Güncel:
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan Cizre'ye Ferguson Benzetmesi
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşanan terör olaylarıyla ilgili, "Ferguson’da kimse hendek kazmamıştı, sokaklarda eli silahlı teröristler yoktu, canlı kalkanlar yoktu, evlere, sokak aralarına, okullara, hastanelere, camilere ve ibadet yerlerine gizlenmiş teröristler yoktu. Ama orada kamu düzenini sağlamak için ne tür tedbirler alındığını, sokağa çıkma yasağı dahil olmak üzere her tür adımın atıldığını gördük" dedi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, terörle mücadeleden mülteci krizine, basın ve ifade özgürlüğünden G-20 Liderler Zirvesi hazırlıklarına kadar önemli açıklamalarda bulundu. Kalın, terör propagandası ve terörün yüceltilmesiyle mücadele konusunda İspanya, İngiltere ve Fransa’da çıkarılan yasalardan örnekler verdi. Sözlerine terörle mücadelede şehit düşen askerlere Allah rahmet dileyerek başlayan Kalın, "Kabe’de meydana gelen vinç kazasında hayatını kaybeden Türk hacı adayları dahil diğer bütün hacı ve hacı aylarına Allah’tan rahmet diliyorum. Bununla ilgili gerek Diyanet İşleri Başkanlığımız gerek diğer kurumlarımız gerek diğer ilgili kurumlarımız temaslarını yoğun bir şekilde sürdürüyorlar" dedi.
Terörle mücadele konusunda Türkiye’nin kazanımlarını ortadan kaldırmak, toplumsal barışını, birlik ve beraberliği bozmak için tekrar ortaya çıkan terör belasıyla devletin ilgili bütün kurumlarıyla yoğun bir şekilde mücadele verdiğini belirten Kalın, "Kamu düzeni bütün vatandaşlarımızın, ülkenin neresinde olursa olsun can ve mal güvenliği sağlanana kadar herkesi özgür bir ortamda yaşayacağı şartlar temin edilene kadar terörle mücadele kararlı bir şekilde sürdürülecektir. Nitekim bu süreç içerisinde de yüzlerce terörist ülke içinde ve dışında etkisiz hale getirilmiştir. Kanun dışı yollarla, sokak çatışmalarına yeltenmek, toplumsal husumet yaratmak ancak ve ancak terör örgütünü sevindirir. Bu konuda toplumumuzun büyük bir sağduyu içerisinde hareket etmesini temenni ediyoruz. Bu yöndeki çağrılarımızı tekrar yeniliyoruz" ifadelerini kullandı.
"TERÖRİSTLERİ SEVİNDİRECEK BİR EYLEMİN İÇİNDE ASLA OLMAMAK BÜYÜK ÖNEM ARZ EDİYOR"
"Teröristleri sevindirecek bir eylemin içinde asla olmamak hepimiz için büyük önem arz ediyor" diyen Kalın, "Bizim bu zor imtihan döneminde, husumeti, savaşı, kalleşliği, ihaneti değil barışı, huzuru, güveni, sevgiyi yaşatmamız ve çoğaltmamız gerekiyor. Türk-Kürt, Sünni-Alevi, Diyarbakırlı-İstanbullu, Bursalı-Batmanlı, Trabzonlu-Hakkarili fark etmez, bu ülke coğrafyasındaki her vatandaşımızın özgür, güvende ve müreffeh bir hayat yaşaması için elbirliği ile mücadele ediyoruz. Bu mücadele kararlı bir şekilde bundan sonra da devam edecektir" dedi.
CİZRE OLAYLARI
Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşanan olaylara değinen Kalın, "Terör örgütünün Cizre gibi yerlerde yaptığı girişimlere hiçbir demokratik ülkede müsamaha gösterilemez. Nitekim ilgili güvenlik kurumlarımız, devlet birimlerimiz de bu konuyla ilgili kararlı bir mücadele vermiştir" diye konuştu.
Kalın, şöyle devam etti:
"Burada zaman zaman ulusal ve uluslararası basında özellikle buralarda yaşanan hadiselerle ilgili çok abartılı haberlerin yapıldığını, yalan yanlış haberlerin yayıldığını görüyoruz. Böyle bir güvenlik zafiyetinin ortaya çıkmaması için güvenlik kurumlarımız, birimlerimiz üzerine düşeni kanunlar çerçevesinde yapmıştır, bundan sonra da yapmaya devam edecektir. Burada bir mukayese yapmak gerekirse geçen yıl Amerika’da Ferguson şehrinde yaşananlar aslında çok ibret verici bir tablo ortaya çıkarmıştı. Ferguson’da kimse hendek kazmamıştı, sokaklarda eli silahlı teröristler yoktu, canlı kalkanlar yoktu, evlere, sokak aralarına, okullara, hastanelere, camilere ve ibadet yerlerine gizlenmiş teröristler yoktu. Ama orada kamu düzenini sağlamak için ne tür tedbirler alındığını, sokağa çıkma yasağı dahil olmak üzere her tür adımın atıldığını gördük. Türkiye de vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak, toplumun barış ve huzurunu temin etmek için bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Bundan sonra da yerine getirmeye elbette de devam edecektir. Özellikle terörle mücadele sürecinde hep yaşadığımız bir konudur. Toplumsal duygular çok daha hassas hale gelir. Ama vatandaşlarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, kanaat önderlerimizin, iş çevrelerinin Türkiye’nin her tarafında sağduyu ile aklıselim ile hareket etmesi büyük önem arz ediyor."
Terörle mücadelede birlik ve beraberliğine önemine dikkat çeken Kalın, bu çerçevede bu Perşembe günü Ankara’da yapılacak olan işçi, işveren ve diğer meslek kuruluşlarının yürüyüşünün sevindirici bir gelişme olduğunu söyledi. Kalın, Pazar günü İstanbul’da da büyük bir miting hazırlığı olduğuna dikkat çekerek, söz konusu yürüyüşlerde "barış, kardeşlik ve dostluk mesajları verileceğini ve teröre çok açık, net, kesin bir dille ’hayır’ denileceğini" vurguladı.
"TERÖRİZM NASIL SUÇSA, TERÖRİZMİ ŞİRİN GÖSTERMEK DE SUÇTUR"
Terör propagandasına alet olan çeşitli mecralar, aktörler ve bunlarla ilgili yürütülen tartışmalara dikkat çeken Kalın, "Terörizm nasıl bir suçsa terörizmi övmek, desteklemek, yüceltmek, şirin göstermek, onu estetize ve romantize etmek de aynı şekilde bir suçtur" dedi.
Her terör saldırılarının başladığı dönemde olduğu gibi Türkiye’de de Uluslar arası basında da basın ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığına dair çeşitli haberler yapıldığını ve bazı iddiaların ortaya atıldığını vurgulayan Kalın, "Bu konuyu bir tavzih etmemiz, aydınlığa kavuşturmamız gerekiyor" diyerek İspanya, İngiltere ve Fransa gibi Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde terörün yüceltilmesini önlemek amacıyla çıkartılan yasaları örnek gösterdi. "Bakın bunlar terör eylemine bulaşmış kişiler değil terör eylemlerini şirin gösteren, terör propagandası yapan kişilerle ilgili" diye konuşan Kalın, şunları kaydetti:
"Mesela İspanya’da 19 Mayıs 2015 tarihinde ’ETA’, ’Terra Llilure’ ve ’Grapo’ terör örgütlerinin propagandasını yapmak ve terörizmi yüceltmek ve ayrılıkçı görüşler ile bu örgütlerin geçmiş eylemlerini övmek ve yetkililere karşı yeni saldırılarda bulunmak suçlarından dolayı 19 kişi tutuklanmıştır. Yine İspanya’da geçtiğimiz yıl Nisan ve Kasım aylarında 10 kişi ETA terörünü sosyal medya üzerinden övdükleri, yücelttikleri için tutuklanmıştır. Aynı şekilde İngiltere’de terörün yüceltilmesini önleme yasası çerçevesinde yaklaşık 300 kişi, geçtiğimiz yıl içerisinde tutuklanmış, gözaltına alınmış, haklarında hukuki süreçler başlatılmıştır. Yine Fransa’da 7 Ocak’ta yapılan Charlie Hebdo saldırısından sonra gene terörü övmek amacıyla sosyal medya üzerinden, basın üzerinden yayın yapan, açıklamalarda bulunan kişilerle ilgili hukuki süreçler başlatılmış ve yaklaşık 70 kişi gözaltına alınmış, bunların önemli bir kısmı tutuklanmış ve hakların hukuki işlemler devam etmekte. Bir kısmı da ceza almıştır. Dolayısıyla burada terörle mücadele ederken aynı zamanda terör propagandasına alet olmamak, toplumsa husumeti besleyen, derinleştiren, yetkilileri hedef gösteren yayınlardan da kaçınmak gerekir. Bununla ilgili hukuk çerçevesinde devletin alacağı tedbirler ortadadır."
"BATI BASINININ PKK’YI ŞİRİN GÖSTERMEYE ÇALIŞMASI KABUL EDİLEMEZ"
Batı basınında Türkiye’nin terörle mücadelesine ilişkin son derece yanlı ve yanlış bilgiler yer aldığını vurgulayan Kalın, "Batı basınının güya DEAŞ terör örgütüyle mücadele ediyor bahanesiyle PKK terörünü, teröristleri şirin göstermeye çalışması, onları adeta romantize etmesi, estetize etmesi asla kabul edilemez. Şöyle bir an düşünün, bu tür yayınlar PKK terör örgütü için değil de DAEŞ gibi El Kaide, IRA gibi terör örgütleri için yapılsaydı, bunların yaptığı terör örgütlerini şirin göstereni yücelten yayınlar yapılsaydı acaba Batı kamuoyunun tepkisi ne olurdu? Herhalde herkes infial gösterir, bunların kabul edilemez bir şey olduğunu açıkça ifade ederdi. Türkiye’de hem toplumu hem devleti hem de ilgili bütün kurumlarıyla terörle mücadele ederken terörün propagandasına karşı gerekli tedbirleri almak durumundadır. Bu konuda hepimize büyük sorumluluklar düşmektedir" ifadelerini kullandı.
MÜLTECİ KRİZİ
Kalın, "Avrupa topraklarına kadar yayılan mülteci krizi maalesef Aylan Kurdi’nin o yürek burkan fotoğrafından sonra oluşan infiale rağmen tekrar bir krize doğru gidiyor" dedi.
"O fotoğraf, Aylan Kurdi’nin cansız bedeni bütün dünyayı ayağa kaldırdı ve biz de umutlandık" diye konuşan Kalın, şunları söyledi:
"Belki bu sefer dünyanın ileri zengin ülkeleri bu mülteci krizini çözmek, on binlerce, yüz binlerce Suriyeli, Eritreli, Afganistanlı mülteciye bir hayat alanı tanımak, bir şans tanımak için adım atar diye ümitlendik. Hala bu ümidimizi muhafaza ediyoruz. Özellikle Avrupa’da bazı siyasi liderlerin, sivil toplum kuruluşlarının hatta Papa’nın bu mültecilere ’kapılarınızı, evlerinizi açın’ çağrıları son derece memnuniyet vericidir. Bunu tabii ki takdirle değerlendiriyoruz. Maalesef daha dün yaşanan bir hadisede onlarca kişi gene boğularak hayatını kaybetti. Ege ve Akdeniz’de insanlar ölmeye devam ediyor. Dolayısıyla yeni Aylan Kurdi’ler maalesef yaşanmaya devam ediyor. Bu insanlık adına utanç verici bir durumdur. Biz Türkiye olarak bugüne kadar açık kapı politikası çerçevesinde 2 milyon mültecimizi aldık, onların her türlü ihtiyaçlarını, eğitim, sağlık ihtiyaçlarını karşıladık, karşılamaya devam ediyoruz. Bu yükü taşımak bizim için bir şereftir. Türkiye aslında mültecileri ülkesinde ağırlamak suretiyle aslında insanlığın yüzünü ağartıyor. Türkiye dünyanın en zengin ülkesi değil ama Avrupa Birliği bir bütün olarak dünyanın ikinci büyük ekonomisi. Hatta bazı açılardan birinci ekonomisi olmasına rağmen hala mültecilere gerekli yardımı, ihtimamı göstermemiş olması hakikaten çok düşündürücü bir tablodur. Avrupa liderlerinin de kurumlarının da mülteci krizinin sonlanması için ve bu gariban gureba insanların en azından bir nebze nefes almasını sağlayacak adımları atmasını bekliyoruz. Bu son zamanlarda sık sık soruluyor. Suriyelilerin en çok gitmek istediği yer neresi, Avrupa mı, Amerika mı, Avustralya mı, Kanada mı? Şunu çok açık ifade etmek gerekir ki bütün Suriyelilerin gitmek istediği bir tane yer var. O da kendi ülkeleri. Ama barış içinde, huzur içinde, savaşın, ölümün, varil bombalarının, kimyasal silahların olmadığı bir Suriye’ye gitmek istiyorlar. Türkiye bu konuda üzerine düşen insani, ahlaki görevi yerine getiriyor. Bundan sonra da getirmeye devam edecektir."
"DEAŞ’A HAVA OPERASYONLARI DEVAM EDECEK"
Kalın, DEAŞ’la mücadele konusunda uluslararası koalisyonun etkin bir üyesi olarak kendi yürütülen terörle mücadele çalışmalarının yanı sıra 28 Ağustos’tan itibaren Suriye’de uluslararası koalisyonla beraber hava harekatları yürütüldüğüne dikkat çekti. Hava operasyonlarının sınır boyunda alınan diğer tedbirlerle beraber devam edeceğini belirten Kalın, "Özellikle Suriye-Türkiye sınırında terörden arındırılmış bölgelerin oluşturulması konusunda çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam etmektedir" dedi.
DEAŞ’la ilişkisi olduğu şüphesiyle 20 bin kişinin Türkiye’ye girişine yasak getirildiğini bildiren Kalın, 2 bini aşkın kişinin ise sınır dışı edildiğini açıkladı. Kalın, Türkiye’de yapılan operasyonlarda 500 kişinin gözaltına alındığını, 165 kişinin tutuklandığını bildirerek, hukuki süreçlerin devam ettiğini belirtti.
YABANCI SAVAŞÇILAR
DEAŞ’la mücadelenin sadece Türkiye’nin meselesi olmadığını, bu konuda herkesin üzerine büyük sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Kalın, özellikle yabancı savaşçılar konusunda zaman zaman Türkiye aleyhine kasıtlı haberler yapıldığına dikkat çekti. Kalın, "Bu haberlere bakıldığında sanki yabancı teröristlerin geldiği ülkelerin hiçbir suçu, sorumluluğu yokmuş gibi bütün sorumluluğu adeta bir günah keçisi gibi Türkiye’nin üzerine yıkmak elbette kabul edilebilir bir şey değildir, DEAŞ’la mücadelede işe yarar bir strateji de değildir. Eğer bu yabancı savaşçıların DEAŞ’a katılmasını istiyorsak ki bu ortak hedefimizdir, o zaman bu savaşçıların geldiği ülkelerde, ilk çıkış noktalarında durdurulması gerekir. İkinci aşamada bu eğer temin edilememiş ve bu insanlar gitmişse onların mutlaka istihbarat bilgilerinin paylaşılması ve Türk güvenlik birimlerinin bilgilendirilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.
G-20 ZİRVESİ HAZIRLIKLARI
G-20 Liderler Zirvesi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 15-16 Kasım tarihlerinde Antalya’da toplanacağına işaret eden Kalın, zirveye ilişkin ara toplantıların yoğun bir şekilde devam ettiğini belirtti. Kalın, Türkiye’nin G-20 dönem başkanlığını 1 Aralık 2014 tarihinde Avustralya’dan devraldığını hatırlatarak, Antalya’da yapılacak zirveye kadar 60 bin kişinin katılacağı 70’e yakın toplantıya ev sahipliği yapılacağını vurguladı.
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İSTİFASININ İSTENECEĞİ HABERLERİ ÜZERİNE...

Haberi Oku