DURMUŞ HOCANIN CEVABINA CEVAP: BÜYÜKSÜNÜZ HOCAM!

DURMUŞ HOCANIN CEVABINA CEVAP: BÜYÜKSÜNÜZ HOCAM!

DURMUŞ HOCANIN CEVABINA CEVAP: BÜYÜKSÜNÜZ HOCAM!

Sevgili Durmuş hocam,  mektubunuzu aldım ve yayınladım.  Herşeyden önce ben sizi  çok sevdim. Siz işi biliyorsunuz. Daha ilk paragrafta  Sözünüze güveniyor ve yazıyı gazetecilik namusunuza emanet ederek virgülüne dokunmadan yayınlayacağınızı ümit ediyorum” diyorsunuz.   Bak beni, Uşak’da güzel şeyler yaptığını  düşündüğün sayın rektörün, çözemedi, siz şakkadanak çözdünüz. Ben de biraz gaza gelme  huyu vardır. Yahu ne birazı  had safhada   vardır. Siz bir de buna   namusumuza düşkünlüğümüzü ekleyin.    Gazetecilik namusumu  filan da karıştırınca  nasıl yayınlamam özene bezene yazdığınız  cevabınızı! Elbette yayınlarım.

 Şaka sayın hocam şaka, siz bu girişi yapmasaydınız da yayınlardım. Malum aliniz, gazeteciyim, bana malzeme lazım. Sizden de epey malzeme çıkar gibi geliyor!   

Sayın Hocam; Uşak’a hizmete gelmişsiniz. Eh hoş gelmiş sefalar getirmişsiniz.  Ama biz sizi değil de öncelikle sayın rektörünüzü çok iyi tanırız. Yıllardır da yazarız. Son bir yıldır da, siz farkında olmasanız da İCRAATLARINIZI  izliyoruz1 Sorun  SAYIN REKTÖRÜNÜZE   biz  hiç yalan yazar mıyız? Siz rektörünüzü pek övmüşsünüz. Biz rektörün Uşak’a hizmet ettiğini değil, üniversiteyi kendi özel mülkü gibi kullandığını düşünüyoruz. Birçok yolsuzluk haberi yaptık, tık yok. Sizin rektörünüz ve saz arkadaşları  kanun kitap tanımıyor. İşi  iktidar milletvekilinin  kızını ilansız almaya kadar azıttı! Şu fakir milletin sahipsiz çocuklarının binbir emek ve zahmetle alındığı kadrolara, Nuri Uslu adlı vekilin kızı torpille alındı.  YÖK’ün  şifreli  sitesindeki  kadro şartına vekil kızına uygun şartın eklenmesiyle  alındı. Sizin gibi büyük bir Türk Milliyetçisini böyle lüzumsuz işler ırgalamayabilir, ama bizi ırgalıyor  be  durmuş hocam.  Bu işi  nasıl çevirdiğini sayın rektörünüze  sorunuz, çünkü  biz bu tür sahtecilik icraatlarından  ve alengirli işlerden anlamayız. Ammmaaaa yakaladık  mı yazarız.  Daha yeni yazdık sayın rektörünün Yargıtay’da hakim ayarlama operasyonlarını  okumadınız  mı? Sizin sayın rektörünüzün daha önceki sahtecilik vakalarını da defalarca yazdık.  Bakın daha iyi anlayın diye söylüyorum. Sayın rektörünün sorumlu bulunduğu evrakta sizin bir öğretim üyesinin imzası taklit edilmiş. Yani evrakta sahte imza çıkmış.  Rektörünüz mü yapmış, bilmiyorum. Ama Komisyon Başkanı olarak o evraktan sorumlu olduğunu biliyorum.  Başka;  yine sizin sayın rektörünüzün muhalefet şerhi koyduğu, bu nedenle de oy çokluğuyla çıkan bir yönetim kurulu evrakının, oy birliğine çevrilmiş halini Afyon’daki bir mahkemeye, kendi lehine delil olarak sunduğunu da biliyorum. (Çünkü oyçokluğuyla olduğunda  lehine değil aleyhine bir delil oluyor) Başka; rektörünüzün  genel sekreteriyle birlikte 2004 yılında, kendini temize çıkarma faaliyetleri çerçevesinde    sahte evrakı notere onaylattığını da biliyorum!

 Eeeeee Durmuş hocam ben Gazeteci Kazım Şen olarak  ne düşüneyim hakkınızda. Nerede sahtecilik iddiaları var onun merkezi sayın rektörünüz. Şimdi bir de   siz be hocam, yine konu sahtecilik.  Biz de haberimizde sayın rektörünüzle ortak yönlerinize dikkat çekmiştik hepsi bu.  Tam burada bir atasözümüz  aklımıza geldi. Herhalde büyük bir Türk Milliyetçisi olarak atalardan gelen sözlere itirazınız olmaz.Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” İnsan, ancak kendisi gibi olan kimselerle arkadaşlık yapar, kendisi gibi olan kimseleri sever, kendisi gibi olan kimseleri tavsiye eder. Doğruyu bulmakta güzel bir ölçüdür bu. İşte hocam biz de tam bu ölçütten sizi değerlendirdiğimizi ve doğru değerlendirdiğimizi düşünüyoruz.

 Hocam, mektuptaki üslubunuzdan öncelikle kendinizi bayağı   sevdiğiniz anlaşılıyor. Sonrasında da  demagojiyi  sevdiğiniz çok  belli oluyor. Kendinizi sevmeniz güzel de bırakında başkaları övsün sizi be hocam.  Biraz yanlış oluyor. Aynı huy sayın rektörünüzde de var. Fazlaca ben ben ben demek iyi bir huy değildir. 

 

Ben kanunu yasayı şöyle  bilirim  böyle bilirim, dekanlığım şöyle iyidir, böyle iyidir kısmını anladım. Ama “Üniversite mevzuatını da  çok iyi bildiğimi  birlikte çalıştığım arkadaşlarım takdir ederler”i  anlamadım hocam. Nereden çıkardınız bunu. Sizi kim takdir ediyor hocam?  Sayın rektörünüz mü? Valla hocam sizi hiç kimse takdir etmiyor. Siz fakültede sekreterinizden gelen bilgilere de itibar etmeyin bence. O sizin gönlünüz hoş olsun diye UZUN UZUN birkaç kelam etmiş olabilir. Sizin  davranışlarınızda zaman zaman çok keskin iniş çıkışlar olduğunu sizi tanıyanlar, söylüyorlar.Asabi olduğunuzu çok gönül kırdığınızı söylüyorlar.  Sizden memnun değiller yani . Dost acı söyler ya işte öyle ! Hele hele bugünlerde şikayetler daha da artmış vaziyette.

 

Kendi kendiniz için yaptığınız megalomani kokan  tespitlere de bittim HOCAM.  Ben onlar için yalnızca bir Dekan değil, aynı zamanda bir  “Rehber Hoca” yımdır. Bu yargı, arkadaşlarıma aittir. Benim, sadece fakültemde değil, tüm üniversitede arkadaşlarımla ilişkilerim, “Abi-Kardeş” veya “Baba-Evlat”  ilişkisidir. Üniversitemizin, ister akademik olsun ister idarî, hiçbir çalışanı ile aramda en ufak bir olay yoktur. Hepsi ile ve herkes ile saygı, sevgi esasına dayalı bir ilişkim vardır. Görev yaptığım 10 aylık süre içinde fakültemde  bir tek (gerçekten bir tek) disiplin olayı olmamıştır. Disiplin kurulumuz bir kez dahi toplanmamıştır. Ne öğrenci, ne idarî, ne de akademik personel ile ilgili olarak hiçbir Disiplin Soruşturması açmadım, savunma almadım, ceza vermedim. Bundan dolayı da öğrencilerime ve çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Lütfen  kardeşlerimle ya da evlatlarımla aramıza girmeye çalışmayın, fitne ve nifak sokmayın!” Vay vay vaay hocam siz neymişsiniz de haberimiz  yokmuş!

Hocam bu laflara ne lüzum var?  Biliyoruz ki; gerçekleri söylemiyorsunuz. Şu anda bile bir kısım personelinizle harp halindesiniz. Çetin bey  isimli doçentle durumuz ne merkezde? Tafsilatına girmeyelim hadi. Yine iddialara göre bir ara Şadan isimli öğretim üyesi ile kavga ettiniz. Sayın rektörünüze durumu ilettiniz, sayın rektörünüzün sizi değil hemşerisi Şadan’ı tercih etti.  Siz de   bükemediğiniz eli öptünüz, yerinize oturdunuz? Gerçekten görev adamsınız ve biz sizin görev adamlığınızı takdir ediyoruz.!

Abi kardeş baba evlat ilişkisi haa hocam! Böyle ilişkilere önem ve  değer veren insanlar rektörün isteği veya  emriyle  insanların ekmek parasıyla oynamaya kalkmazlar, rektör düşmandır diye  çoluk çocuk sahibi insanların ekmeğine kastetmezler, sözleşmesi uzatılmasın atın bu adamı  üniversiteden diye   rapor yazmazlar. Yine  rektörün emri ve baskısıyla  rektörün sevmediği öğretim üyelerini, öğretim görevlisi kadrosuna geçirmek için dilekçe verin diye  baskı yapmaya kalkmazlar.

Hiç disiplin işlemi yapmadığınızı ve mevzuatı çok iyi bildiğinizi söylüyorsunuz. Unuttunuz herhalde hatırlatalım. Ali Arslanalp sizin personeliniz değil miydi? Sizden önce bu kişiye rektöre saldırdığı saygısızlık yaptığı iddiasıyla soruşturma açılmıştı. Bu çocuğa üç yıl kademe ilerlemesi cezası (yanlış hatırlayabilirim, bir yıl da olabilir) verildi. Manisa İdare Mahkemesi bu cezayı İPTAL etti.?  . Siz ne yaptınız mevzuat fatihi hocam? Yargı  kararındaki değerlendirmeye dayanarak Ali Arslanalp’e  yönetim kurulunda maaş kesim cezası verdiniz. Yargı kararında diyordu ki;  tanımladığınız suç yanlış, (niçin yanlış daha ağır ceza verebilmek için )bu maddeden ceza veremezsiniz. Dosyadaki delillere göre şu iddiaları yapabilirsiniz ve ancak maaş kesim cezası verebilirsiniz. Şimdi bu çocuğa soruşturma bile yapmadan mahkeme kararındaki yoruma dayanarak nasıl ceza verdiniz., sayın hocam? Halbuki mevzuat hiç kimseye soruşturma yapmadan savunması alınmadan ceza verilemeyeceğini, söyler. Söyler de siz de bilirsiniz ki;   böyle bir soruşturma açsanız zaman aşımı sorunu var. Öyleyse ne yapalım;  soruşturma açmadan cezanın İPTAL gerekçesini kullanalım, basalım zavallı bir memura cezayı. Yerse. Yememiş tabii memur, yine yargıya gitmiş. Sonucunu hep birlikte göreceğiz. Demek hiç ceza vermediniz. Disiplin kurullarınız hiç çalışmadı. Abi kardeş, baba evlat haaa. Doğrusu sizin gibi  ne babam, ne de  ağabeyimde olmasını istemezdim sayın hocam. İşinizi doğru dürüst yapacaksınız, bırakacaksınız bu abi kardeş masallarını!

 

Sayın Şen, İnternet gazetenizde, 21 Ekim 2009 tarihinde hakkımda yine yalan yanlış bilgiler içeren bir haber yayınlamışsınız. Üniversitede yaptığım bir soruşturma görevi ile ilgili olarak yaptığınız haberi “gazetecilik” olarak değerlendiremediğim için üzgünüm. Önce isimleri kısaltılmış olarak vermiş sonra da  Raporu yayınlayarak isimleri açıklamışsınız.” diyorsunuz. Bak hocam burada haklısınız. Fırsatını bulmuş gazeteciliğime golünüzü atmışsınız. Ben o haberi gece yarılarında hazırladım.  Doğrusu daldım. Ama hocam bu kadar da insafsız olmayın ya.; Siz “Sehven ( Yanlışlıkla)”  şeklinde olması gereken bir  yazıyı;  “…..sehven yanlışlıkla imzaladığını….” olarak  koskoca üniversitenin ceza kurulu kararına geçiriyorsunuz, sizin  akademisyenliğinize bir halel gelmiyor, bizim dalgınlığımız gazeteciliğimizi zayıflatıyor!  Olsun be hocam. Siz ne derseniz o olsun, sizin mektuptaki üslubunuzdan, ülkemizin  kaybedilmemesi gereken engin bir değeri olduğunuzu ancak fark ettim. Her konuyu bildiğiniz gibi gazetecilik konusunu da iyi bildiğinizi kabul ediyorum. 

 

Yaptığınız soruşturmanın usul ve yasalara uygun olduğunu söylüyorsunuz;. Ben de diyorum ki değil, hocam. GÖZÜNÜZÜN İÇİNE GİREN DELİLLERİ GÖRMEMİŞ OLAMAZSINIZ. Gazeteci Kazım Şen gördüyse sizde görürüsünüz. Açıkça suçu örtbas ettiğinizi  görüyor ve söylüyorum. Ve bunun kanıtlarını da haberimde sunuyorum. “Benim yaptığıma gelince,  bütünüyle belgeler üzerinde, yasa ve yönetmeliğe uygun olarak bir işlem yürüttüm. Ne sizin, ne de başkasının “Niyet ve Arzusuna” göre hareket edemem” diyorsunuz. Ne niyeti ne arzusu hocam. Haberin içeriğindeki sorulara cevap vereceksiniz. Şikayetçinin  Fakültede olmasının imkanı yokken, şikayetçiye tebliğ yaptım tebellüğ etmedi diyen veya dedirtilen  hizmetliye, bu mümkün değil oğlum, doğruyu söyle diyeceksiniz! Yoksa dükkan sizin be hocam, ayrıca da arzular şelale?  Bence davranışlarınız ve uygulamalarınız, laflarınızın için doldurmuyor, dolayısıyla laf boş oluyor be hocam, laf boş oluyor!  İnanın bana siz ne kanun ne yönetmelik biliyorsunuz. Çok yakın zamanda sekreteriniz ve sizin hakkınızda yapılan bir suç duyurusu örneğini gördüm. Siz  makamınıza sunulan bir dilekçeyi almamış ve aldırmamışsınız. Çünkü dilekçeyi veren rektörün kanlısıymış! Tabii sizden de bu beklenir. Böyle bir görev  bilinciniz olduğunu, görev adamlığına yaptığınız vurgudan fark ediyoruz.  Siz kanunların üzerinde misiniz?  Dilekçe yanlış makama gitse bile almak,  derhal tarih ve sayı vermek zorunda değil misiniz? Sizin idareciliğiniz  de mevzuat bilginiz de işte bu kadar?  Sekreterinizi de bu işlere bulaştırıyor hata yapıyorsunuz.

  

 

Haberlerinizi dilediğiniz üslupla yazabilir, icraatımı dilediğiniz gibi eleştirebilirsiniz, demişsiniz. Elbette, öyle yapıyorum zaten ama siz dediniz diye değil.  Fakat yazılarınızda lütfen eleştiri boyutunu aşmayınız! tavsiyenizi çok önemsiyorum. İkazınıza dikkat edeceğim    Aşarsam beni uyarınız. Hemen düzeltirim de üslubunuzu pek beğenmedim sayın hocam. Yıl sonunda bana sicil mi dolduracaksınız? Aşmayınız, yapmayınız, sollamayınız gibi kelimelere ne gerek var! Siz aynada bir kendinize bakın. Gazeteci Kazım Şen despotik eğilimleriniz var demişse,vardır hocam. 

 “Yorum”lara gelince, isimsiz yazıları yayınlamak sadece Basın Ahlak yasasına değil en genel anlamda “İnsanlık Yasasına”  aykırı düşer. İsimsiz yazı yazmak da onları yayınlamak da Yiğitlik-Mertlik değil korkaklığın işaretidir. İşte burada dur hocam Valla iş yiğitliğe mertliğe geldi mi, bizim hassasiyetimiz artar. Öncelikle şunu söyleyeyim, bizim sitenin yorumları sizi bozmuş. Siz bence bu yorumları okumayın çok etkileniyorsunuz. Ayrıca o yorumları yayınlamanın Basın Ahlak yasasına, “İnsanlık Yasasına” aykırı olduğunu da nereden çıkardınız.   Cehaletimi mazur görünüz, “insanlık yasası” ne hocam. Din mi, beşeri kanunlar mı, size ait, içeriğini sizin belirlediğiniz yasalar mı? Ne hocam? Ben sizin gibi Fransızca ve İngilizce  okur, yazar ve konuşur, değilim. Naçizane Türkçe’nin hakkından anca geliyorum. İnsanlık yasası diye bir yasanın kavram  anlamını sizin gibi bir alimden  öğrenmek isterim.

Yorumlara gelince yorumlar bana ait değil. Sahibine ait. Ben haber siteme gelen yorumları içeriğinde hakaret olmadığı müddetçe yayınlarım. Kimsenin bir yerlerde saklandığı yok. Yorumlarda kişilik haklarınıza saldırı ve hakaret varsa beni şikayet edebilir hakkınızı arayabilirsiniz. Yorum yapanların IP’lerini gerekirse Savcılık alır gerekli soruşturmayı yapar.  Ama şahsınızın değerlendirilmesi açısından o yorumlar önemlidir Durmuş hocam bence kulak verin yorumlara! Haa bir de sakın korkaklık filan gibi şeyleri de karıştırmayın hocam bu işlere.  Korkaklıkla itham edeceğiniz kişileri de iyi tanıyın.  Biz sizi şimdi tanıdık, Gazeteci Kazım Şen’in korkak olması ona karşı olanlarca iyi  değerlendirilmesi gereken bir fırsattır.  Höt dersiniz, korkutursunuz, fena mı olur! 

 

  Yazının içeriğindeki şu laflarla da beni bitirmişisin be hocam ? “Sizin Uşak Rektörü ile bir davanız olabilir, ya da bazı hocalarla  veya idarecilerle bir meseleniz olabilir. Bu beni hiç ilgilendirmez.  Siz, sayfalarınızı değişik insanlara tahsis etmiş ve onların şahsî çıkar ve amaçları uğruna kullandırıyor da olabilirsiniz. Bu da beni ilgilendirmez.” Bu nasıl laf hocam;  Böyle bir laf ettiniz mi, basın ahlak yasası, insanlık yasası, mertlik, yiğitlik, delikanlılık mevzularını önünüze getiririm.  Mert olun, erkek olun, yiğit olun imada bulunmayın, ağzınızdaki baklayı çıkarın da kendimizi kime kullandırdığımızı açıklayın  derim. Böyle şeyler beni ilgilendirmez demeyin. İlgilendirmiş ki, söylüyorsunuz.    Mesela sizi kullanırlarsa ben basın olarak ilgilenir ve haber yaparım. Beni kullanırlarsa sizde de ilgilenin bence hocam. Beni ilgilendirmez olmaz. Kendini kullandıran basın o memleketin aydınlarının özel ilgisine mahzar olmalıdır?  Evet hocam bu cümleden olarak, sizde şunu iyi bilin ki, benim ne rektörle ne de sizin şahsınızla bir işim olur. Ama  “……Siz, sayfalarınızı değişik insanlara tahsis etmiş ve onların şahsî çıkar ve amaçları uğruna kullandırıyor da olabilirsiniz…” lafı, makamları mevkileri put edinen görev adamlarını ve zayıf kişilikleri bağlar. Şahsi çıkar ve amaç uğruna kullanılanlar varsa, bu tipleri kendi ortamlarınızda aramanız  daha doğru olur kansındayım. Ben hayatımda hiç rektör  sevmiyor diye kimseye olumsuz rapor yazmadım. Yine hayatımda hiç yukarıdan emir geldi diye soruşturma yapmadan yönetim kurulu kararıyla personelime ceza vermedim.  Hayatımda hiç mahkemelerde rektör lehine yalancı tanıklık yapmadım. İki elinizi başınızın arasına alın bir düşünün  hocam.   Şahsi çıkar, şahsi amaç, kullandırma, bunlar tehlikeli kelimeler hocam. Bakın unutuyordum., yazınızın bir yerinde “….Zira evim Konya’dadır, Uşak’da kirada oturuyorum ve her hafta sonunda, Cuma günü mesai bitiminde   Konya’ya gidiyor, Pazar günü de geri dönüyorum” demişsiniz. Eviniz Konya’da ve burada tek başınıza oturuyor, evinize gidip geliyorsunuz.  Eşiniz için devletten yolluk aldınız mı hocam ? Mevzuatı biliyorsunuz ya, onu da soralım, eşiniz için  yolluk aldı iseniz aldığınız yolluk  yasal mı hocam? Yasalsa Büyük Bir Türk Milliyetçisi olarak bu durumu  etik buluyor musunuz  hocam? Ben mevzuatı bilmiyorum ama, sayın rektörünüze göre yasal olmadığını biliyorum.  Çünkü sayın rektörünüzün ve genel sekreterinizin bu konuda takipleri ve görev yerine eşini götürmedi diye açtırdığı soruşturmalar var da? Hani rektör bey sizi sever yapmaz ama, yine de aklınız da bulunsun. Bütün bunları Kazım Şen nereden biliyor derseniz, şöyle  bir düşünün. Son haberimize  bir bakın. İdareciler tarafından işlenen suçların hataların astlara yüklendiği hatta ölülere yüklendiği bir idari yapının parçasısınız.  Örneğin ben üniversitede kimlerin maaşında haciz var onları da biliyorum. Ama merak buyurmayın yazmıyorum bunları ve yazmam da. İnsanlık halidir olur. Ama bir sahteciliğin kapatılması insanlık hali değildir, dolayısıyla yazılır.

Evet hocam kendinize methiye niteliğinde olan ama haber içeriğimizdeki sahteciliğin örtbas edilmesiyle  ilgili ayrıntılara cevap vermeyen mektubunuzu yayınladım. Sizi yakından tanımış olduk. Bütün Uşak tanıdı. Kendinizi bizlere bütün açıklığıyla  tanıttığınız için size müteşekkiriz.  Bu yazımızın personelinizle aranızda  nifak ve kavgaya değil, barış ve kardeşliğe vesile olmasını dileriz.

Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum Durmuş Hocam.

 

 

 

 

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER