Zor dönemlerden geçiyoruz. 40 yıllık bir proje olan FETÖ terör örgütü ülkeyi kana buladı. Ülkede ve orduda büyük bir kaosa sebep oldu. Çok şükür bunu da şimdilik atlattık. Şayet Cumhurbaşkanımız o meşum gece şehit edilseydi, Türkiye 16 Temmuz  gününe bir iç savaşla girecekti. 
 Herkesin ve her kesimin itidalle ve akılla hareket etmesi gerekiyor. Zira öyle bir örgütle karşı karşıyayız ki, dünyada eşi emsali yok. Sosyal mühendisliğin şahikası! Üst akıl ABD’nin ortaya koyduğu bir senaryo hayata geçirilmeye çalışıldı.   Bu örgütün 30-40 yıldır, Türkiye’de soru çalarak kadrolaştığı ortaya çıktı. Tutuklanan tuğgenerallerin orduya kopyayla girdikleri tespit edildi.  Bu sürecin 70’lere 80’lere kadar uzandığı anlaşılıyor. ABD güdümündeki 12 Eylül darbesinden sonra korunup kollanan Fethullah denen hainin 70’li ve 80’li yıllarda orduda soru çalacak ne gücü,  ne de  kadrosu vardı.  Bu yıllarda burada soru çalacak gücün sadece ve sadece ABD olduğunu farkederseniz, oyunu ve oyunun büyüklüğünü anlarsınız.
 Orduya sızdırılan ilk ekiplere ve sonradan gelen ekiplere verilen emir şu: Eşiniz  açık olacak, gerekiyorsa bikini giyecek, mini etek giyecek. Orduevlerinde  ve cemiyetlerde bulunacak,  içki içilen ortamlarda  gerekirse sarhoş olmayacak kadar içilecek. Gizlenme imkânı yoksa oruç tutulmayacak, kefareti ödenecek. Namazlar ima ile kılınacak vs. Bugün yakalanan Fetöcü olduğunu itiraf eden generallerden biri,  bir yakınımın askerdeki komutanı.  Kuran okudu diye bölüğün ortasında zavallı bir askerin ağzını burnunu kan revan içinde bıraktığını anlattı. 
Bütün bunlar ne demek. Orduda  Kemalist sandığımız askerlerden de büyükçe bir kısmı FETÖ terör örgütü mensubu.  Bugün bütün partilerde sivil toplum örgütlerinde bol miktarda FETÖ cü var.  Kimi Aydınlar Ocağı içinde, kimi Türk Ocakları içinde, kimi Yarsav’da kimi bütün sendikalarda sağ, sol, liberal veya devletçi tüm sivil toplum örgütlerinde araziye uymuşlar.   İş adamları ya yanlarında ya da baskı altında yanlarında görünüyor. Onlara faydası olmayan iş adamlarına ve cemaat için gerekli  esnaflara hayat hakkı yok. Direnenlere derhal maliyedeki memurlarını gönderip analarından emdiği sütü burunlarından  getiriyorlar. Sistem buydu!
  Eğitimi, Harbiye’yi, Mülkiyeyi, Yargı’yı tüm bürokrasiyi ele geçirdiler. Buralardaki tüm kritik  ve stratejik makamlar ellerindeydi. 17-25 Aralıktan sonra birazcık, özellikle emniyet teşkilatında  zayıflatıldılar ama asla temizlenmediler, temizlemekte kolay değil. Zira bütün iktidar partilerine sızdıklarından daha fazla Ak Parti’ye    sızdılar. Partinin içinde stratejik noktaları ele geçirdiler. Onlarla Cumhurbaşkanımız tek başına mücadele ederken,  Şubat 2012 MİT krizinden sonra Bakan Hüseyin Çelik,   “Cemaat devlete sızmış buna kargalar Güler” dedi.  Bülent Arınç, ve  17-25 Aralık’tan sonra isyanları oynadı.  Manisa’daki cemaat operasyonu sonrası;  ”Manisa'da son günlerde bir şeyler oluyor”,  ”Ben şimdi Manisa'ya oy verin diyeceğim, dedim de zaten. Bana demezler mi biz seni tanıyoruz, seviyoruz. Ama sen de bizim sevdiğimiz adamları basıyorsun. Örgütçü gibi emniyet müdürü şöyle yapıyor, böyle yapıyor dese ben ne diyeceğim? Ayıptır günahtır. Haklarında yeterli delil bulunmadıkça, makul şüphe bunların ötesine geçmek lazım” diyordu. 
Bugün Silahlı terör örgütünün “Fethullahçı olduğunu o gece öğrendim, bana ahmak diyebilirsiniz,” diyor. Elbette diyeceğiz.  Ama,  ahmaklıktan öte olmasından şüpheleniyoruz. Kimseye güvenimiz kalmadı.
Bu hain örgüt, yurt dışında İngilizce eğitim verdikleri okullarında, Anglosaksonlara, İngilizce konuşan toplumlara ve kültürlere hizmet etti.   Birkaç Asyalı ve Afrikalı çocuğa  İstiklal Marşı öğretip, “Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın” şarkısını terennüm ettirip, Türkçe Olimpiyatları düzenledi. Milliyetçi muhafazakârları bu tip organizasyonlarla avladı. Solun bir kısmını ve Liberal özgürlükçü çevreleri Abant Toplantıları ile kafa kola aldılar. FETÖ son 40 yılda bütün iktidarlarla iyi geçindi (Erbakan Hükümeti hariç)  Bütün iktidarların nimetlerinden faydalandı. Geçmiş hükümetler döneminde hızla kadrolaştı. Ecevit’in himayesinde Adalet Bakanlığınının kritik noktalarını  işgal etti. O kadar ki, Gülen, bir imkân verilirse ahirette  Ecevit’e şefaatçi olacağını söyledi.(Ona imkan verilmeyecekte kime verilecekti! )  "Cebrail (AS)'ı çok severim, âşık gibi. Burnumun kemikleri sızlar, hiç görmediğim tanımadığım bir melek bu. O bir parti kursa ben ona diyeceğim ki; 'sen bir parti kurdun ama müsaadenle ben seni desteklemeyeceğim.' Esas benim için önemli olan Türk toplumunun ittifakıdır. " dedi. (Siyaset yapmaya gerek yok darbe daha kolay)
  Kimse,  hadi lan sapık, manyak   Allah emredecek sen yapmayacaksın öyle mi? Sen kimsin?  Sen Allah’tan daha iyi bileceksin, öyle mi?  demedi. Bu serserinin kendini Allah’ın bile önüne geçirdiğini fark etmek istemedi.  Bu ve  benzeri hikâyeleri anlatan bir takım başka ruhbanlar da  memleketimizde cirit atıyor. Kimisi  sidik-i şerif türü binbir türlü saçmalıkla peygamberimize  iftira atıyor, onu küçük düşürecek hikayeler anlatıyor.  Kimisi harem kurmuş, kedicikleri ile vur patlasın çal oynasın dini oyun ve oyuncağa çeviren harem  yayını yapıyor.  Etkili ve yetkili hiç kimse bu zevatın   itikat bozukluklarını ifşa etmiyor. Görmezlikten geliyor. Ülke olarak bu tür hastalıklı zihin yapısına sahip adamların darbe yapma noktasına geldikten sonra fark edilmesinin bugünkü Türkiye siyasetinin  en önemli meselesi olduğunu düşünüyoruz. 
  Son Ak Parti Hükümeti dönemine gelindiğinde Eğitim ve dershaneler tamamen Fetö’nün eline geçmişti.   Değil milliyetçi muhafazakar, solcu çevreler  bile çocuklarını bunların dershanelerine ve okullarına verme yarışına girdi. Çünkü buralardan çıkan çocuklar, Fetö’nün  değerlendirme raporları çerçevesinde bir yerlere giriyor, çeşitli baltalara sap oluyorlardı. Bu şekilde halkla bir türlü menfaat ilişkisi kuruyorlardı. Halk çocuklarını kaybettiğini çok sonra anladı!  Ak Parti döneminde bu durum tavan yaptı. Zira bakan seviyesinde destekler alarak, her yere sızmışlardı.  Ak Parti içinde kendilerine rakip gördükleri samimi ve ehliyetli kadroları o bilindik yöntemleriyle saf dışı bıraktılar. Halkın yarısına yakının tepkisine ve sosyal yarılmalara sebep oldular. Zira halkın bir kısmının çocukları asker olamadı, polis olamadı, çok azı devlet memuru ve öğretmen olma şansını yakalayabildi. Bürokraside de yer alamadılar. Çünkü sınav soruları çalındı binbir türlü kumpas kuruldu.  Emniyet yargı işbirliğiyle insanların hayatı söndürüldü, istikballeri çalındı. Siyaset bu oyuna geldi. Atamalarda çoğu zaman ehliyet ve liyakat prensipleri göz ardı edildi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan hakkında halkın bir kısmında oluşan düşmanlık ve nefret hissi Fetö-ABD operasyonlarıyla  beslendi. Ülkede yarıya yakın  bir sosyal yarılma ve ayrışma yaşandı. Cumhuriyet  Hükümetleri’nin en büyük yatırımlarını yaparak halka hizmette çığır açan, milli savunma sanayinde  devrim niteliğinde ciddi mesafe alan  bir lidere karşı, halkın bir kesiminde  oluşan bu düşmanlık hissinin sosyolojisi ve psikolojisi bilimsel çalışmalara konu olacak bir problematiktir. 
Bugün görülüyor ki; Fetö iç ve dış politikada  kurduğu kumpaslarla iktidarı zor durumlara düşürdü. Garip bir şekilde halk liderine sahip çıktı, onun paralel yapıyla tek başına götürdüğü mücadelesine destek oldu.  Sonuçta bunlar avcı oldu millette av. Ama son kırk  yıllık süreçte kendilerini av konumunda gösterip mağduru oynadılar. Gerçekte avcı kendileriydi ve av rolünü de başarıyla oynamışlardı. Böyle böyle siyaseti ve ticareti dizayn ettiler.
Sonunda yolumuz bu kanlı darbeye çıktı. Bu sinsi ve alçak örgütü temizlemek kolay olmayacak. Bir kısım FETÖ cülerin devlet sistemi içinde himaye edenler, onlara referans olanlar çıkıyor ve çıkacak.  Tek korkum dayısı olan FETÖ’cülerin bu işten yırtması, garibanlarının yanmasıdır.  Bu en büyük hata olur. Zira adalet, merhametten daha önce gelir. Ahbap çavuş ilişkisiyle iş  tutmak ise, ehliyeti, liyakati ortadan kaldıran, devletlerin inhilaline sebep olan en büyük haksızlık ve ahlaksızlıktır. Bedelini bütün millet öder. 
Uşaktan ayrılalı 6 ay oldu. Ancak hırsı aklının önüne geçmiş bazıları   rektör hocayı hedef almak  için sosyal medyadan bana da  bulaştılar. BANA VE REKTÖRE FETÖCÜ DİYEN HAİNLERE, GAFİLLERE, OPORTİNİST AHLAKSIZLARA CEVABIMDIR. başlıklı makalemi yazdım ve yayınladım.  Makalede ismi geçenlerden biri yorumunda bana tetikçi demiş.  Bir başka arkadaşım haber sitesinde iftiracı iddiasında bulunmuş. Kendini haklı çıkardığını düşündüğü bir belgeyi yayınlamış. Eksik yapmış. O soruşturma da benim verdiğim dilekçeyi de yayınlaması lazım. Soruşturma dosyasını bir bütün olarak görmesi gerekir. Soruşturma sonuçlanmamışsa gizlidir. O zaman haber yapmadan soruşturmanın bitmesini beklemesi ve haberi yapmadan önce rektörden de  bilgi alması lazım. İki tarafın iddialarını da yazması gerekir. Gazetecilik budur. Aksi tetikçilik olur, kamuoyunda algı yaratmaya yönelik yayın olur.    Bu tür yayınlar yargıyı etkilemeye dönük yayına girer ki, yasalara uygun değildir.    Yine bu arkadaşların şahsıma iftiracı ve müfteri iddiası haksız ve mesnetsizdir. Şayet bu kötü niyet içermeyen bir tespitse,   okunan cümleyi anlamadıkları anlaşılır.  Sanırım diye başlayan ve  şüphe izhar eden bir cümleyi hüküm cümlesi gibi kabul etmek ve iftiracı-müfteri  iddiasında bulunmak doğru değildir. Makalemde bir ufak yanlış bilgi  var, onu da yorumlar kısmında okuyucudan özür dileyerek tashih ettim.  Makalemin her satırının arkasındayım. Bin düşünür bir yazarım.  Bu işi başlatan Muharrem Boz adlı kişi hakkında yasal yollara başvuruyorum. Benim makalemden rahatsız olan hakkına girdiğimi düşünen kim varsa yasalara başvursun. Şeriatın kestiği parmak acımaz. Ama ben yine de beşerin adaletine güvenmem. Rektörü bilmem ama bana iftira atanlarla Rabbimin huzurunda hesaplaşacağız. Hayatım boyunca zalimlerle mücadele ettim. Kimsenin kalbini kırmadan yaşamaya çalıştım. Kendimi hiç saklamadım, Sebataist olmadım.  Doğru bildiğimi söyledim.  Bana düşmanlık edenlere dahi düşmanlıkla karşılık vermedim, elimdeki yetkileri adalet üzere kullanma gayreti ve şuuru içinde oldum. Ama dini telakkileri,  mezhepleri,  meşrepleri ve siyasi çıkarları adına  alçakça iftira atanlara hakkımı helal etmiyorum.
Sevgi ve saygılarımla. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Serkan Karcı (Gerçekler) 7 ay önce

ali galip hoca uşaka i̇lk geldi̇ği̇nde üni̇versi̇tede çalişanlarin hepsi̇ bi̇li̇r. di̇ndar dve çok etki̇li̇ bi̇r hocaydi. cemaat evleri̇nde kalan öğrenci̇lere ona soru sormayi yasaklamişti. odasina gi̇rmeyi̇ bi̇le yasaklamişti. çünkü çocuklar çok etki̇leni̇p soru soruyorlardi bi̇r kismi da evleri̇ terkedi̇yorlardi. fetöcü-ler bu karakterli̇ di̇k duruşlu müslüman hocadan çok çekti̇ler. 28 şubattan sonra da postaldilar zaten. bugün en çok onun konuşmaya hakki var. sen yaz biz okuyacağız ali galip hocam. söylediklerin hep bir bir çıktı.

Misafir Avatar
cavit 7 ay önce

sayın hoca, bir önce ki makalenizde "yarın istihbarat raporları ortaya çıktığında en az fetöcü olan üniversitelerin başında uşak üniversitesinin geleceğini anlattım. rektörün bu üniversitede hiçbir gurubun öbeklenmesine izin vermediğini ifade ettim." demişsiniz ama gelinen noktada öyle olmadığını görüyoruz. rektörlük seçimlerinde kolkola gezdiğiniz düne kadar beraber oldukların m.e.y, a.a, m.a gibi arkadaşlarının isimlerini nasıl oluyorda fetöcü diye açıkca yazıyorsun kendine gelince vicdandan bahs ediyorsun ama bu insanlar ya aklanırsa?veya öyle iseler bunların rektörün prensi olduklarını ise en iyi bilen sensin ben her iki yazını analiz edince üniversitesinin içinde ki bu yapının çözülmesinden ziyade önlemeye savunmaya yönelik bir davranış sezinledim yanlış isem hakkınızı helal derim.ve sizden bu yazıma cevap isterim.

Misafir Avatar
Sedat keçeci 7 ay önce

Yıllardır tanırım hocam hep dik oldun ne badireler atlattın hep kazandın doğru er yada geç kazanır başarılar hocam

Misafir Avatar
Ali Galip Baltaoğlu 7 ay önce

yorumcu cavit, ben muhtemelen senden helallik dilememişimdir. millete hesap verecek olanların hesap sorma makamında olmadıklarını hatırlatırım. benim söylediklerimin gerçek olup olmadığını öğrenmen için biraz sabırlı ol. kamuoyu oluşturmaya çalışma. yinede sorularına cevap veririm. birincisi açık ismini yazacaksın. saklanmayacaksın. erkek olacaksın yiğit olacaksın. ikincisi isimleri verirken harfle söylemeyeceksin açık açık yazacaksın. ben bu cemaat üyelerine söyleyeceklerimi en güçlü oldukları zamanda söyledim. son iki yılda sustum. çünkü birçok kişi konuşabilir olmuştu. fakat bu hainlerin darbe yapacak ve bu işi milletini katledecek kadar ileri götüreceklerini ben bile tahmin edemedim. bugün bu işe sebep olanaların hesap verme günü. yazdığım şeyi açıkça yazarım. bunların yaptığını hafifletenlerin, aklanırlarsa muhabbetiyle vicdana davet edenlerin oyunlarını biliyorum. hukuk önünde aklananlar olsa da bu milletin vicdanında bu değirmene su taşıyanların hiçbiri aklanamayacaklardır.

Misafir Avatar
Kuytu 7 ay önce

Benim için faydalı bir analiz oldu, teşekkür ederim.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.