Esas ”İşsizlik Açılımı” şart!

Esas ”İşsizlik Açılımı” şart!

Esas ”İşsizlik Açılımı” şart!
banner471

Toplumun gerçek gündemi olan işsizliğin çözümü için "ulusal istihdam stratejisi açıklanıyor. Bu kangren problem için esas açılımın işsizlik açılımı olması gerektiğini düşünenlerdenim. Ülkemizin bu hassas probleme toplumun tüm katmanlarıyla öneriler geliştirmesi ve kamu duyarlılığının artırılması gerekiyor.

Bugün ki ekonomik yapıda ülkemizin işsizliğe kalıcı çözüm üretebilmesi için her yıl en az yüzde sekiz büyümesi gerektiği bir gerçek. Nüfusun da yüzde 68’inin 15-64 yaş aralığında, gelir darlığından kırsaldan kente hızla artan göç gibi birçok neden her yıl işsizler yığınını büyütmeye devam ediyor.

2005 yılından beri yazılarımda defalarca işsizliğin; işgücü arz-talep etüdünün yapılmadığı, işgücüne verilen eğitimin piyasanın ihtiyaçlarına cevap veremediği, nüfusun fırsat ve tehditlerine göre ulusal istihdam politikasının oluşturulmadığı, kadınların işgücüne gittikçe azalan işgücüne katılım oranı, girişimciliğin yeterince desteklenmediği, esnaf, sanayici, çiftçilerin, hükümetlerin ve meslek örgütlerinin dünyada ki ekonomik gelişmelerden uzak yapılanmasının, popülist yaklaşımların işsizliği pompaladığını örneklerle paylaşmıştım.  

İşsizlik konseyinin bir araya gelmesiyle ulusal istihdam strateji belgesinin açıklanmasının beklendiği ortamda tüm bu düşüncelerime ek olarak; 

Bugün piyasa koşullarının ve bilgi ekonomisinin gerektirdiklerini yapamamanın sonucu, iflaslarla gelirsizlik ve işsizlik artırıyor. Sadece sanayi değil, ticaret de, birbirini tekrar eden, yenilik ve yaratıcılıktan yoksun yapısıyla kısıtlı kaynak yaratıyor.

Değişik iş kollarında vergi, SGK primleri ödeme performansı bir yıl önceyle kıyaslandığında ortaya çıkan sonuç, bugünün dünden daha da zorlaştığını, iflasların kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Aynı iş kollarında arz fazlası esnaf ve sanayicinin varlığıyla katma değersizlik işsizliğin önemli nedeni. Hükümetlerin de popülist yaklaşımlarıyla katma değersiz sektörleri teşvik etmesiyle de, işsizlik ve artan gelirsizlik artık ekonominin yapısal sorunu. Halbuki kamunun ilgili meslek örgütleriyle sektörel bazda ciddi yönlendirme ve sektör komitelerinin oluşturulmasıyla sürdürülebilir gelir ve istihdam altyapısı geliştirilebilir. Eğer hükümetler teşvik vermek istiyorlarsa; teşvik mekanizmasını tek elden organize ederek, sektör birleşmelerini ve ortaklık faaliyetlerini destekleme altyapısını oluşturmalı ve performansına göre adım adım teşvik miktar ve çeşidini artırmalıdır. Yoksa kanserli bir hastaya ünitelerce kan vermek, ancak üç-beş gün daha yaşamasına imkan verebilir. Eğer hastanın yaşaması isteniyorsa, esas olan kanserli organa neşter atmak olduğu çok açık.

Diğer önemli bir konu da; ülkenin bölgesel bazda değil, ilçeler bazında yerel kalkınma stratejilerinin geliştirilerek, kırsalda çözülen nüfusun göçünün engellenmesi gerektiğidir. 852 ilçeyle ülkemizin her birinin kalkınmasının önündeki fırsat ve tehditlerin çok iyi etüt edilerek, rekabetçi avantajlarının belirlenmesiyle geleceğinin inşası çok ama çok stratejik.

Örneğin, geçen yıl 54 kuruş olan buğday taban fiyatının 55 kuruşa çıktığını, ancak maliyetinin 62 kuruş olduğu ortamda, yerelin altyapısına uygun alternatif ürünlerin hasadının geliştirilmesi çok önemli. Biz Türkler için en önemli iş yapma motivasyonu "başarılı örnekler" olduğu tüm tarihsel örnekleriyle ortada iken yerel yöneticiler bu örnekleri geliştirme ve modeli tanıtma konusunda çaba harcamalıdırlar. Yereli yönetmek sadece taş döşeyip, park bahçeden ibaret değil, sosyal devletin esası olan sürdürülebilir gelirle işsizliğin önüne geçmek olduğu gelişmiş ülkelerdeki örnekleriyle ortada.

Sonuç olarak; İzmit Derince ile Uşak Banaz, Diyarbakır Ergani, Ağrı Patnos’un gerçeklerini ya siyah ya da beyaz tek bir politikayla gelirlerini artırmak, bugünün değil, dünün çözümüydü. Bugün milli gelirleri arasında neredeyse on kat fark olan, 15-64 yaş grubunun bazılarında göçlerle anormal farklılık gösterdiği bu ilçelerde doğal olarak yatırım alanları, işgücü talebi farklı olacaktır. Esas olan, her birinin sosyo-ekonomik yapısının, ihtiyaçlarının belirlenerek yereli sorgulama stratejisiyle alternatif yatırım alanlarını belirleyip, kalıcı gelir artışları sağlamaktır. Yoksa hamaset edebiyatları, yoksulluk ve işsizlikten nemalanan siyasetlere esaret kaçınılmaz. Sadece nüfusun dinamizmiyle tüketim rakamlarıyla, kısıtlı üretim kapasitesiyle büyüyen ülke olarak, gelişmişlik aldatmacası içinde gidip geleceğiz.

Elzem olarak; ulusal istihdam stratejisinin açıklanmaya çalışıldığı bugünlerde; farklı ittirme, yapay açılımlara gerek kalmayacak, yerelin ihtiyaçlarına göre alternatif yatırım alanlarını belirleyerek tüm toplum katmanlarının da görüşü alınarak "işsizlik açılımı" şart!.. İşsizliğin çözümü demek, tüm Türkiye mozaiğiyle geleceğin elbirliğiyle inşası demek ise aksi halde teröre, sapkınlıklara, toplumsal kaosa teslim olmak demek midir?

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER