TABİP ODASINDAN DOMUZ GRİBİ UYARISI

TABİP ODASINDAN DOMUZ GRİBİ UYARISI

TABİP ODASINDAN DOMUZ GRİBİ UYARISI

Uşak Tabip Odası Başkanı dr. Zafer Aydın ve Başkan Yardımcısı Dr. Murat ARUL düzenledikleri basın toplantısı ile Domuz gribine karşı alınması gereken önlemleri anlattılar.

Domuz gribi konusunda bilgi veren Dr. Murat ARUL:

“Domuz gribi H1N1 tipi influenza (grip) virüsü ile oluşan bir enfeksiyondur. İlk kez Nisan 2009’ da A.B.D.’ de saptanmış; ardından mevsimsel özellik nedeniyle, basta güney yarıküre olmak üzere dünyanın pek çok ülkesine yayılmıştır. Bununla ilişkili olarak, hastalığın görüldüğü ülkelerde, grip nedeniyle sağlık kuruluşlarına yapılan başvuru, hastaneye yatış sayıları ve ölüm oranları, bu mevsimde beklenenlerin üstündedir.

Veriler, H1N1 enfeksiyonu gelişen hastaların çok büyük bölümünde, hastalığın grip benzeri hafif bir tabloyla seyrettiğini, tedavi gerekmeksizin, bir hafta içinde tümüyle iyileşme sağlandığını göstermektedir. Domuz kökenli influenza virüsüne bağlı enfeksiyonun klinik belirtileri kış aylarında görülen gribe bezer olup şiddeti hafiften ağıra değişebilmektedir. Ateş, kuru öksürük, boğaz ağrısı, kas-eklem ağrıları, yorgunluk/kırgınlık, baş ağrısı, üşüme görülebilir. Bazı olgularda kusma ve ishal de gözlenmektedir. Diğer yandan, temel kaygı giderek hastalığın hızlı ve ağır bir seyir gösterdiği bazı alt gruplarda yoğunlaşmaktadır. Bu hasta gruplarında organ yetmezlikleriyle seyreden ciddi pnömoni (zatürre) veya astım, kronik bronşit, KOAH (kronik obstrüktif akciğer hastalığı) gibi hastalıkların kötüleşmesi izlenebilmekte; bu ciddi klinik tablolar, daha sık hastane ve yoğun bakım birimlerine yatış gerektirmektedir.

Hastalığın ciddi seyrettiği olgularda en sık sorun virüsün doğrudan yol açtığı pnömonilerdir. Ayrıca, hastaların %30 kadarında bu virüs enfeksiyonuna eklenen başka bir bakterinin (en sıklıkla Streptococcus pneumoniae ve Staphylococcus aureus) de pnömoniye yol açtığı gözlenmiştir. Pnömoni zemininde gelişen solunum yetmezliği ve sok tablosu ölüme neden olmaktadır.

Dünya deneyimi, ağır H1N1 enfeksiyonunun yol açtığı klinik tablonun mevsimsel gripte gözlenenden belirgin şekilde farklı olduğunu göstermektedir. Ciddi hastalık için üç temel risk grubu belirlenmiştir: altta yatan önemli sağlık sorunu (KOAH, astım gibi kronik solunum sistemi hastalıkları, diyabet, kronik kalp-damar hastalıkları, bağışıklığın baskılanması) olanlar, özellikle son üç ay içindeki hamileler, iki yas altı çocuklar. Bu üç grubun dışında, obez hastalarda da ciddi klinik tablolara rastlanmıştır.

Halen H1N1 virüsü antijenik yapısında bir değişiklik göstermediği için, hem geliştirilen asılar, hem de eldeki antiviral ilaçlar (oseltamivir, zanamivir) etkindir. ilaçlarla, klinik tablonun daha hafif seyretmesi ve ölüm riskinin azaltılması mümkün olmuştur.

Hamileler, 6 ay -24 yas arası çocuklar, 6 aydan daha küçük bebeklere bakım veren ya da birlikte yasayan kişiler, 24-64 yas arasındaki astım, diyabet gibi kronik hastalığı olan ya da bağışıklık sistemi zayıflamış olan kişiler ve sağlık personeli öncelikli olarak aşılanmalıdır.. Hamilelerin asılanması bebeklerde bir sağlık sorununa yol açmamakta, aksine annede oluşan antikorların bebeğe de geçerek koruyucu olabileceği bildirilmektedir. Mevsimsel grip asısı, domuz gribine karsı koruyucu değildir; bu nedenle iki asının ayrı ayrı uygulanması gereklidir.

H1N1 asıları halen A.B.D., Avustralya, Çin ve pek çok Avrupa ülkesinde ruhsat almış ve uygulanmaya başlanmıştır. Diğer birçok ülkede de kısa sürede uygulanması beklenmektedir. ülkemizde de ası ihtiyacı zaman içinde karşılanacaktır ve risk gruplarının sırayla asılanması planlanmaktadır. Tüm ülkeler ruhsatlama sürecinde, asıların etkinlik ve güvenliliğini dikkatle incelemektedir. DSÖ ve AB sağlık örgütleri ülke verilerini izlemekte ve önerilerini düzenli olarak güncellemektedir. Asıların üretim sürecinde değişik katkı maddelerinin kullanılması gerekmektedir. Bunlardan biri, adjuvan olarak tanımlanan, asının etkinliğini arttıran ve şimdiye dek pek çok asıda kullanılan maddelerdir. Cıva içeriği, besin maddelerinde izin verilen düzeyin altındadır ve DSÖ-uzmanlar kurulu, sağlık için bir tehdit oluşturmayacağını bildirmiştir.

Asının güvenliliği kapsamında, Guillain-Barre Sendromu (GBS) olarak tanımlanan, sinir sistemini tutan ve milyonda 1-2 oranında görülen bir hastalığa yol açabileceğine iliksin söylemler vardır. Ancak, mevsimsel grip asıları ile elde edilen deneyim, asıların bu hastalıkla kesin kanıtlanmış bir iliksisi olmadığını; buna karşılık, influenza enfeksiyonunun kendisinin GBS’ ye yol açabileceğini göstermektedir.

Korunma önerileri olarak, sık sık su ve sabunla ellerin yıkanması, sabun olmayan ortamlarda varsa, alkol bazlı dezenfektanların kullanılması, gözler, burun ve ağız’a elle temastan kaçınılması, öksürük ve hapşırık esnasında ağız ve burnun tek kullanımlık kağıt mendillerle kapatılması ve mendilin çöp kutusuna atılması, mendil yoksa, kolun iç yüzüne hapşırılması, içinde bulunulan mekanların havalandırılması, sık dokunulan eşyaların ve yüzeylerin temiz tutulması, grip belirtileri olan çocukların kreş ya da okula gönderilmeyip evde tutulması ve mümkün olduğunca diğer kişilerle temaslarının sınırlandırılması önerilmektedir” dedi.

Gazetecilerin sorularını cevaplayan dr. Zafer AYDIN şu ana kadar Uşak’ta bu virüse rastlanmadığını bununda sevindirici olduğunu belirtti.





YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER