Uzun bir aradan sonra sizlerle karşılıklı istifade etmek , ilimize , memleketimize 
ve devletimize faydalı olmak dileğiyle tekrar merhaba
Bir hikaye ile başlayalım
Süleyman aleyhisselam zamanında bir kuş bir dervişten davacı olur.
Kuş dervişin kanadını kırdığını söyleyip cezalandırılmasını ister
Kuşun bu şikayeti için mahkeme kurulur
Süleyman aleyhisselam dervişe kuşun şikayetini aktarır ve bu hususta ne diyeceğini sorar
Derviş “ kuşun dediği doğru, ben onun kanadını kırdım. Ancak işin aslı şöyledir. Ben onu avlamak istiyordum. Üzerine doğru gittim kaçmadı. Yanına kadar yaklaştığımı başından beri gördüğü halde ve kaçmak için fırsatı olduğu halde kaçmadı. Yanına varıp üzerine atlayınca da  kaçmaya çalıştı. Boğuşurken de kanadı kırıldı. Durum bundan ibarettir. Ben suçsuzum” demiş.
Süleyman aleyhisselam dervişi dinleyince kuşa dönerek “ bak fırsatın olduğu halde kaçmadığını söylüyor. Niye kaçmadın? Niye yanına yaklaşmasına fırsat verdin?” demiş.
Kuş “ doğrudur. Ben bunun karşıdan geldiğini gördüm. Kaçmaya fırsatım vardı. Ancak ben buna baktım üzerinde derviş cübbesi başında da takke vardı. Kendi kendime dedim ki bu dervişten bana bir zarar gelmez. Bunlar Allah tan korkar, kimseyi incitmez diye düşündüğüm için kaçmadım. Avcı ruhlu olduğunu bilseydim elbette kaçardım” demiş.
Süleyman aleyhisselam kuşu haklı bulup  “ kısas yapıp  kolunu kıralım mı ?” diye sormuş
Kuş “ Hayır efendim ben kısas yapıp kolunun kırılmasını istemiyorum. Ceza olarak  kolunu kırarsak bir müddet sonra iyileşir ve sonra benim gibi kuşları yanıltıp aldatmaya devam eder. Onun için biz bunun cüppesiyle takkesini çıkaralım. Bir daha kuşlar bunun cüppesiyle takkesine bakıp aldanmasın “ demiş.
15 temmuz 2016 tarihinde yaşadıklarımız ile neler öğrendik?
Elbette çok şeyler öğrendik
Müsaadenizle bizde kendi tarzımızla özetleyelim
Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu 
Kahramanlığın ve hainliğin ne olduğunu
Bir kahramanın bir ülkeyi kurtarabileceğini
Bir hainin bir ülkeyi batırabileceğini
En şiddetli din düşmanlığının din adamı sıfatına bürünerek yapıldığını
Sahtekarlara aldanmamak için dinimizi hakiki ehli sünnet alimlerinin kitaplarından öğrenmemiz gerektiğini
Suyun uyuduğunu düşmanın uyumadığını
Devletin birlik ve diriliğinin ne kadar önemli olduğunu
Fitne çıkarmanın zararının nerelere uzanabileceğini
“Üç şeyin azı da çoktur. Bunlar ateş, borç ve düşmandır.” Atasözünün doğruluğunu 
Acı
Korku
 Ve endişe yaşayarak öğrendik.
Bunları öğrenirken elbette çok şeyler de kazandık.
Bizce bu kazanımların en önemlisi siyaset sahnesindeki dönüşüm ve kazanımdır
Fitnecilerin yıllardır körükleyerek zirveye çıkardığı, düşmanlığa dönüştürmeye çalıştığı siyasi rekabet olması gerektiği ölçüye taşınmıştır.
İç siyasette taşlar yerine oturmuş, herkes yerini ve yurdunu idrak etmiştir. 
15 Temmuz netice itibariyle ülkemiz için çok hayırlı olmuştur.
(15 temmuz  hadisesini ve o güne nasıl gelindiğini, düşmanların nasıl ince usullerle ve sabırla çalıştığını  daha iyi kavramak için  okumayanlar varsa İNGİLİZ CASUSUNUN İTİRAFLARI kitabını okumalarını tavsiye ederiz. Kitabı Edinebilecekleri gibi hakikat kitap evi sitesinden ücretsiz olarak okuyup dinleyebilirler.)
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
osman karlı 1 yıl önce

çok güzel bir hikaye. kaleminize yüreğinize sağlık.

Misafir Avatar
Ulubeyden bir okuyucu Tuğrul 1 yıl önce

saygı değer rağıp abi uzun bir aradan sonra bu güzel yazınızdan dolayı çok teşekkür eder, yeni yazılarını bekliyoruz.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.