UŞAK BELEDİYE FMV IŞIKLAR MAÇ ANALİZİ

UŞAK BELEDİYE FMV IŞIKLAR MAÇ ANALİZİ

UŞAK BELEDİYE FMV IŞIKLAR MAÇ ANALİZİ
banner282

Ev sahibi avantajı ile çıktığımız bir maçımızı daha geride bıraktık. Bu hafta konuğumuz FMV idi ve maçtan önceki tahminlerimizin üzücü bir şekilde gerçekleştiğini dakika dakika kaydettik.

Gürolsuz çıktığımız bu haftaki maçımızda yine onu arayacağımızı biliyorduk ama bu ondan yoksun çıktığımız ilk maç olmadığı için her şeye rağmen biraz daha sert bir müdafaa ile ve onu daha az arayacağımız, bazı yeni çözümler bulmuş olarak maça çıkacağımızı ümit ederek kapalı stadyuma geldik.

FMV’ de çok tehlikeli oyuncular olduğunu zaten biliyorduk. Maç öncesinde en çok çekindiğimiz şeyler, eli son derece düzgün olan Can Maxim Mutaf, son derece etkili bir uzun olan yeni ABD’li Brayden Mackay ve içeriden dışarıdan etkili olabilen Adnan Sevda idi. Bu oyuncuları tehlikeli kılan FMVnin takım oyununu ve disiplinini muntazam şekilde uygulayabilmesidir.

Maça hızlı başlayan beklentinin aksine FMV oldu ve üstünlüğü daha maçın başında ele aldı. Maçın ilk dakikası geride kaldığında skor 0-5 FMV lehineyken ilk çeyreğin yarısı geride kaldığında 9-12 oldu ve bundan sonra ise fark FMV lehine artarak çeyrek sonunda 17-27 olarak gerçekleşti. 3 sayıları başarılı bir şekilde atan FMV nin ilk çeyrekte üstün olduğu yan içeride Mackay ile buluşturduğu topları ya sayı olarak ya da çok doğru paslar olarak diğer oyuncuları ile buluşturabilmesidir. Topu akıllı kullanarak doğru adamlarla topu buluşturan FMV gereksiz zorlamalar yapmadan topun kıymetini bilmiş ve farkı ilk çeyrekte 10 sayıya taşımıştır. İkinci çeyrekte işlerin değişeceğini düşünen Uşak seyircisi 12-24 lük bir çeyrek skorunu karşısında bulacaktı. İnanılmaz şekilde 29-51 lik bir skor şoku yaşayan seyirci bunun nasıl olduğunu çözümlemekte zorlanıyordu. Görünürde bu 22 sayılık fark rakibin olağanüstü yüzdeli atışlarında aranabilirdi Peki resme yakınlaşırsak neler görürüz?

FMV hücuma her çıktığında topu içeriye Abdilisine indirmek ve oradan da zaten son derece tehlikeli olan dış adamlarına topu çıkartmak, topu içeriye indiremediğinde ise artı paslarla boş atışlara güvenmek üzerine inşa ettiği hücum planını bu yarıda tıkır tıkır uyguladı. Bunu neden yaptığının ise cevabı cok basitti. Abd li oyuncusu içeride kolay atışlarda çok başarılı ve bencilce oynamayarak arkadaşlarını çok iyi asiste eden bir oyuncudur. Adnan’ın üçlük mevkine çıkarak Uşak uzunlarını daha öne çıkarması ile de rahatlayan ABD li oyuncu bu yarıda çok etkili olmuştur. Dış oyuncuların da etkinliği ile rahatça farkı açmış olan FMV için ilginç olan şey en önemli silahı olan Maximi pek kullanmadan farkı ilk yarı sonunda buralara getirebilmiş olmasıdır.

Üçüncü çeyrek açılırken 22 olan fark, çeyrek sonunda 24ü buldu. Son çeyrekte ise özellikle teknik faul dakikalarında seyircinin de desteğini arkasına alan Uşak farkı biraz olsun kapattıysa da bu yarıda FMV de çok fazla yüklenmeyerek maç 15 sayılık FMV üstünlüğü ile bitti. Maç içinde çok iyi oynamayan Maxim’in kritik zamanlarda devreye girip üst üste soktuğu atışlar ile yine yüksek bir sayı ortalaması turmuş olması düşündürücüdür. Zira maçın kritik kırılma anlarında devreye giren bu oyuncunun bizde aynı şeyi yapan Gürol’un eksikliğini hatırlattığını söyleyebiliriz.

Maç biter, arkasından neden mağlubiyetle bitti diyen insanlar ve üzüntülü yüzler kalır. Önemli olan bu maça üzülmek  değildir ama özellikle Gürolsuz oynanan bunca maçtan sonra hala onsuz oynamaya alışamamış olmamız düşündürücü değil midir?

Önemli bir eksik olmasına rağmen, playofflara 4 maç kala aklımızın hala orada kalması ve alternatif planlarımızın bu kadar etkisiz olmasını teknik heyete sormak gerekmektedir. Kendi sahamızda bu kadar mahkum ve bu kadar etkisiz kalmış olmamız playofflar öncesinde tehlike sinyallerinden fazlasını vermektedir. Dışarıdan etkisizleştiğimiz bu haftalarda içeride daha kuvvetli olmaya başlamış olmamız gerekirdi ama bunu da göremiyoruz o halde playofflarda durumumuz ne olacaktır?

Playofflara ilk ikide girme imkanımız ortadan kalkmıştır. Gerçekçi olmak gerekirse hedef bulunduğumuz pozisyonu korumak olmalıdır. Son üç hafta Olin deplasmanını kazanma imkanımızın azlığı ve evimizde oynayacağımız Yeşilyurt maçının ne kadar zor olacağını düşünürsek bu hedefin gerçekçi olduğunu kabul etmek gerekecektir. Genç Banvitliler maçı nisbeten kolay maçımızdır o da deplasmandadır. Bu durumda playofflar öncesi sıralama hesaplarında çok iyimser olmak yanlış olacaktır. Playofflarda bize gelecek takımların ise hiçbiri kolay olmayacaktır. O halde:

Oyun kurucumuzun eline top geçtiğinde diğer 4 oyuncunun durup onu seyretmesi yani 4 statik ve bir topla oynayan oyuncuyla nasıl hücum seti oynarsınız? Defalarca buna şahit olduğumuz son ve önceki maçlardaki bu kritik zayıflık en kısa zamanda düzeltilmelidir. Oyuncu topu istemeli topu almak için ya da sahanın diğer yerindeki oyuncuyu hazırlamak için ters koşular yapmalıdır ama bunları Uşakta görmemekteyiz. İnsiyatif almak istememeyi playofflar öncesi olumlu görmüyorum.

Dışarıdan atışlarda bu kadar kötü yüzdeli atmış olmamız ve rakibin olağanüstü yüzdeli hücum etmesi bize iki şey söyler:

  1. Birincisi rakipler Uşağı içeriden elinden gelen en sert şekilde savunursa ve içeriden sayı imkanını aza indirirse o zaman bu üçlük yüzdesi ile Uşağın maçı kazanması hayal olacaktır
  2. İkincisi ise Uşak rakiplerine dış alan savunmasını yetersiz yaparak onlara çok sayıda üçlük atış şansı vermektedir. Uşağın potasında gördüğü üçlükler analiz edilirse rakibin çok sayıda savunma görmeyen boş atış yaptığı görülecektir. Bu ise önemli bir defans ZAAFIDIR.

Uşak Belediye Hasan ve Calistus’tan yeterince yararlanmamaktadır. Bunun da sebebi kısaların onları rahatlatacak bir oyun oynamayışı ve dış alandan bulunan sayıların yetersizliğidir. Uşak Miraç, Hüseyin ve Altanı kazanabileceği kadar kazanmalıdır. İki point guard ile Uşak Belediyenin istediği oyunu oynayamadığı oldukça çıplak şekilde görülmektedir. O halde zaten dışarıdan ihtiyacı olan sayıları bulmak için hiç değilse o mevkilerin adamlarını kazanmayı ve onlara daha fazla insiyatif vermeyi teknik heyet düşünmelidir.

 

Son Söz:

Eski yazılarımızda istikrarı korumaktan, çeyrek hedeflerinden, takım döngüsünü yönetmekten bahsederdik oysa şu an maç kazandırabilecek kolay reçetelerden ve maç içi hatalarımızdan bahsediyoruz. Demek ki sorunlar kartopundan çığa doğru evrilmektedir. Walter Winchell’ın özlü sözü “Hiçbir şey başarı kadar çabuk uzaklaşamaz” aklımıza geliyor bunları düşünürken. Elimizdeki başarı isimli sihirli küre bizden uzaklaşmaya başladı ve onun daha da uzaklaşmasına izin vermeden kendimize gelmemiz ve artık her maça daha büyük bir azimle çıkmamız gerekiyor. Buradaki en önemli görev ise haftalardır formsuzluğuna devam eden teknik heyetin artık kendisine gelmesinden geçiyor.

Utku KÖKER

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER