ATAMIZI ANMAK VE ANLAMAK

ATAMIZI ANMAK VE ANLAMAK

ATAMIZI  ANMAK  VE  ANLAMAK

Varlığımızı, bağımsızlığımızı borçlu olduğumuz asrın lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 70.yılında onu saygı ve özlemle anıyoruz.

      10 Kasımların matem günü  değil, O’nun mirasına ne kadar sahip çıktığımızın, devrimlerinin aydınlattığı yolda hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmada ne kadar yol alabildiğimizin muhasebesinin yapılacağı gün olarak değerlendirmekteyiz.

       Gazi Mustafa Kemal Atatürk hepimizin atasıdır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ulus devletimizin, üniter yapımızın, ulusal bağımsızlığımızın ve antiemperyalist anlayışın sembol ismidir. Bunu dost-düşman böyle bilir, böyle kabul eder. Atatürk her canlı gibi vefat ettiğinde dünya liderleri ve düşünce adamları tarafından verilen demeçlerde onun büyüklüğü, dünya ve Türkiye bakımından önemli, ölümünden duyulan üzüntü içtenlikle ortaya konmuştur. Düşüncelerinin eskimez olduğu büyük kabul görmüştür.

Atatürk ayrılığı değil birliği temsil eder. Atatürk, teslimiyeti değil bağımsızlığı temsil eder. Dost-düşman bunu böyle kabul eder ve saygı duyar.

Ona sevmeyenler doğal olarak, emperyalistler ve onların işbirlikçileri olabilir. Dünyanın patronları ve onların taşeronlarının Atatürk’ten hâlâ rahatsız oldukları ve korktukları anlaşılmaktadır.

İşte böyle bir ortamda, Türkiye’nin üniter yapısının, milli birliğinin tartışıldığı “Kürt açılım” konusunun TBMM’de 10 Kasım’da görüşülmeye başlanması son derece manidardır. Ulusal birliğimizin ve varlığımızın sembolü Atatürk’ün ölüm gününde birleşmenin değil ayrışmanın seslendirildiği tartışmaların başlangıç günü yapılması Türkiye’nin düşmanlarını sevindirir, dostlarını üzer.

Bir başka deyişle, Atalarımızın kemiklerini, ülkesini, ulusunu seven yurttaşlarımızın vicdanlarını sızlatır.

Bu “Kürt Açılımı” projesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin değil, emperyalist devletlerin bir projesi olması Atatürk’e ve tüm ulusumuza büyük bir saygısızlıktır.

Ayrıştırma ve bölme projesini “Milli Birlik Açılımı” olarak gösterme gayreti boşuna bir çabadır ve halkımızı aldatmaya yöneliktir.

Emperyalist güçlerin kışkırttığı şımarık bölücülerin bir takım sembollerle gösteri yaptıkları, iktidarın onlara anlayış gösterdiği, Atatürkçü Düşünce sistemini yaşatmak istemeyenlerin ise adeta suçlandığı bir süreçte, Türkiye’yi dönüştürme tartışmalarının 10 Kasım’da başlatılmak istenmesi iyi niyetle bağdaşmaz. Bu Atamıza saygısızlık, milletimize hakarettir.

Bayrağımızın yarıya indirildiği bir günde bunlar yapılır mı?

Ayyıldızlı al bayrağımızı tamamen indirme projelerinin yapıldığı, Türkiye’yi bölen-parçalayan haritaların ortalıkta dolaştığı bir süreçte milletimizin damarına mı basılmak istenmektedir?

Acaba Ata’mızın ölüm gününde bir şeyler mi kutlanmak isteniyor? Her şeyi istismar eden bölücülerin ileride 10 Kasım’ı, “Kürt Açılımının başlangıç günü” olarak kutlayıp istismar etmeleri muhtemeldir.

Atamızı gönlümüzden, beynimizden ve tarihimizden silmek kimsenin haddi değildir.

10 Kasım’larda Atatürk’ü anmak ve anlamaya çalışmak vicdani, insani bir görev olduğu kadar, ulusal bir görevdir de.

O’nu özlemle anarken, düşüncelerini ve eserlerini yaşatma kararlılığımızı bir kere daha dosta-düşmana ilan ediyoruz.

                                                                                             09.10.2009

                                      Ercan UZUN                                                                                                                            ADD Uşak Şube Bşk.  

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER