  seçime müdahil olmasaydı dönemin başkanı Akif KÜPLEMEZ muhtemelen yeniden başkan seçilecekti. Ancak dereden geçerken at değiştirilmez gibi açık tarafgir davranışlar ters tepmiş ve İbrahim KARAHALLI başkan olarak seçilmiştir (https://www.usakhabermerkezi.com/ekonomi/karma-osbde-yeni-baskan-ibrahim-karahalli-oldu-h10043.html ). Her iki değerli OSB  başkanının da Uşak’ın ve ülkemizin kalkınması ve zenginleşmesi  için canhıraş gayret göstermekte olduklarını burada belirtmeden geçmek uygun olmayacaktır. Her iki başkan ile  de eşgüdümle çalışarak pek çok nitelikli projeye imza attık.

            YAVUZ, ifadesinin devamında ”Uşak Üniversitesi rektörüne Uşak OSB yönetiminin Üniversite tarafından yapılan toplantılara davet gönderilmemesi yönündeki talebim dikkate alınmayarak OSB yönetimine üniversite tarafından en ön sırada yer verilmiştir.” diyerek açıkça yalan söylemiştir. Seddar YAVUZ bir protokol meftunu   olduğu için iftiraları bile protokole dönük! FETÖ’cülere en ön sırada yer veriyor muşum!  

Bu İftirayı Çürüten  Tape, Emniyet ve Başsavcılıkça  Örtüldü!

Böyle bir şey vaki olmadığı  için kendisi ile aramızda böyle bir konuşma  geçmemiş ve  böyle bir talep de şahsıma iletilmemiştir. Ayrıca OSB yönetimine en ön sırada yer vermek değil, aksine OSB başkanını üniversiteye kabul etmediğimizle ilgili bir telefon tapesi de vardı ki; Seddar YAVUZ’un bu yönündeki iddiasının iftira olduğunu ve FETÖ’cülere karşı tutumumu göstereceği için polis fezlekesine ve başsavcı Mustafa GÜMÜŞ’ün hazırladığı soruşturma dosyasına  kasıtlı olarak konmamıştır! Bu delil saklanmıştır. Bu tape Uşak Emniyeti KOM Şube Müdürlüğündedir.  

RESMİ GÖREV VE UNVANLARINI PARAVAN YAPIP DELİL KARARTAN VE SUÇ İCAT EDEN ORGANİZE BİR EKİBE KARŞI NE YAPILABİLİR SEVGİLİ OKURLAR. Yarın başımıza bir iş getirirler  diye korkalım mı bu mücrimlerden? Hayır, asla! Bu saatten sonra herhangi bir teşebbüs şebekeye suçüstü yapılmasına vesile olacaktır. Bizler önce Allah’a sonra da bu devlete ve millete güvenip dayanıyoruz. Asıl onlar Ortadoğu’dan, Balkanlardan, Kafkaslardan ve bütün coğrafyalardan mazlum muhacirlere/mültecilere kapıyı açan devletimizden ve yüksünmeden ekmeğini dünya mazlumları ile bölüşen bu aziz milletten korksunlar.  Elbette Kenan EVREN gibi birini, er olarak toprağa gömen bir devletten, FETÖ fırsatçıları ömür boyu korkmaya devam  edeceklerdir.

Diğer taraftan üniversitede yaptığımız bütün etkinlikler basına da yansımıştır. Şayet Savcılık isteseydi YAVUZ’un “OSB yönetimine en ön sırada yer veriyordu” iftirasını küçük bir basın taraması ile de anlayabilirdi!   Basın taramasını  siz de   yaparsanız, Seddar YAVUZ’a en ön sırada yer verdiğimize dair ve kendisi ile sabah akşam beraber olduğumuza dair çok sayıda fotoğraf görebilirsiniz.  Bir Vali’nin FETÖ’cü bir rektör ile sürekli ne işi olur diye sormayın lütfen(!) Seddar YAVUZ’un bildiğini Başsavcı Mustafa GÜMÜŞ ile Adalet Komisyonu Başkanı Ulaş BURAN da pekala biliyordu ve o yüzden de sormadılar. Kendileri vaziyeti idare ederken benim FETÖ’ye açık bir cephe aldığımı çok iyi biliyorlardı. Ancak uydurma da olsa bir hikayeye ihtiyaçları vardı.

            YAVUZ ifadesinin devamında “Uşak ilinde Fetö/Pdy yapılanmasının çok güçlü olduğunu ifademin başında belirtmiştim. Aynı yapılanmanın Uşak Üniversitesinde de güçlü bir konumda olduğunu müşahade ettim. Örneğin Fetö/Pdy üyeliğinden KHK ile ihraç edilen Prof. Dr. Alattin AKTAŞ Uşak Üniversitesinde rektör yardımcısı olarak görev yapmaktaydı. Uşak Üniversitesi  rektörü Sait ÇELİK'in rektör yardımcısı olarak görev yapan Prof.Dr. Alaattin AKTAŞ'ın FETÖ/PDY ile irtibatını bilmesine rağmen  benim bu yöndeki (rektör yardımcısının görevden alınması ) uyarı ve ikazlarımı uzun süre dikkate almamıştır.” Demektedir.

Bana Hiç Bir FETÖ’cüyü İhbar  Etmedi!

Seddar YAVUZ bu cümlesinde de açıkça yalan söylemektedir. Onun bana isim belirterek bir FETÖ’cü ihbar etmişliği yoktur. Diğer yandan benim onunla bu türden bir  konuşmuşluğum vardır. Şöyle ki; Bir Ramazan günü Seddar YAVUZ’u iftara davet etmiştim. Sosyal tesislerimizde Ramazan ayının da etkisi ile samimi bir havada sohbet ediyorduk. Kendisi İstanbul’da iken paralelci çok samimi arkadaşlarının olduğunu, onlara bir şey diyemiyorum ancak 17/25 Aralık sürecinin affedilmez olduğundan bahsediyordu. Ben şehirdeki duyumlarımdan da tespit edip kanaat getirdiğim, Uşak Valiliğinde İl Dernekler Masası Müdürü ile İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürü’nün Paralelci olduklarına inanıyordum. Acaba Vali’nin bu müdürleri görevden alma yetkisi yok mu diye düşünerek “sayın valim,  valilik binası içinde görev yapan falan falan müdürler Paralelcidir, onları görevden alamıyor musunuz?” diye samimiyetle sordum. Şaşkın şaşkın yüzüme baktı ve ne diyeceğini bilemedi. Bir müddet bekledikten sonra  cevaben “sizde de var” demekle yetindi. İftar programının o güzel havası birden değişti. Bu sözüme alındığını açıkça belli ediyordu. Bu konuşmamız  dışında FETÖ ile ilgili Seddar YAVUZ ile aramızda kesinlikle hiçbir konuşma geçmemiştir.

Evet, aslında konuşulacak o kadar sorun olmakla birlikte  buluttan nem kapan mizacından dolayı ciddi hiçbir meseleyi ele alamıyorduk. Oysa Cami Derneği Başkanı FETÖ’cü Ömer YEŞİL’in başkanlıktan alınması gerekiyordu. Bu Seddar YAVUZ’un yetkisindeydi, yapacağını düşünüyordum ancak bunu da yapmadı. Cami derneğinin 1 milyon civarındaki parası Bank Asya’daydı. Başkan’a ve yönetim kurulu üyelerine defalarca söylememe rağmen ödemelerimiz var, şunu yapalım,  bunu yapalım öyle çekeriz gibi çeşitli bahanelerle paranın Bank Asya’dan başka bir bankaya aktarılmasını erteliyorlardı. Bugün FETÖ firarisi olan Ömer YEŞİL’in “ben başkan olduğum sürece Bank Asya’dan paranın çekilmesine müsaade etmem” dediği kulağıma geldi. Bunun üzerine, yetkimde olmadığı halde bunu mesele yaptım ve Diyanet İşleri  Başkanımız Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ ile görüştüm. Sayın GÖRMEZ “hocam sen hiç merak etme ben buradan merkezden aktarmayı sağlarım” demişti. Sağ olsun dediğini yaptı ve para, Bank Asya’dan Ziraat Bankasına aktarılmış oldu. Dernek Başkanı Ömer YEŞİL’in görevden alınması ve Bank Asya’daki paraların aktarılması, Seddar YAVUZ’un kolayca yapabileceği bir işti ancak yapmadı. Ayrıca görev yaptığı dönemde Uşak’taki FETÖ okulları hep devlet teşviki ve desteği aldı diye de biliyorum. Ancak  bu konudaki Vali’nin yetki ve mesuliyetini bilmediğim için bu konuyu yorumlamıyorum!    

YAVUZ’un ifadesine dikkat edilirse her zamanki gibi  buyurgan tavrı görülecektir. Yine üst perdeden “uyarı ve ikazlarımı uzun süre dikkate almamıştır” diyerek yalan söylemektedir.  Kendisini Rektör’ün ita amiri zannettiği için şahsımı uyarmış ve ikaz etmiş(!) Rektörü, İl Milli Eğitim Müdürü olarak görme eğilimini bir türlü üstünden atamadı YAVUZ! Üstten bakan bir yönetim anlayışı yüzünden şehirde kırdığı potun haddi hesabı yoktu.

İftirasına Malzeme Yaptığı  Alaaddin AKTAŞ Meselesi.

 Alaaddin AKTAŞ’ı YÖK Yürütme  Kurulu Üyesi ve aynı zamanda TÜBİTAK başkan yardımcısı olan Prof. Dr. Abdullah ÇAVUŞOĞLU önermiş ve refere etmişti. Ben ÇAVUŞOĞLU’nun  FETÖ mücadelesindeki samimiyetinden bugün dahi zerre kadar kuşku duymuyorum.  Vali, AKTAŞ meselesini   AK Parti İl Başkanı Basri YILDIRIM ile alakasını  da çok iyi biliyordu. Bu tarihte AKTAŞ, AK Parti İl Yönetim Kurulu üyesiydi ve Basri YILDIRIM’da kendisine kefil oluyordu.

AKTAŞ hakkında çıkan dedikodular üzerine  bu kişiyi bir vekilimiz vasıtasıyla    bizzat Hakan FİDAN’a sordurmuş, gelen görüş üzerine de görevden uzaklaştırmıştım. Evet YAVUZ bütün bunları iyi biliyordu ancak AKTAŞ konusunu yine de iftirasına meze yapıyordu.

            İfadesinin devamında Ayrıca Türkiye bürokrasi imam yardımcısı olduğu değerlendirilen halen tutuklu Hazim SESLİ'nin danışmanı olan Mehmet Emin YÜKSEKKAYA aynı zamanda Uşak Üniversitesi rektörü Sait ÇELİK'in de danışmanıdır. Böyle bir olayın tesadüf olabilme imkanı yoktur.” Demektedir.    Ancak YAVUZ’un böyle bir iddiası karşısında ben de “Seddar YAVUZ, Valilik binasında, İl Dernekler Müdürlüğü ile İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü gibi  kritik müdürlükleri FETÖ’ye teslim eden bir validir! İl Dernekler Müdürü vasıtasıyla FETÖ’nün Uşak’taki STK’larının gücüne  güç katmıştır!  YAVUZ; Sosyal Etüt Proje Müdürü ile de yüklü proje paralarını FETÖ’cü kişi ve kuruluşlara aktaran bir validir!  Valiliğin en kritik birimlerindeki müdürlerin FETÖ’cü olmasının tesadüf olabilme imkanı yoktur” desem ne kadar hakikati yansıtır?   Şu  kadarını söyleyebilirim  benim bu iddiama göre YAVUZ’un iddiası oldukça zayıf kalacaktır. Çünkü Seddar YAVUZ’un  FETÖ’cü Müdürleri 17/25 Aralık sonrasında da görev yapmaya devam etmiştir. 

YAVUZ’un iddia ettiği Mehmet Emin YÜKSEKKAYA ise, ben göreve gelmeden çok önce 2005 yılında Uşak Üniversitesi Tekstil  Mühendisliğinde akademisyen olarak göreve başlamış ve branşı gereği de o yıllardan beri Hazım SESLİ’nin battaniye fabrikasında çalışmaya devam etmiştir. Mehmet Emin YÜKSEKKAYA’nın  sanayi deneyimi fazla olduğu için  YÜKSEKKAYA Uşak-Afyon Teknopark kuruluşu sürecinde görevlendirdiklerim arasındaydı. YÜKSEKKAYA için hiçbir özlük hakkı olmayan bu görevlendirmeyi (ki bunu bütün akademisyenler bilir) zannedersem 2011 yılında yapmıştım. 17/25 Aralık’tan sonra hem biz hem de Afyon Kocatepe Üniversitesi FETÖ ile ilişkili olabilecek kişi ve şirketleri Teknopark kuruluş sürecinden çıkardı. Şayet Teknopark kuruluşunda FETÖ’cü kişiler ve kuruluşlar olsaydı Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da buna müsaade etmezdi.

            Yalancı tanık Seddar YAVUZ ifadesinin devamında yine abartılı bir şekilde “FETÖ/PDY beni toplum karşısında şahsımı ve temsil ettiğim makamı aciz ve Uşak'ın gelişmesine engel olduğum yönünde kanaat oluşturmaya yönelik kendisiyle irtibatlı kişi, kurum, özel şirket, gazete ve televizyonlar gibi araçlarla   propagandalar yapmıştır.” Demektedir.

  O kadar uç uca “kişi, kurum, özel şirket, gazete ve televizyon” diye ekliyor ki sanırsınız Seddar YAVUZ Türkiye lideri, karşısında da sanki bir zamanların Doğan Medya ve şirketler grubu gibi büyük  bir kuruluş var! Yine kendini öne çıkararak FETÖ’cülerin kendisine sistematik olarak saldırdığını sıralıyor. Ancak ifadesinin devamında verdiği örnek dağın fare doğurduğunu gösteriyor ve yalanını tescilliyor: “Örneğin Diş Hekimliği Fakültesi’nin kurulmasını engellediğim ve yer vermediğim Art TV ve Uşak Meydan gazetesi sahibi  Mesut KESKİN sahibi olduğu medyası aracılığıyla yayınlar yapıp halkı şahsıma ve devlete karşı kışkırtıcı yayınlar yapmıştır.” Demektedir.

            Öncelikle  Diş Hekimliği Fakültesi ile ilgili bir yazının bir gazeteci tarafından yazılması niçin halkın bilgilendirilmesi değil de YAVUZ’un şahsına ve devlete karşı halkın kışkırtılması oluyor sayın YAVUZ? Senin “halkı şahsıma ve devlete karşı kışkırtıcı yayınlar yaptı” diye ihbar ederek hayatını karartmaya çalıştığın Mesut KESKİN hakkında FETÖ’den işlem başlatıldı. Ancak kendisini  devlete karşı halkı kışkırtıcı yayınlar yapıyor diye ihbar ettiğin tehlikeli  FETÖ’cü(!) Mesut KESKİN’i mahkeme tutuklamadı. Yargılanması sonucu da hakkında  beraat kararı verdi. Mesut KESKİN’in, devlete karşı kışkırtıcı yayınlar yaptığını şahsen ben hiç tanık olmadım. Mahkeme de görmemiş olacak ki beraat vermiştir. Aslında bu şahsın  devlet ve millet aleyhine bir yayını olsaydı mutlaka, arşivlerden ve internetten ortaya çıkardı. Ayrıca ben Mesut KESKİN’in devlete karşı kışkırtıcı yayın yapacak bir zihniyete  sahip olmadığını da biliyor ve düşünüyorum. Bunu Uşak halkı da çok iyi   bilir.  Uşak gibi aydın bir kentte devlete karşı halkı kışkırtıcı yayınlar yapmaya cesaret edebilecek bir kişi bile çıkmaz. Çünkü Uşak halkı buna asla müsaade etmez. Aksine  Mesut KESKİN’in Seddar YAVUZ’u övücü çok sayıda manşetini hatırlıyorum.  YAVUZ’un küçük bir vefa duygusu olsaydı KESKİN’e ağır FETÖ’cülük iftirası atmazdı.

Seddar YAVUZ  Kaç Masumu Yaktı?

Seddar YAVUZ acaba sadece bana ve gazeteci Mesut KESKİN’e mi iftira atarak hayatları karartmak istedi? Tabi ki hayır! Zira bu tür işleri yapan insanlar bir kere yapıyorlarsa bilin ki bir çok kez yapıyordur. Zira bir insan iftira atarak betona gömmek her vicdanın yapabileceği bir iş değildir. Böyle iftiraları ancak vicdanı körelmiş ve nefsinin atına binmiş insanlar atabilirler. Elbette iç dünyalarında da yaptıklarını meşrulaştırırlar.  Kötülüğün sıradanlaştırılması işte tam da budur!    Bir kez vicdan karartıldı mı, kimi gömdüğünüzün önemi yoktur. Yeter ki kişisel hırsına hizmet etsin!

Bandırma cezaevinde koğuşa girdiğimde  Uşak Vali  Yardımcısı ve Karahallı Kaymakamı’nın da o koğuşta olduğunu gördüm. Bu masumlar da yaşadıkları bazı olaylardan ve Seddar Bey’in karakterinden dolayı  kendilerini onun ihbar etmiş olabileceğini düşünüyorlardı. İftiraya uğrayan vali yardımcısı şimdi tekrar güzel bir ilde yine vali yardımcısı olarak göreve döndü. Kaymakamın da beraat ettiğini duymuştum. Sana ağam paşam demediler diye mi bütün bunlar?  Böyle kaç kişinin hayatını karartın Seddar YAVUZ?

Gerçekler neden seni rahatsız ediyor. Ben valiyim diye zulümler gizli kalır, hesaplar sorulmaz mı zannediyorsun? Tam bu noktada bir dostumun Devran isimli şiirinden bazı  mısraları burada kaydetmek istiyorum. 

İhanet sıradağlarının sarp geçitlerinde

Yaralı, kanamalı bitkin,

Kırk yerden kırık kemikleri,

Susuzluktan çatlayan dudaklarıyla,

Aldatılmışlıkları  biriktiren sadıklar

Hep hatırlanırlar rahmetle.

Zira,

Erdemlilerin hikâyesi yazılır asude zamanlarda.

Çağlar dize gelir,

Tufan gemilerinin  kaptanları önünde,

İstemese de birikmiş zalimler,

Tamamlanır nur,

Görülür hesaplar,

Sonlanır devran.

              İşte böyle Sayın YAVUZ. Sonlanır devran bunu hiç unutma!  Yalan gemisi çok yüzmez.

İfadende “örneğin diş hekimliği fakültesinin kurulmasını engellediğim ve yer vermediğim…” diyorsun. Bir önceki yazımda da anlattığım gibi hem Diş Hekimliği Fakültesinin  kurulmasını hem de Tıp Fakültesinin kurulmasını engellemek için elinden geleni yaptın. Bina desteği vermediğin gibi hastanelerin ortak kullanımı amacıyla hazırladığımız protokolü imzalamaya yanaşmadığın da sonuçları itibari ile çok açıktır. Konuyla ilgilenen bütün Uşak halkı  ve ilgililer bunu yakından biliyorlar. Uşak’a çok zararın dokundu sayın YAVUZ. Sen dağıttın, yardımcıların arkandan toparlamaya çalıştı. Hakikat budur.

Ey FETÖ!  Tariht senin gibi  melun  ve şeytani bir örgüt görmedi. Öyle lanet bir örgütsün ki her türlü kirli işe alet edilmeye çok  müsaitsin.  Vicdan fukarası  iftiracıların intikam aracısın. Hırsı aklının önünde  gidenlerin  yetersizliklerini ve suçlarını örtmek  için de  çok iyi bir kamuflajsın.

Seddar YAVUZ ifadesinin devamında “Nitekim tayinim çıktıktan sonra Türkiye bürokrasi imam yardımcısı Hazim SESLİ  ile Mesut KESKİN'in benim aleyhimde konuşarak tayinimi çıkarttığını, büyük bir sevinç duyduklarını öğrendim.” Demektedir. Seddar YAVUZ’un bu ifadesinde kendi tayinini kimin çıkarttığı anlaşılamıyor.  Valilik hukuk müşavirliği  ile üzerinde çok çalışarak hazırladığını  düşündüğüm bu ifadesini teslim alan hakim kendisine burada ne demek istiyorsun diye niçin sormamış anlayabilmiş değilim.  Seddar YAVUZ’un tayinini Muş’a çıkaran Bakanlıktaki FETÖ’cüleri tespit etmeli değil miydi? Türkiye’de 25 Ağustos 2015 tarihinde vali tayinlerini “Türkiye bürokrasi imam yardımcısı Hazım SESLİ’nin” çıkarttığını ima eden valiye kimse ne demek istiyorsun diye neden sormadı?  Başsavcı GÜMÜŞ bu işin üstüne neden gitmedi. Yoksa önemli olan bağcıyı dövmek miydi? Yorum okuyucuların…

İftirasının devamında “Ayrıca Uşak Üniversitesi Rektörü Sait ÇELİK ile Art televizyonu ve Uşak Meydan gazetesi sahibi Mesut KESKİN'in talimat ekinde gönderilen iletişimin dinlenmesi kayıtlarında benim FETÖ/PDY ile yukarıda anlattığım mücadelem nedeniyle sevinç duyduklarını ve bu nedenle "Gözümüz aydın Seddar Muş'a gidiyor" şeklinde konuşma yaptıklarını ve diğer iletişim dinlenmesi tespit tutanağı içeriğinden de anlaşılacağı gibi sevinç ve mutluluk duymuşlardır. Talimat eki içeriğinde benim tayininim çıkmasına sevinmeleri bu sebepledir. Başkaca bir neden de söz konusu değildir. Kişisel bir husumetin olma ihtimali bile düşünülemez.” demektedir.

 Önceki yazımda anlattığım nedenlerden dolayı sevinç duyduğum daha doğrusu bütün Uşak halkının rahatladığı ve sevinç duyduğu doğrudur. Sevincim, YAVUZ’un  rektörlük seçimleri ve benzeri üstüne vazife  olmayan bir çok işe kalkışıp, yüzüne gözüne bulaştırarak Uşak’a zarar verdiği içindir. Bu sevinci FETÖ’cülüğe bağlamak nasıl bir tıynettir sayın  YAVUZ? Mustafa GÜMÜŞ’le birlikte bundan bir iddia çıkarmak her kişinin harcı değildir. Yaptınız…

İntikam Gerçekleşti Ve Mahkemenin Gerekçesi  Oldu!

Sonuçta Seddar Beyin yukarıda cevapladığım iftiraları Ulaş BURAN başkanlığındaki Uşak 2. Ağır Ceza heyeti tarafından aşağıdaki şekilde  mahkumiyetime gerekçe yapılmıştır: “Sanığın rektörlük döneminde (2014- 2015 yıllarında) İl Valisi olan tanık Seddar Yavuz'un  FETÖ/ PDY Uşak il yapılanması ile sanığın ilişkili olduğu, uyarı, telkin ve tavsiyelerine rağmen bu ilişkisini kesmediği, kendisinin görev yaptığı dönemde FETÖ/PDY mensuplarıyla mücadele etmesi sebebiyle örgütün eylem ve söylemlerine maruz kaldığına dair anlatımlarına nazaran, tanık valinin belirttiği örgütün eylem ve söylemlerine maruz kalma açısından sanığında benzer nitelikte eylem sergilediğini

Ancak, yerel mahkemede cezaya gerekçe yapılan YAVUZ’un ifadesi Yargıtay’da   inandırıcı bulunmamıştır. Zira YAVUZ’un ifadesinin iftira olduğunu gösteren ve başsavcı GÜMÜŞ’ün görmezden geldiği  üst düzey bir tanığın ifadesini Yargıtay 16. Dairesi görmüş ve beraatıma hükmetmek gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Uşak’ta  tekrar görülen davada savcılığın olumlu görüşüyle mahkeme beraatıma karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.  Şimdi Seddar YAVUZ’a soruyorum.  

Hiç Allah’tan korkmadan “FETÖ/PDY ile yukarıda anlattığım mücadelem nedeniyle sevinç duyduklarını…” diyorsun. Kişilerin ve kurumların FETÖ ile içten mücadele edip etmediklerini abartılı  sözlerine  değil de somut icraatlarına bakarak değerlendirmek daha gerçekçi değil midir? Uşak’taki icraatlarından bazılarını yazdım. FETÖ’cü olduğu herkesçe bilinen kritik görevlerdeki müdürleri bile vaziyeti idare ederek uzun süre görevden almadın. Bir cami derneği başkanı olan ünlü bir FETÖ’cüyü de görevden almadın. Cami derneğinin Bank Asya ile irtibatını bile kesemedin.

Bak ben senin FETÖ’cü olduğunu söylemiyorum. Hatta FETÖ’cü olmadığına tanıklık bile edebilirm. Ancak uzun süre tribünlere oynadın. Dengeleri kolladın. Daha sonra da ardını bilmediğin konuların peşine düşüp, birçok masumu FETÖ’cülük ile suçlayarak FETÖ’nün  ekmeğine yağ sürdün? Sonra da ben FETÖ ile mücadele ediyorum dedin.  Doğrusu seni beleşçi golcülere benzetiyorum. Futbolda bir emek veren, iş üreten gol atan futbolcular vardır. Bir de gol noktalarında gezinen, koşmayan, çalışmayan ve atılan pası gole çevirerek isim yapan   futbolcular  vardır.

Sosyal Medya paylaşımlarına çok önem verdiğini biliyorum. Uşak’ta Ortaöğretim öğrencileri ile twitter üzerinden yaşadığınız polemiklerde de gördük. Hemen her konuda paylaşım yapmaya gayret ediyorsunuz. Ancak 15 Temmuz dehşet gecesinin kritik saatlerinde hiç paylaşım yapmadın.   O gece ilk twit paylaşımını saat 04:00’dan sonra, yani hainler teslim olmaya başladıktan sonra yaptın. İhanetin kaderi belli olduktan sonra yaptın. Madem bu kadar bekledin de saat 4:00’den sonra twitleri art arda niçin patlattın?  İhanetin en kritik saatlerinde gövdesini ortaya koyan şahsımı FETÖ’cü yaptın, sen de FETÖ  ile mücadele eden kahraman oldun  öyle mi? Hayır sayın YAVUZ, sen tribünlere oynadığın gibi    masumlara da iftira ederek kul hakkına girdin.

Bir önceki yazımda perde arkasını  anlattığım bütün yaşadıklarımızdan sonra, ifadende “Kişisel bir husumetin olma ihtimali bile düşünülemez.” Diyorsun.  Şahsıma karşı husumetinin olmadığını anlatmak için böyle bir abartıya gerek var mı sayın YAVUZ? Bu neyi örtme çabası? Bu nasıl iddialı bir cümle böyle?

Ve Seddar YAVUZ “Uşak ilinde görev yaptığım süre içerisinde Uşak Üniversitesi Rektörü Sait ÇELİK, Art televizyonu ve meydan gazetesi sahibi Mesut KESKİN'in FETÖ/PDY ile çok sıkı irtibatlarının olduğunu, bu yapıyla birlikte koordinasyon içerisinde hareket ettiklerini, bu yapının hiyerarşisi içerisinde bulunduklarını bizzat müşahede ettim. Benim olaya ilişkin şimdilik hatırlayabildiğim, anlatacaklarım bunlardır diyerek yine aşırı iddialı bir  cümle ile FETÖ’cü olduğuma dair net teşhisini koyarak ifadesini tamamlıyor.

FETÖ’cü olduğumu bizzat müşahede etmiş Seddar YAVUZ!  Valilik görevini öne çıkararak iftira atmasına karşı Uşak protokolünden birçok önemli isim, YAVUZ’un ifadesine karşı şahitlik yapmak istemişlerdir. Fakat mahkemece kabul görmemiştir. Hatta bunlardan birisi savcılıktaki ifadesinde(ki iddianamede de vardır) Seddar YAVUZ’un, rektörlük seçimleri öncesi attığı iftirayı ve şahsımın samimi FETÖ mücadelesini kanıtları ile ortaya koyduğu halde Ağır Ceza Heyeti, bütün bunları görmezlikten gelmiş ve bu kişiyi tanık olarak dinlememiştir.  Zira  bu kişi  YAVUZ’un iftira içerikli söylemlerini, bizzat olayın muhatabı ve yaşayanı olan Başbakanlık’taki  uzmanlardan tahkik etmiş, onlarla konuşmuş ve   YAVUZ’un mizansenini ortaya çıkarmıştır.

  Bunu da Yaptınsa Hiç Ama Hiç Etik Değil Seddar YAVUZ!

Seddar  YAVUZ’u anlatan 12. bölümü yayınladığımız gün Seddar YAVUZ’la ilgili bir haber yayınlandı. Haber “Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, yeğenini özel kalem müdürü yaptı!” başlığıyla yayınlanan yazıda;  Kocaeli Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü yapan Erhan Dündar, emekliliğini isteyerek izne ayrıldı. Yerine Vali Seddar Yavuz’un yeğeni Cevdet Yavuz'un atandığı öğrenildi.” Demekteydi (https://www.kocaelizirve.com/haber/5590797/kocaeli-valisi-seddar-yavuz-yegenini-ozel-kalem-muduru-yapti ). Ayrıca aynı içerikli haber onlarca ayrı sitede de yayınlandı.

Şayet bu haber doğru ise; Sayın YAVUZ’a son sözüm şudur. Üst düzey bürokratlara yönetim kolaylığı ve hızlı icraat imkânı tanınması amacıyla bazı yetkiler verilmiştir. Bu yetkiler ihtiyaca binaen,  adaletle kullanılmalıdır. Bu milletin çocukları memur olmak ve terfi etmek için bin bir zahmetle ağır sınavlara girmektedirler.   Bir kamu yöneticisine yakınlarını böyle kadrolarda istihdam etmek asla yakışmaz. Denizli rektörü Eşini terfi ettirdiği için derhal YÖK tarafından görevinden alındı. Aksi takdirde kamu vicdanı  bunu kabul etmez. Bir vali olarak yeğeninizi böyle bir göreve atmamalısınız! Şayet bu haber doğruysa bu  atamanızı İçişleri Bakanlığı  onamayarak   milletimizin  emanetine sahip çıkacaktır.  Sehven de olsa bir onama söz konusu olursa, devletimize güvenen milletimizde  hayal kırıklığına neden olacaktır. Birlik içinde olmazı gereken bu zor günlerde böyle şaibelere neden olmamak ve milletimize güven vermek oldukça önemlidir.

Bizim gençliğimiz yeğen Yahya hikayeleriyle geçti. Bu tür talepler her zaman olur.  Rektörlük görevindeyken bana da oldu. Ben hiçbir şartta bu tür gayri ahlaki işlemlere geçit vermedim.  Devlet, eş dost, akraba ve ahbap çavuş ilişkileriyle değil; bilgiyle, görgüyle, zarafetle, adaletle ve liyakatle idare edilir ve yaşatılır.

Kazım ŞEN

banner600
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER