GÜZEL ADAMDIN MUHSİN BAŞKAN….

Vatan haini işbirlikçiler  Türkiye Cumhuriyeti Tarihi’nin  en yiğit siyasetçisini  şehit ettiğinde, tarihler 25 Mart 2009’u gösteriyordu. Bütün millet adeta yıkılmış,  kolumuz kanadımız kırılmıştı. Zira   O,  bu milletin nadastaki gücü, ihtiyat kuvvetiydi.

 Rahmetli Akif Emre Muhsin Başkanın şahadetinden sonra şunları yazmıştı: “Muhsin Yazıcıoğlu'nun karlı dağ başında yalnız ve tenha, sisler arasında hayata veda edişi hemen herkesi derinden etkiledi. Ölümü de yaşadığı gibi geldi. Fırtınalı hayatının, eğilip bükülmeye meydan vermeyen çizgisinin son perdesi gibiydi. "Yaşadığınız gibi ölürsünüz" kutlu sözünü hatırlatan, gelişiyle de kalpleri ısıtan bir soğuk ölüm

Bu soğuk ölüm sanıyorum, sağlığında ona  destek vermeyen milletin vicdanına saplanan Rabbani bir hançerdi !  Göklerden gelen  “layık olamadınız, kıymetini bilemediniz  bende geri aldım” nidası gibiydi!

Yokluğunu hala hissediyor ve alışamıyoruz. O milletin derin vicdanı ve gür sesiydi.      Dosdoğru ve dimdik bir adamdı.  “Bana yanlışımı da söyleyen lâzım!” diyen nadir siyasetçilerdendi.  Açın, açığın fakirin dostu idi. Dar bütçesiyle herkese yetişmeye çalışırdı. Milletvekili iken parti binasında parasızlıktan  soğukta  palto ile oturur, cebindeki parayı son kuruşuna kadar ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı. Çeçenistan’daki mücahitlere  80.000 doları gönderirken, makamında paltosu ile oturan bu adam sıcak  su ile abdest alan tatlı su Müslümanlarına  hiç benzemezdi.   Muhsin  Başkana gidenler bilirlerdi ki, o kapıdan elleri boş dönmeyecekler! Muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, öfkelerine hakim olan ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah iyilik edenleri sever” ayeti  O’nda  tecelli ederdi!

 “Bu memlekette dürüst olmak başa belâdır ama bu belâ başımızın tacıdır! diyen adamdı. Erbakan’ın siyaset tarzından pek hazzetmezdi.  28 Şubat sürecinde Erbakan’ın yanında yer almakta tereddüt etmedi. Çünkü   o, gerçekten inanan ve   mümin kardeşliğinin önüne hiçbir düşünceyi geçirmeyen bir adamdı.  Milletin tercihlerinin  her şeyin üstünde   olduğunu bilir ve söylerdi.   Beşeri sempatileri ve antipatilerini inançlarının ve milletinin   önüne  asla geçirmezdi. . Erbakan belki karşısında gibi görünen bir siyasi hareketti. Yanında olduğu içinden çıktığı siyasi ekolde de lider hegemonyasını tanımayan, hak ve hakikatten şaşmayan bir  yiğit adamdı. Mecliste oyunu satmaya kalkanları da affetmedi. BBP’si  tam da bundan  doğdu!      

   Dünya nimetlerine aldanmadı. Dünyanın rengine hiç kanmadı.  Hakkı bildi, hakkı söyledi.  Vatanını ve milletini çok sevdi. Darbecileri ise hiç sevmedi.  Ayıya    dayı demedi. Köprüleri tutan ayılara hiç itibar etmedi.  Doğru doğruydu, eğri de eğri!   Emindi, hasbiydi,  dosttu.    Rızayı ilahiden gayrı talebi yoktu. Servetleri, makamları, her türlü nefsi arzuları çiğneye çiğneye yürüdü.  Şeytanın burnunu sürte sürte yaşadı. Mazlumu sevdi, zalimi dövdü. Dik adamdı. Allah’tan başkasının önünde eğilmedi.  Mertliğin  ve yiğitliğin kitabını yazdı.  Çocuklar bile ondan yardım isterdi. Çocukları bahçede top oynatmayan apartman yöneticisi dahi karşısında onu bulurdu!   Çocukların oyun oynama hakkını önemserdi.  Çocuk haklarına  dahi sahip  hassasiyetin adıydı Muhsin Yazıoğlu!  

Gül, gül ki gül yüzünde binlerce güller açsın
Gül bahçesi gül yüzünden sevgi topla demet demet
Sevgide güller açsın, güller sevgi dağıtsın
Sevgiyle bakıyor gül gibi görüyorsan sen bahtiyarsın...

Diyerek dünyada ve gönüllerimizde hoş sedalar bıraktı.

O’nu bilenler biliyor!

  Zindanmış bu oda, ne gam!/Bana imanımın ışığı yeter, diyen adam! Dava adamlarını öldürebilirsiniz ama Allah Davası ölmez, diyen adam!  Bizi birleştirecek yegane temel değer Tevhit   Bayrağıdır diyen adam! Millet şahittir ki; adam gibi yaşadın, adam gibi öldün.  Hesap gününde adamlığının ve dahi şeksiz şüphesiz Allah’a imanının şahidiyiz.   Zira sen,  Allah’a imanın tezahürlerini dünyada yaşarken  bize açıkça gösterdin. Dünya senin  er meydanındı!  ŞAHİDİZ. ŞAHİDİZ. ŞAHİDİZ.   RABBİM SENİ RAHMETİYLE KUŞATSIN.

Muhsin Başkanın şahadetinin üzerinden 11 yıl geçti. Hâla  dosyası  aydınlatılamadı.  Onu katleden FETÖ ve NATO itleri halen ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Şahadetindeki karanlık noktalar, sorumluların üzerinde büyük bir vebal olarak  duruyor.   Siyasi iktidarın bu dosyadaki bütün karanlık noktaları aydınlatmak milletimize borcudur. İktidar borcum borç deyip 11  yıldır üstüne yattı. Bunu kullar afetse Allah affetmeyecek. Yaşayan da görecek. Bu ülke Muhsinlerine sahip çıkıp desteklemedikçe felaha ermeyecek.   Zira Muhsinler zor yetişiyor. Kolay kaybedilmemeli….

Sözlerime  Uşak’ daki bir çete tarafından iftiralarla zindana gönderilen ve 2.5 yıl yattığı zindanda Muhsin başkanımızı  bir şiirle yad eden   Sait ÇELİK’in REİS isimli  şiiriyle sonlandırıyorum. Allah’ın laneti ve gazabı zalimlerin ve bu zalimlere her safhada sahip çıkan devlet görevlilerinin üzerine olsun.

REİS

Karlı kara kışta hapse düşünce

Aklıma yine sen düştün Reis,

Mamak mahzeninde neler yaşadın neler düşledin

Ancak anlar insan içeri düşünce

Lahid gibi bir hücrede yatıyorum

Beton hala çok soğuk senin gibi üşüyorum.

Yasal kalleşliğin böylesine şaşıyorum.

Diri diri dehlize gömülünce düşlerim

Fırıldak olmadan yaşadığın hasbi hayatı düşledim.

Karlı keş dağına düşüşünü

Kar kefenin oluncaya kadar üşüyüşünü,

Sonsuzluğun sahibine tebessümle dönüşünü

Üzerine sis bulutları örtülüşünü düşledim

Sevgiden başka bir şey veremeyeşimize

Sel oldu aktı göz yaşlarım.

YORUM EKLE