Kumpas'ın Emniyet Ayağı, TEM’DE Organize Edilip KOM’da Hayata Geçirildi

Kumpas'ın Emniyet Ayağı, TEM’DE  Organize Edilip   KOM’da Hayata Geçirildi
banner601

22 Aralık 2016 tarihinde şafak baskınıyla bir terörist  gibi gözaltına alındım.  Basın ve yayın organlarına “Uşak Üniversitesinde FETÖ Operasyonu” başlığıyla servis edilen haberde; rektör, genel sekreter  ve genel sekreter yardımcısının da  aralarında bulunduğu 9 kişi göz altına alındı  deniliyordu (https://www.usak.tv/adliyejanpolis/usak-univesitesine-feto-operasyonu-8-gozalti-h38646.html). Aslında üniversiteden şahsım dışında ikisi akademik üçü idari personel olmak üzere 5 kişi göz altına alınmıştı. Diğerleri üniversite personeli değildi. Neticede üniversiteden göz altına alınanlardan 4’ü serbest bırakılırken şahsım ve makam şoförüm olduğu yalanıyla haber yapılan bir kişi  tutuklandı. (https://www.milliyet.com.tr/yerel-haberler/usak/usak-universitesi-rektoru-fetoden-tutuklandi-11747851 ).

Her şey kamuoyunda “Uşak Üniversitesi rektörü Sait ÇELİK FETÖ’cüdür,” algısı oluşturmaya dönüktü. Genel sekreter, genel sekreter yardımcısı  vb. 9 kişi ise sırf bu imajı güçlendirmek için dikkat çekici dolgu malzemesiydi. Üniversite Genel Sekreter kadrosundaki Adil KARAMAN serbest bırakıldıktan sonra bir çok kişiye “ben mizansen gereği göz altına alındım”  dediğini duydum. Yaşadığımız olaylar KARAMAN’ın bu sözünü doğrulamaktadır.

Amaç rektörlük seçimlerinde  yenemedikleri ve sayın Cumhurbaşkanı’nın yeniden atamasına mani olamadıkları Sait ÇELİK’i  FETÖ tarzı bir entrika ile görevden almaktı. Üstelik  FETÖ ile  mücadelede ses getirecek sözde bir operasyona da imza atmış,  dikkatleri kendi üzerlerine çekmiş olacaklardı. Bir taşla birkaç kuş vuran bu müfteriler   tribünlere oynayıp kendi  reklamlarını yaptılar! 

Halbuki Kör Göze Parmak Gerçek Ortadaydı

15 Temmuz’dan bugüne kadar,  rektör yardımcısından bölüm başkan yardımcılarına  kadar 450-500 civarındaki Uşak Üniversitesi yöneticileri içerisinde şahsım hariç, görevi başında hiçbir yöneticimiz FETÖ ’den tutuklanmadı?   Sadece bu gerçek dahi tiyatroyu ortaya koymaya yeter de artar!  5.5 yıl görev yapmış FETÖ’cü bir rektörün,  rektör yardımcısından kapıdaki güvenlik görevlisine kadar kadrolaşmış olması gerektiği,  bunun aksinin  mümkün olamayacağı  çok açık bir hakikattir.   Bu hakikat,  daha önce 13 bölümde de deşifre edip ispatladığım kumpasın diğer apaçık kanıtları  gibi her nasılsa ört bas edildi!

  Eski başsavcı ve ekibinin aleyhime  delil  icat etme konusundaki  aşırı gayretkeşliğine rağmen, görevdeki hiçbir idarecime FETÖ isnat edemediler. 17/25 Aralık sonrasında,  daire başkanları, müdürleri, dekanları  ve bölüm başkanları  FETÖ’cü çıkmayan, ancak sadece kendisi FETÖ’cü olan bir rektör profiline  yetkililer ve kamuoyu nasıl ikna oldu?  Bu  tiyatro 907 gün nasıl sürdürülebildi. FETÖ ile mücadele kadar bu mücadeleyi paravan yapıp çıkar temin ederek FETÖ’nün ekmeğine yağ sürenler nasıl tespit edilemedi?  Reflekslerimiz bu denli nasıl körleşti?

Ankara’da  üst düzey Emniyet Müdürlüğü yapmış dostlarımla konuştum. Belgeleri ve bilgileri önlerine koydum. Bana şunları söylediler: “Hocam kumpas olduğu çok açık. Zaten böyle bir kumpası yargı, emniyet ve siyasetten oluşan üç saç ayağı üzerine oturtmazsanız, başarıya ulaşamayacağı gibi bu iş bu kadar da uzun sürdürülemezdi. Emniyet ayağında KOM ve TEM birlikte çalışmazlarsa böyle bir plan hayata geçmez. TEM ve KOM bir bakıma birbirlerini denetleyen iki birimdir. Bu iki birim işbirliğine gittiği ve yargıyla birlikte hareket ettiği takdirde   İl Emniyet Müdürünü de valiliği de atlatabilirler. Her şeye rağmen tecrübeli bir emniyet müdürü ve vali bu kadar uzun süren bir organizasyonda uyanmış olması gerekir. Yazık olmuş …!  ” Yaşadığım olaylar üst düzey emniyet görevlilerinin sözlerini teyit ediyordu.

Emniyet Teşkilatı  Husumetlilerimi Özel Olarak Seçmiş ve KOM’a  Getirmek için Dolmuş Tutmuş!

Bu ara başlığı hakikati oryaya koymak adına  ironi için yazdım. Başlıktaki  “dolmuş tutma” teşbihi    haricindeki her kelime  olgusal bir gerçeği ifade etmektedir.   Sadece şahsıma iftira atmaları muhtemel ve beklenen tanıklar KOM’a çağırılmış ve ifadeleri alınmıştır. Şöyle ki:

Emniyet KOM şube müdürlüğünün hücresinde 8 gün geçirdikten sonra sorguya alındım. Bu sorguda,  rektörlük seçimlerinde şahsımı değil de diğer adayları destekleyen ve çeşitli nedenlerle şahsıma husumet duyan 10 kadar kişinin hakkımdaki ifadeleri okundu. Binin (1000+) üzerinde personeli bulunan Uşak Üniversitesinde rektörlük seçimleri ve disiplin soruşturmaları gibi nedenlerle ayrı düştüğümüz ne kadar kişi varsa, Yılmaz YENER yönetimindeki Emniyet KOM tarafından her nasılsa tespit edilmiş. Sonrasında bunların ifadeleri alınarak dosyaya konmuş.  Sadece bu  gerçek dahi, bu kamu görevlilerinin  neyin peşinde olduklarını göstermesi açısından çok anlamlıdır. İfadesi alınanlardan bir kısmı disiplin soruşturması geçirip ceza alan, diğer bir kısmı ise şu veya bu nedenle beklentileri karşılanmadığı için şahsıma husumet duyan kişilerdi.

Üniversite gibi yöneticisi seçimle belirlenen büyük kurumlarda bir yönetici aleyhinde iftira potansiyeli taşıyan  5-10 kişi bulamamak imkansızdır. Rektörlük seçimlerinde yaşanan gerginlikler ve/veya bazı personele suçları nedeniyle uygulanan disiplin işlemleri gibi sebeplerle  bir rektörün  konumu her zaman iftira atılmaya açıktır. Hele ki bu kişiler 10. Bölümde ifade ettiğim Sezayi DAŞDEMİR’ in ifadesine yansıdığı şekliyle bazı kamu görevlileri tarafından cesaretlendirilmişlerse iftira attırmak çok daha kolaydır. Öyle ki üzerinde 20 civarında icra dosyası bulunan, Azerbaycanlı öğrencilerin harç parasına çöken ve mesai  arkadaşlarına iftirada sınır tanımayan Sezayi DAŞDEMİR, Emniyet KOM’deki ifadesinde  bakın  ne demişti:   “17-25 Aralık sürecinden sonra Güvenlik Şube Müdürü soyadını hatırlamadığım Selahattin bey, benle irtibata girdi, emniyete davet etti ve akabinde Terör Şube’de Ayhan CEYLAN isimli müdürle bir toplantı gerçekleştirdik. Hatırladığım kadarıyla 2015 yılı Temmuz ayında yapılan bu toplantıda karşılıklı görüş alış verişinde bulunduk…”

Aynı konu, eski başsavcı Mustafa GÜMÜŞ’ün hakkımdaki iddianamenin 104. Sayfasında  “Sezayi DAŞDEMİR'in KOM Şube   Müdürlüğü’nde 25/07/2016 tarihli müşteki sıfatıyla alınan beyanında özetle…” denilerek onun KOM’da yazdırdığı iftira namesinden bazı kısımlar verilmektedir.

Evet, ne diyor melun müfteri: Güvenlik Şube Müdürü Selahattin kendisiyle irtibata geçmiş! Neden? Soy ismi hatırlanamayan   Güvenlik Şube Müdürü       Selahattin Bey’in  müfteri Sezayi ile  ne gibi bir bağlantısı olabilir? Biz o şube müdürünün soy ismini hatırladık, KÖSE! Selahattin KÖSE’ye soruyoruz: sizin görev tanımınız içinde olmayan bu olaya niçin girdiniz ve TEM Şube Müdürü ile görüşmesi için neden aracı oldunuz?  Bu adam geliyor, Terör Şubede Müdürü Ayhan CEYLAN’la toplantı gerçekleştirdiğini söylüyor! Dahası  bu toplantıda karşılıklı görüş alış verişinde bulunulmuş! Kim bilir bu müfteri ile kaç defa görüştünüz ve ne tezgahlar planladınız?

Ey emniyet mensupları; yüz kızartıcı suçlar işleyen sicili bozuk bir memurdan başka  üniversitede irtibata geçecek hiç kimse bulamadınız mı?  Neyin pesindesiniz? Göreviniz suç icat etmek midir? Yuh be kardeşim diyesi geliyor insanın! Bu nasıl bir vicdan bu nasıl bir kamu görevi namusu? Rahmetli Sakıp SABANCI gibi ben de “vah vah vah memleketime” diyorum.

Göstere göstere kumpas hazırlığını deşifre etmişsiniz. Neticede melun müfteri sizi Emniyet KOM’daki ifadesinde  ele verdi. Sözlerin en güzeli olan Kuranı Kerimde “Doğrusu Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır”(8/30) ayeti ne kadar da yerinde ve teselli edici değil mi sevgili okurlar?

Kumpas İrtibatının Sağlayıcısı Polis Müdürü Selahattin KÖSE Kimdir?

Uşak’ta emniyet görevlisi bir arkadaşa “teşkilatının içindeki biri olarak başıma gelenleri nasıl yorumluyorsun” diye sordum.   Bana “hocam hep birlikte size saldıranlar FETÖ fırsatçıları, FETÖ artıkları  ve üzerinde FETÖ şüphesi olanlardır.  Sizin üzerinizden kendilerini aklamış oldular, olayları ben böyle okuyorum.” Dedi.

Bunun üzerine kumpasa ismi karışan Selahattin müdürle ilgili bir araştırma yaptım. Bu müdürün kumpasın göbeğindeki isim Muhterem KURUÇAY’la çok yakın olduğunu tespit ettim.   Yine Selahattin beyin FETÖ’nün güçlü olduğu zamanında Uşak’ta İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı olarak çalıştığını, FETÖ’cülerle hep yakın olduğunu, Aydın’da İstihbarat Şubede çalışan kendisi gibi emniyetçi kardeşinin FETÖ’den ihraç edildiğini öğrendim. Daha sonra bu arkadaş emekli olmuş ve KURUÇAY’ın ekibinden görevi devrettiği Halit GÖRGÜLÜ’nün başkanlığında ilçe başkanı olarak görev yapmış.

            Uşak basınında “MHP Uşak Teşkilatı Karıştı, Görgülü Görevden Alındı, Kınden Atandı başlığıyla haberler  yayınlanmış (https://www.usak.tv/politika/mhpusak-teskilati-karisti-gorgulu-gorevden-alindi-kinden-atandi-h39796.html ). Halit GÖRGÜLÜ ‘nün yerine, iş adamı Ayhan KINDEN’in atandığını ve  bunun üzerine  Selahattin KÖSE’nin İlçe Başkanlığı’ndan  istifa ettiği yazıyor.  Dahası Halit GÖRGÜLÜ ve yönetiminin parti tabanı tarafından destek görmediği,  listenin Belediye Başkanı Nurullah CAHAN’ın güdümündeki kişilerden oluştuğu iddia edilirken,   GÖRGÜLÜ’nün  yönetim listesinde yine CAHAN’ın yakın adamı Fettah Erdoğan’ın elemanı Murat Azizlerli, Belediye şirketi UTAŞ’a bağlı David Peoople’nın sorumlusu Fatih Demir de bulunduğu haber konusu yapılmış.

            Gördüğünüz gibi şahsıma kurulan kumpasın ayakları bir şekilde CAHAN’a, Uşak belediyesi şirketi UTAŞ’a  çıkıyor. Hani ben tutuklanınca iki dana kurban ederek kutlama yapan UTAŞ! CAHAN’ın güdümündeki hemen herkes bir şekilde kumpasın içinde. Selahattin KÖSE’nin yolu da DAŞDEMİR/KURUÇAY/CAHAN üçlüsüyle kesişiyor.  Şaşırdık mı elbette hayır.! 

 Bir basın taramasında, üstüne elzem olmayan işlere karışan Güvenlik Şube Müdürü Selahattin KÖSE’nin resmine ulaştım.

Yukarıdaki fotoğrafta FETÖ ile ilişkisinden emin olmadığım dönemin il emniyet müdürünün, bir  iş adamının ve kimliğini tespit edemediğim bir arkadaşın yüzlerini kapattım.  Selahattin KÖSE üstte bugün cezaevinde bulunan Emniyet Asayiş Şube Müdürü Y.B ile FETÖ firarisi meşhur eczacı arsında poz vermiş olduğu görülüyor. Altta sağ başta olan polis müdürü İ.P’nin  ise önde gelen FETÖ şüphelilerinden olduğunu söylendi. Fotoğraftakiler Uşak’ın tanıdığı meşhur kişiler ve hemen hepsi kuvvetli FETÖ şüphelisi. Hele bir tanesi darbeden sonra Uşak’ın idaresini ele alacağı ifade edilen bir FETÖ şüphelisi!

Kendisi de FETÖ şüphesi altındaki Selahattin KÖSE,  acaba bu süreçte emekli olup MHP merkez ilçe başkanlığı göreviyle başka bir renge boyanarak kendini mi kamufle etti diye düşünmeden edemiyorum.

KÖSE’nin aracılığıyla DAŞDEMİR’le  görüş alışverişinde bulunan TEM müdürü Ayhan CEYLAN kim diye araştırdığımızda da yine FETÖ kokuları geldi.  Ankara’da FETÖ den soruşturma geçirip yargılandığını duydum. Gerçek olup olmadığını bilmiyorum. Bakalım neler olacak… Ama Sezayi DAŞDEMİR gibi bir adam ile  görüş alışverişinde bulunan bir kamu görevlisinin işine hile karıştırmadığından emin olamam. Dahası kumpas eylemlerinin FETÖ’nün karakteristik özelliği olduğunu bilirim ve bu tip yetkililerden   doğal olarak şüphe duyarım.

Bu sebeplerle  FETÖ iftirası atacağı umulan kişilerin Emniyet KOM tarafından davet edilmesi şaibe olmaktan öte açık bir kumpas delildir   ve maksadın  üzüm yemek olmadığının bir başka göstergesidir. 

 Husumete Rağmen Dumanlı Günde Gerçeğe Tanıklık Etmek

Şahsım hakkında ifadesine başvurulan kişilerden, rektörlük seçiminde Ekrem SAVAŞ’ı destekleyen ve sosyal demokrat kimliği ile bilinen Prof. Dr. Sadiye TUTSAK şahsımla ilgili yaşadığı sorunlardan bahsettiği ifadesinde  “Benim Uşak Üniversitesinde FETÖ/PYD terör örgütü yapılanması ile ilgili olarak somut bir bilgim yoktur” demiştir.

Yine seçimde Ekrem SAVAŞ’ı destekleyen ve sosyal demokrat kimliği ile bilinen Doç. Dr. Barış METİN, üniversitede şahsımdan kaynaklandığını düşündüğü sıkıntılarından bahsettiği ifadesinde  “Benim Uşak Üniversitesinde FETÖ yapılanması ile ilgili olarak  herhangi bir tanıklığım, gördüğüm veya duyumum yoktur” demiştir.

Disiplin soruşturması geçiren ve yine seçimde şahsımı değil de Ekrem SAVAŞ’ı destekleyen ve sosyal demokrat kimliği ile bilinen Prof. Dr. Kadir ÖZCAN ise verdiği ifadesinde kendince biriminde yaşadığı sıkıntıları anlatmış ancak şahsıma FETÖ iftirası atmamıştır.

Yine sosyal demokrat olarak bilenen Genel sekreter yardımcısı Kenan GÖKÇE de verdiği ifadede şahsıma FETÖ iftirası  atmamıştır.

Yine bu kişilerden Dr. Öğretim Üyesi Ali PULAT,  rektörlük seçimi sırasında   şahsıma paralelci diyerek Rıfat OKUDAN lehinde oy toplamış ve beni çok üzmüştü. Zira üniversitede sevdiğim ve himaye ettiğim bir kardeşimdi. PULAT’a  kırgınlığımız muhabbetimizden ve benim FETÖ’cü olmadığımı bildiğini bilmemden  kaynaklanmıştı.  Nurullah CAHAN grubunun önemli isimlerinden biri olmasına rağmen emniyette verdiği ifadede  yaşadığı bazı olayları kendi perspektifinden paylaşmış, ancak    şahsıma FETÖ iftirası atma zilletine düşmemiştir. Rektörlük seçimi sırasında gösteremediği basireti  KOM ifadesinde göstermiştir. Devletin resmi belgesine kendi adına  geride böyle bir utanç vesikası  bırakmamıştır. 

Evet bunlar  KOM tarafından aleyhime ifade verecekleri düşünüldüğü için seçilen  isimlerdi. Evet seçilen bu isimler benden zarar gördüğünü düşünen isimlerdi. Şirazeden çıkmış bir ortamda, rektörlük seçimi  tarafgirliğinin  oluşturduğu husumete, şahsıma duydukları olumsuz düşüncelerine rağmen, fırsat ellerine geçmişken  bana  FETÖ iftirası atmayarak, sınavlarını yüz akıyla vermişler ve şebekeyi hayal kırıklığına uğratmışlardır.Görevdeyken değer verdiğimiz bazı kişilerin ihanetlerini ve ucube iftiralarını gördükten sonra, bu değerli arkadaşlarımızın duygularına yenik düşmeden gerçeği söylemeleri her türlü takdiri ve teşekkürü hak ediyor.

 Bu acı tecrübe,  ülkemiz insanlarının sağcısı, solcusu, milliyetçisi ve dindarıyla  önemli bir bölümünün erdemliler topluluğu olduğu hususundaki  inancımı   kuvvetlendirmiştir. Türkiye’nin entelektüel aklına yön vermiş   üstat Cemil MERİÇ, “Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur. Namuslu insanlar ve namussuz insanlar vardır. Siz namuslulardan olun” tespitinde ve nasihatinde bulunmuştu. Bu sözü bundan kırk yıl kadar önce ülkenin kamplara  ayrıldığı bir dönemde söylemişti. 40 yıl sonrasında  bu sözün hakikatini iliklerine kadar yaşayan birisi olarak Üstadı saygı ve rahmetle anıyorum.  

Evet bu arkadaşlar topa girmediler. Yasak elmayı dişlemediler! Ancak bu zehirli elmanın başka sahipleri vardı! Makam verdiklerimiz! Brütüs kişilikleri ve karakter fukaralarını  bir sonraki yazıya bırakalım inşallah.

Kazım ŞEN

banner600
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER