ELİF’İ GÖRÜNCE MERTEK SANMAK…

Dedem rahmetli iyi bir marangoz iyi bir inşaat ustasıydı.1940’lı yıllarda işe güneşin doğuşuyla başlanır. Gün batımıyla sona ererdi. Usta yevmiyesi 4 lira, buğdayın ölçeği ( 30 kg ) 4 liraydı diye söze başlar ve şöyle derdi.’’Kur’an-ı Kadim yasaktı. Annenin ve dayının okuması için silah kaçırır gibi gizli yollardan 40 liraya Kur’an-ı Kerim’i Kütahya’dan Ulubey’e getirttim.’’Tam on günlük inşaatta sabahtan akşama çalışmamızın karşılığıydı. Mahallede Kur’an-ı Odabaş dede saklı saklı okuturdu. Her gün değişik evlerde okurlar, etrafa nöbetçi koyalardı. Bizim neslimiz kara cahil kaldı. Çocuklarımızı okusun istedik. Bir gün Jandarma Kur’an okunan evi bastı. Odabaş dedeyi 86 yaşında hapse attılar. Bizim Kur’an kitabına da el konuldu. Dayım pabuçcu ( ayakkabıcı ) çırağıydı. O Mushaf-ı Şerif’i deriyle kaplamıştı. Daha sonra iade edilen Kur’an-ı Kerim şuanda hala okunur. Babamın mahallesinde de durum farklı değildi. Efecik hoca aynı zorluklarla okutmuş mahalleliyi.

            Dedemin anlattığı bu olay hiç aklımdan çıkmaz. 1950 Yılına kadar nesiller hep böyle kara cahil geldi. Şuanda yaşları 50’nin üzerindeki insanlarımız inandığı kutsal değerlerden habersiz yetişti. Gizli saklı öğretmeye ve öğrenmeye çalışanlarda olmadık eza ve cefaya, zindanlara maruz kaldılar. Said-i Nursi Süleyman Hilmi TUNAHAN, Necip Fazıl KISAKÜREK, Mehmet Akif ERSOY ve daha binlercesi…

 Aynı zorlukları 28 Şubat döneminde de yaşadı bu ülke insanı. Bugün anne babalar çocuklarını sokağın cazibesinden kurtaracak, onların kalbine  ilim, irfan koyacak, insanlığa faydalı bireyler yapacak yolları aramaktadırlar. Osmanlı gerçek bir laik devletti. Tüm dinler korundu. İnançlarını istediği gibi yaşama imkanı verildi. Altı yüz yıl dünyada liderdi. Bugün ABD aynı şeyi yapıyor ve lider.

            Yarım doktor candan, yarım hocada insani dinden edermiş. Kendimizi, ailemizi ve çocuklarımızı göz önüne getirip aldığımız İslami eğitime bir bakıverirsek ne kadar baştan savma olduğunu çoğumuz görürüz. Yaz aylarında tatilden arta kalan zamanda bir iki ay yarım yamalak ve öğrenilmediği zaman hiçbir yaptırımı olmayan mahalle camisinde Kur’an eğitimi. Çocuklar bir iki şey öğrenmeden tatil bitiyor, kaldı ki milyonlarca çocuktan kaçta biri camiye Kur’an öğrenmeye gidebiliyor. Biliyorsunuz 28 Şubatçılar birde 15 yaşına kadar okuyamaz yasağı getirmişlerdi. Şortla camiye gelen, orada oyun oynayan, koşuşturan, gürültü yapan 7-10 yaşındaki çocukları camiden kovup onları soğutan iyi niyetli yaşlı cemaatlerde işin cabası. Dine yaranayım derken dine zarar verdiklerinin farkında değiller. Çoğu bilmiyor veya öyle yetiştirilmişler.

            Kur’an-i kerim ve Hz. Peygamber (S.A.V.) hayatının anlatılacağı seçmeli derslerin milletin vekillerince kabul edilmesi, insanımız ve ülkemiz adına çok büyük mutluluktur. Yasa teklifini ilk veren MHP’yi teklif i sahiplenen AKP’yi laiklik elden gidiyor demeyip, göğü yere indirmeyip, Kur’an-ı kerim in seçmeli ders olarak okutulmasına açıkça karşı çıkmayan CHP’yi ve BDP’ den destek veren 5 milletvekilini gönülden alkışlamak gerekiyor.

            88 Yıl önce 3 Mart 1924‘de yine İngilizlerin zorlamasıyla çıkarılan Tevhit-i tedrisat yasasıyla kökü Selçuklu ve Osmanlıdan beri bin yıldır devam eden Kur’an-ı Kerim eğitimi ortadan kaldırılmıştı. Şimdi aynı TBMM 88 yıllık hatadan geri döndü. İmzası olan herkesi tebrik ediyorum. İngilizlerin zorlaması dedim; Lozan ı kabul edip TBMM onayladığımız halde İngilizler avam kamarasında Lozan ı onaylamak için bir yıl sürümcemede bırakmışlardı. HİLAFETLE birlikte MEDRESELER kapatılmış, Tevhit-i tedrisat kanunu aynı gün yine TBMM den geçirilerek bu köklü eğitim kurumlarına son verilmişti. Bunlardan sonra İngilizler Lozan anlaşmasını onaylamışlardır.

            Seçmeli ders yasanın kabulüyle çoğumuz mutlu olmuştur. Zira bundan sonra çocuklarımız birinci elden ve direkt olarak İslam’ın temel unsuru olan Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed (S.A.V.)i öğrenebileceklerdir.

            İslam-ı bilmeden konuşanlardan, televizyonda ahkam kesenlerden ve yeterli olmayan hocalara mahkum olmayacaklardır. Kur’an-ı Kerim i ve açıklamasını okuyan en büyük örnek Hz. Muhammed (S.A.V.)i yakından tanıyan ondaki tertemizliği, zerafeti ve nezaketi öğrenenler BİLGİSİZLİKTEN, HURAFEDEN ve BAĞNAZLIKTAN  uzak kendinde özgüveni olan  pırıl pırıl birer insan olarak topluma hizmet edeceklerdir.

 

SELAM VE DUA İLE

YORUM EKLE