2.5 YIL TUTUKLU KALAN KUMPAS KURBANI ESKİ REKTÖR SAİT ÇELİK BERAAT ETTİ

2.5 YIL TUTUKLU KALAN KUMPAS KURBANI ESKİ REKTÖR SAİT ÇELİK BERAAT ETTİ
banner471

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında hakkında 2016 yılında soruşturma başlatılan ve 2 yıl 6 ay cezaevinde kalan Uşak Üniversitesi eski Rektörü Sait Çelik beraat etti. 

  Hakkında 2016 yılında FETÖ'den soruşturma açılan yargılanıp 7 yıl 11 Ay hapis cezasına çarptırılan ve 2 yıl 6 ay tutuklu kalmasının ardından Yargıtay kararı ile tahliye olan Çelik in yeniden yargılanmasına bugün devam edildi.

banner521
 Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sait Çelik  beraatini istedi. Mütealasını okuyan Savcı daÇelik’in beraatını istedi.

Kısa bir ara veren mahkeme heyeti Sait Çelik’in beraatine karar vererek tutuklu bulunduğu dönemlere ilişkin tazminat hakkının bulunduğunu bildirdi.

  Duruşma sonrasında açıklamalarda bulunan Sait Çelik, Uşak Üniversitesi Rektörü olarak görev yaparken FETÖ üyesi olmak isnadıyla 22 Aralık 2016’da göz altına alındım. FETÖ’cü olmadığıma ve FETÖ  ile gövdemi ortaya koyarcasına mücadele eden bir Rektör olduğuma dair onlarca apaçık kanıt  olduğu halde 31 Aralık  2016’da  tutuklandım. 2 yıl 6 ay hapis yattıktan sonra, Yargıtay’ın, FETÖ üyesi olmadığıma, dahası duyarsız da davranmayıp FETÖ’ye karşı kesin tavır aldığıma dair tespiti  ve  değerlendirmesi sonucu tahliye oldum. Bugün Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesince gerçekleştirilen duruşma sonucu da çok şükür beraat ederek aklandım. Bu kararla, FETÖ  mücadelesini fırsat, çıkar ve kazanç kapısına dönüştüren FETÖ artıklarının ve istismarcılarının oyunu bozulmuş  ve adalet tecelli etmiş oldu.   

Otuz yılı aşkın akademik hayatım boyunca yüzlerce öğrenci yetiştirdim. Bunun yanında projeler, bilimsel çalışmalar ve yöneticilik yaparak devletime ve milletime hizmet etme gayreti içinde oldum.  Şahsım adına gerçekleşen süreç ne olursa olsun hiçbir zaman devletime ve milletime kırılmam ve küsmem söz konusu olamaz. Ateş haklı veya haksız kendine dokunduğunda, büyük resmi görmeden önceliklerini kaybederek nefisini, millet ve devlet bekasının önüne geçirenlerin dava adamlığından söz edilemez. Gavura kızıp oruç bozanlardan değilim. Bizim geleneğimizde devlete kırılmak ve küsmek yoktur. Zira  tarihimiz kendini milletine adamışların çektikleri sıkıntı ve ıstırap örnekleriyle doludur. Diğer yandan kamuda yetkilerini kötüye kullanarak devletine ve milletine hıyanet edenler, eninde sonunda adalet önünde hesap vermekten kurtulamazlar.  Mahşeri vicdanda mahkum olmaktan ise asla kaçamazlar.

Rabbim bize cezaevinde bir çok tecrübeler bahşetti. FETÖ mensuplarının nasıl bir savruluş içinde olduklarını, zorunlu olarak aynı ortamı paylaşmakla, yakinen gördüm. Ülkemiz 17/25 Aralık ve 15 Temmuz’da CIA/MOSSAD patentli, OTORİTE olarak Siyonist rejimi kabul eden hainlerin saldırısına uğramıştır. Tarihimizde emsali görülmemiş FETÖ casusluk şebekesine karşı,  daha uzun soluklu, daha dikkatli ve öngörülü  bir mücadele sürecine ihtiyaç vardır.  Bunun istiklal ve istikbal mücadelesi olduğunu görmemek, gaflet değilse ihanettir.

5.5 yıl Uşak Üniversitesine şerefle hizmet etmiş, FETÖ’cülük isnadıyla  mahkum edilerek büyük bir hataya kurban edilmiş bir Rektör  ve ülke aydını olarak   üstüne basa basa  bir kez daha ifade ediyorum: Sömürgeci emperyalist güçlerin maşası olan FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadele, bu ülkenin beka davasıdır. Küresel sömürgeciliğe karşı,  başta aydınlar olmak üzere bütün milletçe  birlik, beraberlik ve dayanışma şuurunu  yeşertmeye, yaşatmaya ve Çanakkale ruhunu  ayağa kaldırmaya mecbur ve mahkumuz. Pire için yorgan yakamayız ve nefsani duygularla hareket edemeyiz.  Bu nedenle  bu ülkede yaşayan bütün aydınların, gönül coğrafyamıza yapılan müdahalelerde ve bölgede enerji kaynaklarının paylaşımıyla ilgili yapılan mücadelede, devletinin ve milletinin yanında durması gerektiğini bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak isterim. 

Bizler başımıza bir musibet geldiği zaman: "Biz Allah'a aitiz ve sonunda O'na döneceğiz" diyerek sabreden ve musibet üzerimizden kalktığı zaman ise “Bütün övgüler bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur” diyerek şükredenleriz. Yaratandan ötürü yaratılmışları seviyor, sayıyor ve bu nedenle iyilikleri yaymaktan ve kötülüklere mani olmaya çalışmaktan başka bir anlayışı bu bedene yük sayıyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle kamuoyuna ve halkımıza en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2020, 21:29

Kazım ŞEN

YORUM EKLE
banner534
SIRADAKİ HABER